Bursa Hakimiyet

Ve Oscar’ı kazanan…

Her yıl dünyanın dört bir yanından yaklaşık bir milyar insan, oturup Oscar Ödül Töreni’ni izliyoruz. Saat farkını, işimizi gücümüzü, dünya derdini unutup; sinema dünyasına, o görkemli geceye dalıp sabahlıyoruz. 
Akademi üyeleri gerçekten hak edene mi veriyor, bütün filmleri oturup tek tek izliyorlar mı, yoksa politik hesaplar mı dönüyor, heykelciği evine sırası gelen mi götürüyor gibi sorularla uğraşmayacağım bu yıl. Hangi film kazanmış, hangi oyuncu parlamış, aslında kimin hakkıymış irdelemek yerine, kırmızı halı dedikodu hakkımı saklı tutarak, törende yaşanan birkaç andan bahsetmek istiyorum. 
Gecenin sunucusu Neil Patrick Harris, kırmızı halıda erkek arkadaşıyla poz verirken çok sevimliydi mesela. Bizde herhangi bir festivalde herhangi bir halıda yürüyebilir miydi, sormadan duramadım ama. Ya da kurgu gereği iç çamaşırıyla sahneye çıksa bizim ödül töreni sunucularımızdan herhangi biri, çoktan kafasına domatesi yemişti değil mi? 
Patricia Arquette, ödülünü kabul ederken yaptığı konuşma ile kadın haklarına, erkeklerle kadınların eşit ücret alması gerektiğine ve eşitliğin en önemli eksiklik olduğuna bizim ülkemizde dikkat çekmeye kalksa, ayakta mı alkışlanırdı, “erkek düşmanı” olarak mı algılanırdı acaba?
Graham Moore, 16 yaşında kendisini tuhaf ve dışlanmış hissettiği için 16 yaşında intihara kalkıştığını böyle bir kalabalığın önünde itiraf etse ve kendisini tuhaf ve dışlanmış hisseden gençlere ilham vermeye çalışsaydı bu topraklarda, dükkânı kapatıp bir sahil kasabasına taşınmak isteyecek kadar dalga geçmez miydik adamla?
John Legend, yılların oyuncularının, yönetmenlerinin, yapımcılarının karşısında; memlekette yaşanan ırkçılıktan, ayrımcılıktan falan bahsetseydi bizim buralarda, tutuklanır mıydı yoksa bir daha iş bulamayıp açlıktan gözbebeği sararır mıydı?
Ya da oyunculardan biri ödülünü gerçek haberler yapan gerçek gazetecilere adarken, ülke yönetiminde gizli kararlar alınmasından ve yönetimden uzaklaştırılıyor olmalarından şikâyet etseydi canlı yayında, ne kadar zarar verirdi milli irademize acaba?
Fırsat bulursanız ödül töreninin tekrarını izleyin derim. Ama fırsat yaratıp, Büyük Budapeşte Oteli’ni, İda’yı, Boyhood’u, İmitation Game’i, Selma’yı izlemenizi, en iyi film ödülünü kimin aldığına bakmadan farklı bakış açılarından bambaşka insanların hayatlarına dokunmanızı da tavsiye ederim. 
Bu arada bütün gece sosyal medyada dedikodusunu yaptığımızdan, bence millet olarak biz hak ettik Oscar’ı!