Bursa Hakimiyet

Sosyalliğin medyası

Elektronik kitap çıktığı ana kadar yaşadığımız devrin ne kadar elektronik bağımlısı olduğunun farkına varamamıştım, kabul ediyorum. Gerçi ben her zaman o mis gibi kokan, avucunuzu dolduran kitaplardan yanayım ama zamanın gittikçe artan bir hızla değiştiğini de kabul etmek lazım. 
Artık hemen hiçbirimiz gazete okumuyoruz. Haberleri izlemiyoruz. Arkadaşlarımızla sohbet etmiyoruz. Bunun yerine internette geziniyor, haberleri sosyal medyadan takip ediyor, arkadaşlarımızla mesajlaşıyoruz. Elektrikler kesildiğinde sıyırmanın eşiğine gelen insanlar görmemiz bu yüzdendir. 
Devir bu kadar hızla değişirken elbette ki yaşamlarımızda büyük etkisi olan, her ne kadar gerçek hayata hazırlamadığını düşünsek de bizde önemli yer eden eğitim sisteminin de zamana ayak uydurması, kendisini yenilemesi gerekiyor. 
Bir yerlerde, teknoloji devlerinin ve ultra zengin abilerin çocuklarını internetin ya da bilgisayarın olmadığı okullara gönderdiklerini okumuştum. Çocukların hayal gücünü sekteye uğratmamak adına eski usul eğitime güvenmek bence de mantıklı olsa da, ergenlikle birlikte artık üzerinde kontrolünüzün azaldığı evladınızın zamana nasıl ayak uydurabildiğini bilmeniz de önemli diye düşünüyorum. 
Bursa Kent Konseyi Gençlik Meclisi geçtiğimiz günlerde sosyal medyanın doğru kullanımı ile ilgili bir etkinlik gerçekleştirmiş mesela. İki gün süren “Medya Gezginleri” eğitimi kapsamında açık veri erişimi ve veri gazeteciliği ile sosyal medya kullanımı konuları işlenmiş. Uygulamalı gerçekleştirilen bu eğitimin gençlere yeni bir bakış açısı getireceğinden kuşkum yok. 
Her ne kadar okullarımıza “medya okuryazarlığı” gibi seçmeli dersler koymaya başladıysak da, gencecik beyinlerin kendilerini tehlikeye atmadan kişisel keşiflerini gerçekleştirmeleri adına bu tarz eğitimlerin çoğaltılması gerektiğini düşünüyorum. Bursa’da yaşayan bütün gençleri Kent Konseyi’ne beklemek yerine, gençlik meclisi üyeleri belli aralıklarla okulları gezip bu konuda aldıkları eğitimleri paylaşsalar bile önemli bir adım atmış oluruz değil mi? 
Her ne kadar birçoğumuz elimizde iz bırakan gazetenin dokusunu, birbirimize mektup yazdığımız günlerin samimiyetini, gazetecilerin “haber atlattığı” günleri, telefonun yalnızca bir haberleşme aracı olmasını, fotoğrafların baskıdan çıkmasını beklemenin heyecanını arıyor olsak da, yeni nesil kablolarıyla büyüyecek… Ve galiba yapmamız gereken şey, durumu kabullenip, kendi lehimize çevirebilmek için çabalamak…