Bursa Hakimiyet

Anket yaptılar, sonucunda onlar da şaşırdı

 ABD'de yayınlanan ünlü Time Dergisi her yıl "dünyada yılın kişisi"ni belirlemek için anket yapar.
Dünyanın ne kadar ezik ülkesi varsa kendi vatandaşlarını birinci çıkarmak için bu anketlere saldırır.
Bu ankete göre geçen yılın "en popüler kişisi" 122.939 oyla Başbakan Tayyip Erdoğan'dı.
Tüm medya yandaşlık ve karşıtlık ölçüsünde haberi verdi.
Doğrusu bir Türk vatandaşı olarak herkes gurur duydu.
İkinci olan Messi'yi (74 bin oy almıştı) neredeyse ikiye katladı Başbakanımız…
Asıl ilginç olan "yılın en az popüler kişisi" anketinde de birinci oldu Başbakanımız.
"Bazı medya" hiç görmedi aynı anketin bu kısmını…
"Yılın en az popüler kişisi" olarak Başbakanımız 180.571 oy aldı. Ve en yakın rakibini beşe katladı.
Daha da ilginç olanı, ankette birinci çıktığı halde Time Dergisi "yılın kişisi" ilan etmedi Başbakanı.
Neden dersiniz?
Olayın en can alıcısı noktası hiçbir gazete haberinde yer almadı.
Hiçbir gazete Time Dergisi'nin anket ile ilgili yorumuna yer vermedi.
Çünkü bu anket sonucunda oluşan Time yorumu ile başbakanın meşhur "balkon konuşması" (74 milyonun kardeşçe, bir ve beraber yaşayacağı bir Türkiye inşa etme içerikli konuşma)
ve AK Parti'nin kuruluşu nedeniyle düzenlenen basın toplantısında "partinin temel ilkesi"ni anlatan konuşması ("diyaloğa ve hoşgörüye açık, uzlaşmacı ve birleştirici bir dil kullanmayı ilke edinen partimiz" diye devam eden konuşma- 14 Ağustos 2001) ile ciddi olarak çelişiyordu.
Time Dergisi'nin bu anket sonucu için yorumu neydi?
"Bu sonuçlar Türkiye Başbakanının, Cumhuriyet tarihinin en popüler ama aynı zamanda en kutuplaştırıcı siyasetçilerinden biri olduğunu gösteriyor".
Tarihin bir cilvesi olacak ki, ülkedeki cepheleşme ve kutuplaşmanın verileri binlerce deneklik bir anket ile Amerika'dan geldi.
Gel şimdi sevgili ülkeme, çıplak gözle yaşamı gözle…
Ne görüyorsun?
19 Mayıs kutlamaları bile cepheleşme bayramı olmuş.
Medya desen zaten "kutup yıldızı" ...
Bankalar, hastaneler, okullar, sigorta şirketleri hatta şekerleme ve çikolata ürünlerine kadar ülke cepheleşmiş.
Aynı toprakların, tarihin, anıların, geleneklerin insanları…
Aynı güneşin ısıttığı, aydınlattığı bu toprakların çocukları…
Artık "dindar - dindar değil" , "Türk - Kürt", "Alevi - Sünni", "Ergenekoncu", " darbeci" ve dahi aklınıza ne gelirse kutuplaşmış durumda… Spordan siyasete, sokaktan okula, sağlıktan adalete kadar her yerde bir "cephe" …
Böylesi "kin ve nefret" , "ayar çeken" üslup, vicdan ve adaletten çok "hesap görmeyi, ders vermeyi" hedefleyen ruh hali bugün "kazananları" mutlu edebilir.
Geleceği düşünün… Kutuplaşarak yükselip başka evrenlere savrulan çocukları, cepheleşerek korunmak için kazdığı "cephelerde" korku içinde savunma ve gelen saldırıları savuşturma derdindeki gelecek nesilleri düşünün…
Bu ekilenler, gün gelip biçildiğinde, değirmene gidip öğütüldüğünde ortaya çıkan ürün maalesef "acı" olacak.
Farkında mısınız? Artık bizi sadece "acılarımız" ortaklaştırıyor.
Acıları ile ortaklaşmaya çalışan bir gelecek, acıları ile buluşan bir geleneği hak etmiyor bu topraklar…
Bu kutuplaşmaların arası yok mudur?
Ak ve kara mıdır hayat? "Gri" yok mudur mesela…
Yalnız kırmızı ve beyaz mıdır , "pembeye" yer yok mu renk tayfınızda…
Meşhur öyküdür.
Sormuşlar deveye;
Yokuşu mu seversin? Yoksa inişi mi?
Deve de cevaplamış akıllıca;
- Bunun "düzü" yok mu?, diye…
Deve kadar da aklımız, vicdanımız yok mu ?

