Bursa Hakimiyet

Sabahçı kahvesi sorunsalı

Sesiyle bizi büyüleyen ustalardan Frank Sinatra, New York şarkısında “I want to wake up in a city that never sleeps” diye haykırır. Türkçe meali ile asla uyumayan bir şehirde uyanmak istediğini bizimle paylaşır ve duygu durumumuzu sakinden coşkuluya doğru taşır. Eğer ki şarkının o kısmında sesini yükseltenlerdenseniz, ya da içinizden sabaha dek bu şehrin tadını çıkarmak geliyorsa; yanlış yere yerleşmişsiniz. 
Erkenden uyuyan ve geceleri ayakta olanları sevmeyen bir şehir Bursa. Yani diyelim ki hafta sonu arkadaşlarınızla dışarı çıktınız, konsere ya da bir etkinliğe gittiniz. Ve diyelim ki çıkışta canınız dürüm yemek ya da çorba içmek yerine, şöyle en kokulusundan güzel bir kahve içmek istedi. Eğlenceli gecenizi geleneksel bir ayılma ritüeli ile tamamlamak istediğinizi varsayalım. Hiç boşuna hayal kurmayın, hevesiniz kursağınızda kalır. 
Kentin sokaklarını turlar, açık bir mekân görüp girmeye kalkar ve on dakika içinde hesaplarını kapatacaklarını bu yüzden size servis yapamayacaklarını öğrenir, her yer kapalıysa bunca insan nereye gidip geliyor diye içinizden geçirir, semt semt gezerken gençliğinizi yitirirsiniz. Çünkü bu kent, yalnızca yemek yiyenlere iyi davranır geceleri. 
Elbette ki terminale gidip yedi gün yirmi dört saat açık olan yerlerden birinde sıcak bir çay içebilirsiniz. Ama yolcu peronlarının arasında avucunuza sıkıştırdığınız çay, yanında suyuyla gelen Türk kahvesi aşkını dindirmez ki!
Ne olurdu sanki yaratıcı ruhlu bir girişimci çıksa da, kafesinin hafta sonları sabaha kadar açık olduğunu açıklasa! Ya da birisi yalnızca gece on ikiden sabah yediye kadar hizmet sunan bir “sabahçı kahvesi” açsa, bizim gibi kahve tutkunlarını gece gece ağlatmasa. 
Uyku güzeldir, katılıyorum. Uyumak hem bedeninizi hem ruhunuzu dinlendirir, sağlığımız açısından da oldukça faydalıdır; tamam. Ama isterdim ki arada bir de olsa, ayakta dursun, uykusuzlara da kucak açsın Bursa!