Bursa Hakimiyet

Pek Yakında

Bayram kalabalığı var diye sabahtan aldığımız biletler, ceplerimize doldurduğumuz şekerlemeler ve büyük umutlarla gittik sinemaya. Cem Yılmaz film çektiyse gidip izlememek olmazdı ya, bolca da merak vardı içimizde kapıdan içeriye girerken. Gece seansının bile ağzına kadar dolu olması, Cem Yılmaz filmlerinin ülkemizde ne kadar büyük bir kitle tarafından sevildiğini ve takip edildiğini de gözler önüne seriyordu elbette. 



Sinemaya gidip de izlediği filmi heyecanla arkadaşlarına anlatan insanlardan değilim. Hele hele film ile ilgili önemli detayları buradan ilan edip, soğuk bir Ekim gecesini gülümseyerek geçirmenize engel olacak hiç değilim. İki saat on dakika süren filmi izlerken sıkılmayacağınızın garanti olduğunu söyleyebilirim sadece. Filmdeki göndermelerle, Türk sinemasının yüzüncü yılında sinema tarihimize bir saygı duruşu niteliği taşımasıyla alacağınız keyfin ikiye katlanacağını ekleyebilirim bir de. 
Oyuncuların her birine hayran olduğunuz filmin senaryosu da, sonu da, atmosferi de sizi anında içine alıyor. Her bir karakter aklınızda öyle bir yer ediyor ki, yetenek kelimesi aklınızda bambaşka bir anlama bürünüyor. 
Hani bazı filmlerde içinizde beliren “ne zaman bir şey olacak acaba?” duygusu, semtinize hiç uğramıyor. Çünkü ilk sahneden itibaren biliyorsunuz ki, Cem Yılmaz ve mizah tarzı filmde her an kahkaha atmanıza neden olabileceği gibi, hemen öncesinde boğazınızın düğümlenmesini de sağlayabilir.  
Hikâyeyi izlemiyor, aralarından biriymişçesine yaşıyorsunuz. Ve ilginçtir, klişelerden hiç rahatsız olmuyorsunuz. 
Eğer komedi denildiğinde aklınıza Recep İvedik ve türevi yapımlar geliyorsa bu film sizi elbette ki tatmin etmeyecektir. Şimdiye kadar hiçbir Türk filmini izlemediyseniz ya da Pek Yakında filminde yapılan göndermelerin referanslarını anlamazsanız da, sinemamıza çok ayıp etmişsiniz demektir. 
Ama içimizden birilerinin, bizim gibi insanların büyük bir maceraya atıldığı bu baştan sonra renkli filmi izlemek eminim size de, bana geldiği kadar iyi gelecektir.