Bursa Hakimiyet

Hayatımızı hacklemişler!

Cep telefonlarının olmadığı bir dönemde yetişen, dizlerindeki yaraları kabuk bağlayan bütün çocuklar gibi, eve kaçta gelmesi gerektiği aklına kazınmış durmadan saatini kontrol eden tüm ergenler gibi, haber saatinde televizyonun sesini açıp günün geri kalanında salon süsü muamelesi gösteren dedeler gibi yaşamak istiyorum artık ben. Teknolojinin nimeti de, illeti de kendine kalsın. 
Gittikçe çirkefleşen televizyon programları da, insan içinde “ay ben hep belgesel” tadında takılıp gizli gizli yetenek yarışma izleyenler de, ağdalı aşk acılarıyla dolu dizileri gerçek hayata tercih edenler de, elindeki akıllı telefon ile dünyayı kurtardığı yanılgısına kapılanlar da, hedef gösterenler de gösterilenler de olmasaydı keşke… 
Yaşamayabileceğimiz çok daha güzel bir hayat varken, her şey çok daha başka bir huzur ile dolabilecekken uyutuluyor ve de uyuyoruz fiilen. Beynimiz düşünmeyi çoktan bıraktı, ana dilimiz buraları çoktan terk etti, komşuluklar biteli yüzyıl geçti, değerlerimiz küle döneli devir değişti. 
Sosyal medya hesaplarımız ya da banka hesaplarımız ele geçirildiğinde bile, birisinin çaldığını değil de “hack”lendiğini söylüyoruz nedense. Hayatımız “like”tan, “retweet”ten ve “post”tan ibaret. Üçüncü sayfadan magazine, magazinden spor ekine geçiriyoruz günlerimizi… 
Yetişin dostlar, kültür elden gidiyor diye bağıracak; geçmişimizde ülke olarak dört dörtlükmüşüz de başımıza gelenlerin tek sorumlusu yeni dönem teknoloji ürünleriymiş gibi davranacak değilim. Hepimiz biliyoruz ki, hata bizde. Hayatımızın yönetimini, bireysel olarak da, toplumsal olarak da hakkında adam gibi bilgi sahibi olmadığımız insanlara ya da aletlere bırakan bizlerde… 
Biz bu kafayla yaşıyormuş gibi davranmaya devam edersek, uzaylılar gelip gezegeni altımızdan çekse fark etmeyiz. Elimizde akıllı telefonlarla herkesin moda uzmanı kesildiği çirkeflikler gösterisini izler, boşlukta oksijensiz kalana kadar da olduğumuz yerden kıpırdamayız. 
Hazır yeri gelmişken buradan  uzaylı dostlarımıza da bir mesaj iletmek isterim, “biz kadrini kıymetini bilemedik gezegenin, siz de bize benziyorsanız zahmet buyurup da gelmeyin!”
Ve sen, yazıyı sonuna kadar okumaya dayanabilen arkadaşım, sen bu hayatı yaşamak zorunda değilsin. Yumruğunu masaya koyup, yaşamak istediğin hayatı geri alabilirsin. Çünkü bu hayatta bütün şifreler sensin!