Bursa Hakimiyet

Kapak defteri

Kendiyle dalga geçebilen insanlara saygı duymak mı gerekir, kendisiyle dalga geçmesinin nedenlerini araştırmak mı gerekir bilemiyorum. Ama son zamanlarda sosyal medyada kendi dahil herkesle dalga geçen, geçebilen ve bunu mümkün mertebe kimseyi kırmadan yapan bir ismi yakından takip ettiğimi de itiraf etmek istiyorum.
Rahmetli dedem bir insanı gerçekten tanımak için aynı kaptan yemenin ve aynı yola gitmenin gerektiğini söylerdi. Bir sanatçıyı yakından tanımak için de, toplumsal olayların gerçekleştiği anları kollamamız gerekiyormuş demek ki. Zira sesinden ya da söylediği şarkılardan zerre keyif almadığım Atilla Taş, Twitter’da yazdıklarıyla gözümde bambaşka bir yerde oturuyor şimdi. 
Herkes istediğini düşünmekte özgür elbet ama ben sanatın da sanatçının da biraz muhalif olması gerektiğini düşünenlerdenim. Işık tutması, yol göstermesi gerektiğine inananlardanım. Büyük olduğunu düşündüğümüz nice sanatçının sergilediği tavırlar ya da kuramadıkları cümleler sonrasında Atilla Taş'ın kitabının basılıyor olmasına bu yüzden taktım. 
Sanal dünyada gündemi yakından takip eden, yalnızca klavye delikanlılığı diye tabir edilen bilgisayar başından yazma durumunda olmayan, aktif olarak her yerde boy gösteren Taş'a takılan, alaya almaya çalışan ya da bildiği en can acıtıcı cümleleri yan yana sıralayan da çok oluyor kuşkusuz. Kendisiyle her an dalga geçen biriyle dalga geçmeye çalışmak da ayrı bir psikoloji olsa gerek. 
Neyse efendim, Taş'ın sosyal medya üzerinden insanlara verdiği yanıtlar ve tabiri caizse ince ayarlar “Bir Delinin Kapak Defteri” adı altında kitaplaştırılarak piyasaya sürülüyor. Gündemimize, insanımıza dair çok fazla şey bulabileceğinizi düşündüğüm kitabın sizi yer yer gülme krizine sokacağından da şüphem yok. 
Yoğun hayatımıza gülümseten bir mola verdirmesini umduğum kitap aynı zamanda gündemin nabzını da tutması bakımından ilgimi çekiyor. Yıllar sonra, bugünlerde neler yaşadığımızı anlatacak kelimeler bir kenarda bizi bekliyor olacak. 
Bir zamanlar Akbulut fıkraları anlatılırdı dilden dile, huyumuzdur bizim, severiz anonimleştirmeyi, bu yüzden sanıyorum Taş'ın kitabındaki kapaklar da aynı sonu yaşayacak…