Bursa Hakimiyet

Odam dağınık, kafam değil

Hayatımızın her anını düzenlemeye çalışarak ya da var olan düzene ait olmaya çabalayarak geçirmemiz sizce de zaman kaybı değil mi? Ah, evet, düzensiz yaşamak mümkün değil, kabul ediyorum. Toplumların barış ve huzur içerisinde yaşayabilmeleri için elbette ki belli başlı düzenlere ihtiyaç var, ben onlardan bahsetmiyorum. 
Kişisel yaşantımızda, kimseye zarar vermediğimiz halde, olması gereken ile ilgili kafamıza yerleştirilen “düzen”lerden bahsediyorum. Doğduğumuz andan itibaren, cinsiyetimize, yaşımıza, sosyal statümüze bağlı olarak bizden beklenen düzenlerden. 
Kız çocukları daha titiz mi olmalı gerçekten, ya da erkek evlat dediğin illa ki dağınık mı yaşar her yaşta? Çay kahve ikramı kız çocuğa, geceleri eve geç gelmek erkeğe mi düşer? Belli bir yaşı geçtiyseniz illa ki sabah sekiz akşam altı mı olmalı çalışma düzeniniz? Sırf memlekette saygın bir doktorsunuz diye eğlenemez, bir gece olsun kendinizi dağıtmaz mısınız? Yoksa siz de dağınık insanların savruk ve dikkatsiz olduğuna inananlardan mısınız? 
Çocukluğundan beri odasını toplamaktan keyif almayan, ilk üniversite deneyiminde bir yıl kaldığı yurtta işkence çeken biri olarak; yukarıda saydıklarımın hepsinin saçmalık olduğunu büyük bir inançla söyleyebilirim. 
Hem zaten İngiltere’deki bilim adamlarına kalırsa, zekâ ile dağınıklık arasında da bir ilişki var. Ne kadar dağınıksan o kadar zekisin diye bir cümle kurup çok zeki olduğumu iddia edecek değilim. Ama adamlar diyorlar ki, dağınık kişiler zor problemleri düzenli kişilere göre daha çabuk ve kolay çözüyorlarmış. 
İnanıp inanmamak size kalmış tabii. Ama unutmamak gerekir ki, dünyada çığır açan icatları yapanlar ya da aklımıza kazınan sanat eserleri bırakanların hiçbiri kendisine biçilen rolleri kabul eden, düzen hastası kişiler değildi. 
Düzen iyidir, tamam. Ama dağınıklık bazen daha iyidir.