Bursa Hakimiyet

Oğlan bizim kız bizim

Düğün sezonu geldi ya, gecelerimiz artık daha bir macera, daha bir cümbüş dolu. Bursa’nın yıllardır devam eden düğün adetlerinden biri olan “tavuk alma” sağ olsun, uykunuzun arasında “oğlan bizim kız bizim” çığlıklarıyla uyanabilir, davulun ritmiyle kendinizden geçebilir, genlerinizin de yardımıyla gecenize “göbek atma” molası verebilirsiniz. 
Kına gecesinin hemen sonrasında düzenlenen ve kız evinin toplanıp, güle oynaya erkek evine “tavuk” almaya gittiği bu âdetimizin, kaybedilen birçok geleneğe rağmen hâlâ devam ediyor olması da bir ilginç geliyor bana. Demek ki eğlenmeyi seviyoruz. Topluluk halinde coşma fırsatımız varsa, kesinlikle kaçırmıyoruz. 
Eskiden olduğu gibi hasta olan evlerin camına herhangi bir çiçek de koyulmadığından ya da “dikkat hasta ve yaşlı vardır” gibi ibareler de asılmadığından, mademki gelini kınaladık o zaman bütün mahalleyi gürültüye boğalım çünkü buna hakkımız var düşüncesiyle sokakları arşınlıyoruz. Çünkü gece on ikiden sonra evde yüksek sesle müzik dinleseniz ya da ne bileyim arkadaşlarınızı toplayıp parti vermeye kalksanız, yarım saat içerisinde kapınıza polis ya da aşırı asabi alt komşu dayanabilir. Ama söz konusu düğünse, gelinin elleri kınalandıysa, damat evi tavuk verecekse hoş görülürsünüz. Hoş görüleceğinizi de bildiğinizden, gecenin bir vakti eğlencenin dibine vurursunuz. 
Kimse eğlenmesin ya da kimse evlenmesin demiyorum elbette. Ama bu yaptığımız çifte standarda girmiyor mu sizce de? 
Yüzyıllardır süregelen geleneklerimizi bir kenara bırakalım, modern şehir hayatının gereklerine uyalım, köklerimizi inkâr edelim demiyorum, diyemem. Ama biz eğlenirken birilerinin uyuyor olabileceğini, hasta olabileceğini ve hatta ölüm döşeğinde olabileceğini de aklımızdan çıkarmayalım derim ben. Belki de kına gecesi bittikten sonra değil de başlamadan önce yapılsa bu tavuk alma, gecenin bir körü hiçbir çocuk sıçramayacak yatağından korkuyla… 
Demem o ki, oğlan bizim kız bizim tamam da, komşu da bizim dostlar; biraz dikkat adamı öldürmez ya…