Bursa Hakimiyet

Sizi unutturacaklar Leydi Macbeth!

Unutursak kalbimiz kurusun. Yıllarca çalışıp, çabalayıp, kocasının arkasında duran o gözü pek kadını; kocası korkaklık ettiğinde bile hedefleri doğrultusunda adım atmaktan korkmayan o cesur kadını unutmadık, unutmayacağız. Tiyatro sahnelerinden silseler de adını, gönlümüzden silemezler Leydim; biz fısıldayacağız senin repliklerini birbirimize akşamları, anacağız seninle birlikte o kuşkucu kocanı…
Ah o cadılar, bizi bu işlere hep onlar kışkırttılar. Zaten Macbeth'in de aklını hep onlar karıştırdılar. Gittikçe paranoyaklaşmasına neden ses çıkarmadılar? Yüzü güzel, kalbi güzel leydim, o cadılar ki bizim de aramıza sızdılar, o cadılar ki kendi kehanetleri gerçeğe dönüşsün diye üzerimize büyüler attılar, ama sizi unutturamadılar, unutturamazlar… İktidar için her şeyi göze alanlar, sonrasında hiçbir şey olmamış gibi arkalarına bakmadan kaçamazlar. Biliyoruz senin suçun değildi leydim, biliyoruz ki sen kraliçe olmak için yaratılmıştın, kaderden vereceklerini almadan bu dünyadan gidemezdin… 
Şimdi artık yalnızca kitaplarda karşılaşacağız seninle. Sahnede görmek, görüşmek, hasret gidermek mümkün olmayacak bize. Özel tiyatrolardan ya da yurt dışından takip edeceğiz seni, belki de tozlanacaksın raflarımızda, ettiğin hatanın bedelini ödeye ödeye. Her şeyi bilen o cadılara sorsan, şaşkınlıktan küçük dillerini yutmuşlardır bile! 
İktidar hırsı kötüdür, iktidar hırsıyla etrafını yakıp yıkmak daha kötüdür. Elindekilerle yetinmedi ya Macbeth, o kanlı bıçağı tutuşturdu ya senin ellerine leydim, orada çizildi senin kaderin. Kimse duymamalı, kimse bilmemeli ne günahlar işlediğinizi, vicdanınızı parçalayan o acı gerçeği kimlere anlatabilirsiniz ki? En iyisi sizi acılarınızla baş başa bırakmalı, ruhunuzu dinlendirmeli, değil mi?
İçin rahat olsun leydim, burada senin öykünü anlatacak onlarca insan var. Başına gelenleri hak etmediğini biliyorlar. İçin rahat olsun leydim, seni unutturamayacaklar. Bak bunca yıldır ne oyuncular, ne yönetmenler ne geneller ne müdürler geçti; kimsenin adı yok hatırımızda. Oysa sen kanlı canlı, hayattasın, dolanıyorsun aramızda…