Bursa Hakimiyet

Kitap kokusu

Kitap delisi olmanın en belirgin özelliklerinden biridir kitap kokusuna âşık olmak. Kitapları koklayarak, dokunarak, hissederek almak… Çok satanlar ya da yeni çıkanlara göre değil de, elinize aldığınızda kitabın size hissettirdiğiyle, gizem dolu kokusuyla karar vermek… 
Sahafları çok sevmemin nedeni de bu hiç geçmeyen kitap kokusu. İnsana yaşadığını, yüzyıllardır yaşandığını hatırlatan o koku… Her şeyin “ticari” anlam taşıması gerektiğine inanılan şu günlerde, kütüphanelere, sahaflara gidip, sessiz sedasız nefes almaya devam eden kitaplarla haşır neşir olmalı belki de. 
Shakespeare and Company; ilki 1919 yılında açılan ve Hemingway, Joyce, Pound gibi usta kalemlerin uğrak mekânı olan Paris'te bir kitabevi. Kitapçı demiyorum çünkü burası yalnızca kitap satan bir yerden çok daha farklı, çok daha anlamlı. 40lı yıllardaki Alman işgali sırasında kapanan kitabevinin ikincisi 1951 yılında açılmış. Ve o gün bugündür, Paris'te yazarlarla okurların buluştuğu, kitap aşkıyla kitap kokusunun havaya karıştığı, paranın geri planda kaldığı yaşayan bir mekân. Kimileri Paris'i Eyfel kulesi yüzünden görmek ister, benim tek derdim bu kitabevinde biraz zaman geçirebilmek açıkçası. 
Günümüzde hala dimdik ayakta duran, birbirinden farklı etkinliklerle içimizdeki kitap sevdasına merhem olan Shakespeare and Co, yarım asrı geçen geçmişiyle insana tarihin yaprakları arasında gezinme şansı da sunuyor. Dünyayı ayağımıza getiren internette yazanlara göre de, kitap yazmayı amaçlayan yazarlara yatacak bir yatak sağlayarak destek oluyor. 
Dört bir yanınızda ahşap raflara dizilmiş milyarlarca kelimenin arasında uyuduğunu, bir yandan tarihe tanıklık ederken bir yandan onu yazdığını hayal ettiğinde dehşete düşüyor insan, dehşete!
Dilerdim ki, bizde de on yılları aşan böyle kitabevleri olsun. Dilerdim ki, Bursa, yazarların sıklıkla tercih ettiği bir buluşma noktası olsun. Edebiyatın hayalleri, şehrimizde can bulsun. Dilerdim ki, yeni nesillere kitap kokusunun ruhu nasıl beslediği anlatılabilsin. 
Dilerdim ki tarihimizi yalnızca kitaplardan, restore edilip restorana çevrilen tarihi yapılardan değil de, yaşayan ve yaşatan mekânlardan da öğrenme şansımız olsun…