Bursa Hakimiyet

Acayip günler, tuhaf olaylar…

Seçim kanunu diyor ki; partiler ilan ve propagandalarında Türk bayrağını kullanamaz.
İktidar partisi kullandı. Yüksek seçim kurulu yasakladı.
Başbakan açıkladı; “ yasak masak anlamam!...”
Başbakan Bursa’da meydana seslendi; “ bu twitter miviter hepsinin kökünü kazıyacağım”
Akşam twitter kapandı. Barolar ve kurumlar mahkemeye başvurdu.
Mahkeme “mahkeme kararı yok, biri kapatmış, neye dayanarak yasağı iptal edeyim” dedi. Başvuruyu reddetti.
Cumhurbaşkanı dâhil herkes ilk dakikadan itibaren yasağa uymadı.
En bilinen seçim yasaklarında biri; gece miting yapmak yasak
Bakıyorsun, 10 TV kanalı gecenin yarısı başbakanın Ankara mitingini naklen yayınlıyor.
“Yasak bu, hukuksuz en azından diğer partilere haksızlık” diyorlar.
İktidar “ umurumuzda değil” diyor.
Yasa “seçim çalışmalarına resmi kurum ve araçlar katılamaz” diyor.
Bakıyorsun valiler resmi yazı ile mitinglere destek oluyor. Okullardan çocuklar velilerinden habersiz mitinglere götürülüyor.
Mahkemeler durdurma ve iptal kararları alıyor.
Başbakan “ sıkıysa yapsınlar, tanımıyorum bu kararları” diyor.
Hukuktan yana alınan tüm kararlarda savcı ve mahkemeler tehdit ediliyor. Ertesi gün başka yere sürülüyorlar. Yargısız suçlanıyor, infaz ediliyorlar.
Meydanlarda, gazete sayfalarında her gün aleni nefret suçu işleniyor.
Başbakan medya müdahalesini, adalete müdahale konuşmalarını, gazetecileri işten attırma konuşmalarını kabul ediyor. Toplum ayaklanıyor, “hukuk, adalet” diyor.
Başbakan “ eee… Ne var bunda?” diyor
Ortada mahkeme kararı yok, suç yok. Başbakan bağırıyor;
“ Türkçe olimpiyatlarını yasakladım. Su yok size”
“Nasıl? Neye dayanarak?” diyorlar
“Bitti o günler, dünya, şu bu vız gelir bize” diyor.
Yolsuzluk, rüşvet, acayip ilişkiler ortaya dökülüyor.
Yanlışsa, yalan ise “iktidarsınız, kurumlar elinizde, kayıtları açıklayın. Bu yalancılar ile birlikte mücadele edelim” diyorlar.
“Konuşma, sus, sizi gidi paralelci hain, teröristler” diyorlar.
“Güneydoğuda acayip gelişmeler var. Paralel devlet kurulmuş.” diyorlar
“Çözüm sürecini yıkmak isteyen ırkçılar” diye suçluyorlar.
(…)
Velhasıl…
Kuralsız, hukuksuz günler yaşıyoruz.
Acayip günler, tuhaf olaylar sıradan oldu.
Hukuksuzluklar, kuralsızlıklar, edepsizlikler günlük olay oldu.
Yalan, çarptırma, öfke, nefret, hedef gösterme, sahte belge olağan hale geldi.
Asıl tehlike tüm hukuksuz ve kuralsız yaşamın bizzat iktidar ve devlet eliyle yapılması.
Bu kötü örnekler maalesef hep örnek olarak kalacak.
Ülkeyi tekrar ahlaki ve hukuki çizgisine kim geri getirecek?