Bursa Hakimiyet

Mantık hatası

Dünya gündemi her gün başka bir olayla çalkalanırken, ülke gündemimiz de altta kalmazken bizim yaptığımız en önemli aktivite ekran karşısına geçip, devamını bir hafta sonra öğrenebileceğimiz dizileri izlemek nedense.
Akşam haberlerinden sonra özetiyle, reklamıyla falan en az üç saatimizi bizden çalan dizilere bu kadar bağlı olmamız birinci mantık hatası iken, dizilerde yaşayan karakterlerin çoğunun varlığı da ikinci mantık hatası bana kalırsa. Neden diyeceksiniz, anlatayım. 
Bütün kızlar güzel, bütün erkekler yakışıklı. Ve hepsi de her gün başka bir kıyafetle karşınıza çıkacak kadar zengin. Hani kimsenin bir giydiğini bir daha giydiğini göremezsiniz, sanırsınız işsiz de olsanız tarz elbiseler ve takılarla ortalarda dolanabileceksiniz. 
Hiç gözlüklü esas oğlan yok mesela, kızların hiçbirinin saçlarını uyku sonrası kuş yuvasına dönmüş bir halde de göremezsiniz, asla. Günün hangi saati canlandırılırsa canlandırılsın, makyajı yüzüne yapışmış oyuncuların mimiklerinden çok, ne ara makyaj yaptığına takılırsınız. 
Âşık olan çok âşık olur, dünyaları yakar. Sevgilisine jest yapmak isteyen adam günün ortasında türlü romantik hareketler yaparken de kimse sormaz, arkadaşım senin işin gücün yok mu, ne ara çalışıyorsun, patronun ne kadar anlayışlıymış diye. Aynı şey kız için de geçerli elbette, günde iki saat çalışıp son model arabalarla gezebildikleri işyeri neresiyse, bizi de aldırsınlar diye yazalım bir dilekçe.
Mevzu tıkanıp, konular kendini tekrar etmeye başlayınca da mutlaka bir kötü karakter çıkar ortaya olmadı iyilerden biri kötüleşiverir intikam duygusuyla. Entrikalar, yalanlar falan derken bizim âşıklar birbirini yanlış anlar ve ayrı düşerler. Güzel kız kaçar yakışıklı erkek kovalarken, âşık kavgasının nasıl olmadığını da bize gösterirler. Ne yani, siz inanıyor musunuz herkesin bu kadar sakin karşıladığına, üçüncü dünya savaşı çıkmadığına?
Sizin sabahın körü düştüğünüz yollarda ruhunuzu daraltan trafik meselesi de hiç uğramaz bizim karakterlere mesela. Arabaya atladıkları gibi son hız ulaşırlar gitmek istedikleri yere. Bir de ne ara kültürümüze geçtiğini bilmediğimiz, evin içerisinde ayakkabılarla gezme durumu var, ona girmeyeceğim bile!
Tamam, canım bütün dizilerin aynı olduğunu söylemiyorum ama geneli böyle. Genelinde hayatla, ülke gündemiyle, çoluk çocuğun ihtiyaçlarıyla falan hiç ilgileri ya da dertleri olmayan diziler var izlenenlerin içerisinde. 
Akşam yorgunluğumuzu dindirmek, vakit geçirmek için izlediğimiz bütün bu mantık hataları silsilesi algımızla oynuyor bence. Arada nefes almak, hepsinin kurgu olduğunu kendimize ve etrafımızdakilere hatırlatmak lazım diyorum arkadaşlar, sizce?