Bursa Hakimiyet

Hayırlı cumalar

Bizimki kadar yoğun gündemi olan başka bir ülke var mıdır bilmiyorum. Otuzlu yaşlarını geçen insanlar olarak toplanıp başka bir ülkeye göç etsek, daha sakin, daha sistemli bir kasabaya yerleşsek mesela sıkıntıdan patlarız diye düşünüyorum. Aksiyon kanımıza işlemiş, olaysız nefes alamıyoruz. Zaten eskilerin "rahat batıyor" deyimi başka hiçbir kültüre bu kadar yakışmıyor, hepimiz biliyoruz… 
Tuğçe Kazaz ile ilgili sosyal medyayı sallayan ve hareketsizlikten sıkılan herkesin balıklama dalarak yorum üzerine yorum yaptığı haberi duymuşsunuzdur. Hakkında yazılan çizilenleri okumuş, belki gülmüş eğlenmiş belki de kadının haline üzülmüşsünüzdür. 
Bu haber üzerinden insanın kafasına takılan iki nokta takılıyor. Birincisi, her habere inanmaya ne kadar meyilli olduğumuz. Sonuçta Kazaz'ın böyle bir açıklama yapmadığı, olayın yalnızca eğlenmek isteyen uyanık bir arkadaşın oyunu olduğu ortaya çıktı. Ancak birçok insan, doğruluğunu sorgulamadan konuyla ilgili nedense kendilerini muhatap alıp zehir zemberek yorumlar yapmaktan da geri durmadı. Habersizlikten yapıyoruz desem değil, gündem çok monoton desem değil, bir sorunumuz var toplumca nasıl anlatılır belli değil… 
İkincisi de, iş inançlara geldiğinde ne kadar özgüven sahibi olduğumuzdur. Yani Tuğçe Kazaz'ın din değiştirmesinden tutun da yaptığı sanılan açıklama hakkında da uzman görüşlerimizi beyan etme hakkını görüyoruz kendimizde. Bütün dinleri en iyi biz biliyoruz, bütün doğrular cebimizde, zaten onlara göre yaşıyoruz ve bize söz söyleyemez hiç kimse!
Hoşgörümüzü yastığımızın altında bırakarak başlıyoruz galiba günlere. Rekabeti mi sevmiyoruz, bizden iyisine tahammülümüz mü yok, kimselere itiraf edemediğimiz komplekslere mi sahibiz bilemiyorum. Ama mesela konuyla ilgili ağır açıklamalar yapma ihtiyacı hisseden insanlarla oturup bir sohbet etmek, hangi ruh haliyle böylesine cümleler kurduklarını öğrenmeyi de çok istiyorum. Bu yaştan sonra psikoloji okutacaklar insana… 
Ünlü olsun olmasın, insanların hangi dine inanacağına, neden o dine inanacaklarına ya da nasıl ibadet etmeyi tercih edeceklerine biz karışamayız ve karışmamalıyız da… Kendi hayatımızla ilgili biri laf etse sinirleniriz de, mesele asla yüz yüze gelmeyeceğimizi düşündüğümüz ünlü isimler olunca açılıyor bizde çene… Velhasıl, tuhaf ama eğlenceli bir toplumuz. Ve evet, bazen nerede duracağımızı bilmiyoruz. 
Herkese, inançlarını özgürce yaşayabileceği, kimsenin inancını şov malzemesi haline getirme ihtiyacı hissetmeyeceği bir düşünce sistemi ve de hayırlı cumalar dilerim efendim…