Bursa Hakimiyet

Hüznün adı var

Bazen içinizi acıtan şeyleri kelimelere dökmekte zorlanırsınız hani, hani hayatınızı anlatsanız roman olur ama bir türlü bilemezsiniz nasıl anlatacağınızı… Hani bu topraklarda herkesin bir hikâyesi vardır da, kimse dinlemeyi bilmez birbirini. 
Yazının icadından bu yana, sizin boğazınızda düğümlenenleri anlatabilenler vardır iyi ki. Siz hayatın koşturmacasında kaybolup giderken, onlar duyarlar, dinlerler etrafındakileri. Bilirler her hikâyenin önemini, bilirler kelimelerle dans etmeyi… Yeri göğü farklı renklere boyamasını da bilirler, içimizdeki hüznün adını koymasını da, yüzümüze inceden bir gülümseme yerleştirmesini de, aşk ile yanan gönülleri-mize su serpmesini de… Yanmasını da bilirler, yanmanın nasıl ifade edileceğini de… 
Bir koca çınar daha geldi geçti coğrafyamızdan, tarihimizden, kültürümüzden, damarlarımızdan. 
Anlattıklarıyla kalbimizde yıkılmaz bir tahta oturan, duruşuyla yalnızca sevgimizi değil saygımızı da kazanan, kelimeleriyle bizi bambaşka dünyalara atan bir koca çınar.
Bizi birleştiren, bütünleştiren, birbirimizden farkımız olmadığını fark etmemizi sağlayan bir Yaşar Kemal geldi geçti buralardan…
Sosyal medyayla boğuşan gençlerimizin birkaç cümlesinden fazlasını bilmemesi bizim suçumuz aslında. Gelecek kuşaklara, genetiğimize işlemiş bir devi anlatamamış olmamız da bizim hatamız. 
Biz, bağrından kopup gelen dehaların kıymetini, onları kaybetmeden anlamayan zavallılarız çünkü… 
O yüzden hüznün adı var bizim anılarımızda. O yüzden anlamlı cümleler paylaşmak yerine, çok biliyormuşuz, çok anlıyormuşuz gibi davranarak kendimizi kandırmak yerine, gerçekten okumalıyız Yaşar Kemal’in anlattıklarını bize… 
“İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez” demiştin ya usta, affet ama biz sana çok geç kaldık galiba…