Bursa Hakimiyet

Sarayönü

Bir sarayımız olmasa da, sultanlara layık bir saray önümüz var… Hani şehre tepeden bakan, her sokağına, her caddesine bir bakış bırakan saray önü… 
Bursa Devlet Hastanesi’nin hemen karşısında, gökyüzü ile kentin tam ortasında bir çay bahçesi var.  Biliyorum hastane çevresindeki mekânlar hep hüzün içerir, biliyorum anılarımız bizi hep acı günlerin eşiğine getirir ama dertlere bir kuşbakışı kahve de iyi gelebiliyor pekâlâ. 
Uçurumun kenarından şehre hükmedi-yormuşsunuz hissine kapılacağınız çay bahçesinin tostları hani o bildiğimiz, özlediğimiz tostlardan. Çayları masaya çabuk gelenden, sık tazelenenden. Kalabalığı her yaştan, her zevkten. 
Yarısından fazlası otopark olarak kullanılan Sarayönü çay bahçesinde, kış ayları geldiğinde arabanıza servis yapmalarını isteyebilir, buz gibi havada manzaraya karşı çayınızı kahvenizi arabanızdan çıkmadan içebilir, böylece tütün yasağına yeni bir bakış açısı getirerek keyfinize keyif katabilirsiniz. Ah bir de hafiften yağmurluysa hava, doyamazsınız şehre yağan damlaları izlemenin tadına… 
Hiçbir mekân mükemmel değil elbette ki, mutlaka gittiğinizde beğenmediğiniz detaylar olacaktır. Kişisel olarak beklentilerim başarıyla karşılandığından ben, mekâna değil de manzaraya takılıyorum her seferinde. O içlerinde kim bilir hangi hayatların yaşandığını, ne öykülerin yazıldığını düşündüğünüz şehir manzarasının ortasında bir yerde kocaman beton kâbuslar çarpıyor gözüme gözüme. Doğanbey konutlarından bahsediyorum elbette. İçinde yaşayanlar için birer yuva olsalar da, oldukça kötü ve zorlama duruyorlar Bursa’nın siluetinde… Her seferinde de aynı soru gelip takılıyor aklıma, hiçbir şey yapılamaz mı bu çirkinlikten kurtulmak için acaba? Bir kentin göbeğinde açtığınız derin yara, bir daha kapanmaz mı asla?
Bir hafta sonu, mesela bir pazar sabahı, daha şehir uyanmadan gidin Sarayönü’ne; aranızı düzeltin şehirle, düşle, hayalle… Bir de düşünün çayınızı yudumlarken, bir de sarayımız olsaydı, sultanların ruhu o tasarım felaketi binaları gördükçe bizi rahatsız etmez miydi diye!