Bursa Hakimiyet

Koku

Her insanın, her evin, her sokağın kendine has bir kokusu vardır. Anılarımızı canlandıran, bazen çocukluğumuza götüren, içimizi ısıtan kokulardır bunlar. Anneannenizin evine girdiğinizde aldığınız koku, yıllar, mobilyalar, deterjan markaları değişse de değişmez. Güvenin, sevginin, huzurun kokusudur; zihninizden silinmez. 
Koku her zaman güzel duygular uyandırmıyor ne yazık ki. Her koku cennetten çıkmıyor, anne kokusu gibi. Nefes aldığımıza pişman eden, burnumuzu söküp atma isteği uyandıran kokular da var hayatımızda. Ve ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kötü kokulardan her zaman kaçamıyor insan. 
En çok şikâyet ettiğimiz kokulardan biri yazın toplu taşıma araçlarında burnumuzun direğini derinden sarsan ter kokusu elbette. Bununla ilgili günlerce konuşabilir, biyolojik gerçeklerden bahsedebilir ya da anlayışlı olmak gerektiğini savunabiliriz. Ama asıl nokta, suya sabuna dokunmanın en temel ihtiyacımız ve en basit çözümümüz olduğudur. Bu mantığı herkese yerleştirsek, klimaların da yardımıyla yaz dönemi şehir içi yolculuk kâbus olmaktan kurtulur. 
Peki ya kışın soğuk günlerinde? Klimalar sıcak havayla etraftaki kokuları algılama hissiya-tınızı iki katına çıkarıyorken? Aman canım sen de, kışın da terlemez ki insan demeyiniz. Zira terden bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim, parfüm şişesiyle aşk yaşayan arkadaşlar. Güzel kokacağım ve kadınların ya da erkeklerin aklını başından alacağım derken, kendi etraflarına delinmesi zor plastik bir çember örenler. Kendileri o koku furyasının içinde nasıl hâlâ nefes alabiliyorlar bilemiyorum. Biz, kokuya maruz kalan insanlar olarak, ciddi anlamda zorlanıyoruz çünkü. 
Arkadaşlar, yapmayın. Güzel kokacağım derken kendinizi okyanus esintileri taşıyan bir kokarcaya çevirmeyin. Hele hele toplu taşıma kullanıyorsanız lütfen parfümünüzü işyerine gittiğinizde ya da randevunuza yetiştiğinizde, kapı önünde yenileyin. Koku duygumuzla ve sinirlerimizle oynamayın. 
Ayrıca unutmayın ki, herkes sizin kadar sevemiyor koku yayan molekülleri. Bu sabah parfümüyle yıkanmış bir abi sağ olsun, bir insanın bir günde kaç kez hapşırabileceğini test etme şansı yakaladık çevremdekilerle. Mevsim kış olduğundan, havada uçuşan polen ve toz yoktur diye günlük ilaçlarını almayan ben-deniz, kıpkırmızı bir burun, kıpkırmızı ve sulanmış gözlerle okyanustan tiksindim, affedersiniz. 
Güzel kokmak iyidir, hoştur da, koku yayarak dolaşmak insanca gelmiyor bana. İster bedeninizin ürettiği ter kokusu olsun, ister kozmetik endüstrisinin tasarladığı yapay bir koku. Tek başınıza bir dağda yaşamıyorsanız, lütfen kokularınız konusunda biraz daha hassas davranmaya çalışınız. Kimse sizin yüzünüzden nefessiz kalmak zorunda değil, değil mi?