Bursa Hakimiyet

Şehrin ritmi

İnsanoğlu olarak en garip özelliklerimizden biri içinde bulunduğumuz ortama bukalemunlardan daha hızlı adapte oluyor olmamız sanıyorum. Ve hayatta kalmamızın, nesli tükenen türlerden biri olmamamızın nedeni de bu olsa gerek. Önlenemez adaptasyon gücü!
Bu adaptasyon güçlerinin içerisinde en önemlisi de içerisinde yaşadığımız mekâna sağladığımız uyum. Her şehrin kendine göre bir temposu vardır, malum. Yaşadığımız şehirlerin hayatı yakalama hızı neyse, bizim hayatın peşinden koşma hızımız da o oluyor elbette. Bursalı, İzmirli, Ankaralı gibi tabirlerin dilimize yerleşmesinin sebebi de doğup büyüdükten sonra terk etmediğimiz, artık genetiğimize işleyen şehrin ritmi. 
Bursa; ritmini her geçen gün hızlandıran ama bunu gerçekleştirirken algılarımızla oynamayıp bizi yıpratmayan bir şehir. Öyle ki, kültürümüzün en belirgin özelliklerinden biri olan yavaş değişimlere tepki göstermeme ruhumuzu anlamış, bizi üzmeden, kalbimizi kırmadan, aklımızı başımızdan almadan, kendisiyle birlikte benliğimizi de değiştiriyor inceden. 
Yaşamımızın temposu hızlanırken yorulduğumuzu fark etmiyor, bize sunulanı kabullenmekte hiçbir beis görmüyor, herhangi bir şey kaybedip kaybetmediğimizle ilgilenmiyoruz bile. Çünkü zaman bizimle birlikte akıyor, şehir bizimle birlikte değişiyor ve bir saniye olsun şiddetli bir değişiklik yaşatmadığı için durup anlayacak ya da kazan kaldıracak halimiz olmuyor. 
Her sabah yeni bir güne, her gün yeni bir maceraya, her pazartesi yeni bir haftaya ve her mart yeni bir bahara başlıyoruz. 
Umutlarımızı dimdik tutmaya, ana haber bültenlerinde göğsümüzü sıkıştıran haberleri umursamamaya, gelecekten endişe duymamaya, her şeyin güzel olacağına inanmaya ama en çok da yeniliğin iyi olacağına kendimizi ikna etmeye çalışarak kaybolup gidiyoruz bu şehrin sokaklarında. 
Yeni başlangıçların iyi olduğu öğretildi ya bir kez bize, bir şeye başlayabilmek için başka bir şeyi sonlandırmamız gerektiğini unutuyor, sonlandırdığımız şeylerin bedelini ödeme zamanı geldiğinde de çocuklar gibi ağlıyoruz. 
Allah’tan Bursa bizi derinden sarsmak yerine önemsiz sallantılarla oyalıyor da, ruh sağlığımızı tamamen kaybetmiyoruz. 
Bu sabah uyandınız ve kim bilir kaç yaşındasınız, kim bilir kaçıncı haftaya başladınız. Bu sabah uyandık ve on yıl önce uyandığımız şehrin nereye gittiğini anlayamadık. Şehrin ritmi iliklerimize işlemiş meğer de farkına varmamışız…