Yunuseli için bir kez daha düşünün...
BBŞ Belediye Meclisi’ndeki arkadaşlarıma sesleniyorum;
Bir kez daha düşünün…. Bu sağlık kompleksi mutlak olacaksa, Yunuseli alternatifini bir kez daha düşünün.
Kentin her zaman ortasında kalacak bu lokalizasyon ve her yönden ulaşım olanağı çok önemli.
Kentin her yerine eşit uzaklık önemli. Neden dersen?
Kalp krizi geçiren, kanama geçiren yakınınızı düşünün…
Muradiye'den, Çekirge'den, Nilüfer'den, Beşyol'dan, Panayır'dan hatta Yeni Mahalle'den, Gürsu'dan çıkın yola bakın bakalım Otosansit'e mi yoksa Yunuseli'ne mi daha hızlı ulaşırsınız?
Bu karar önemli… Çünkü 3-5 yıl sonra yolda bir yakınınızı kaybettiğinizde, mesafe nedeniyle yaşanan her acıda bu yanlışın vicdani sorumluluğunu yaşayacaksınız.

Sağlık olsun, turizm olsun Otosansit olursa canınız sağ olsun...
Sanayi ile büyüyen kenti 10 yıl sonra bekleyen tehlikenin farkında mısınız?
Hayal edin…
4 milyon kişinin yaşadığı, nüfusu 1 milyonu aşmış Yıldırım, Osmangazi ve Nilüfer ilçeleri
Dairesel genişleyemediği için, Ankara İzmir hattında uzanan, ana aksında sadece 2 caddesi bulunan bir kent.
Meydanları, geniş caddeleri, birbirini kesen yolları olmadığı için ulaşımın işkenceye döndüğü,
iş bulma derdindeki binlerce genç,
5 yıldızlı otelleri, termalleri, kongre merkezi, Uludağ'ı, restoranları, kafeleri, esnafı ile Bursa dışından misafir, turist bekleyen bir kent.
Son 10 yıllık yatırımlarını sağlık ve turizm alanında yapmış bir kent
Ama havaalanı ile hızlı tren ulaşımı olmayan,
hastane kompleksi Otosansit'te sıkışmış,
turistin Muradiye'ye otobüs ile gidemediği, gitse de aracını park edemediği,
kentin doğusuna batısına ulaşmak için 1-2 alternatif yol dışında şansı olmayan sürücüler,
ve dahi bir dolu sorun… Say say bitmez…
Ne yapacağız?
Hakkını teslim etmeliyim ki; Büyükşehir ve Valilik bu konuda istekli ve gayretli bir çalışma içinde.
BUSAT (Bursa Sağlık Turizmi Derneği) Başkanı Dr. Mustafa Esgin ve yönetim kurulundaki arkadaşlar canla başla konuya dikkat çekme derdinde…
Bursa son 10 yılda en çok sağlık ve turizm yatırımı yapılan kent…
Yetişmiş profesyonelleri var. Doğası, dağı, denizi, tarihi velhasıl bir öyküsü var.
Ne yok?
Bu güçler ve otoriteler arasında uyum ve işbirliğine gereksinim var.
Örneğin, büyükşehir sağlık kompleksi için Otosansit'i seçerken salt siyasi bir karar almamalı.
Bu kentin geleceğini etkileyecek bir karar. Devlet, Onkoloji, SSK Çekirge, Göğüs hastanelerini taşıyacaksınız. Tüm kentin bir kenarına taşıyacağınız bu hizmetin yaratacağı trafik, hareketlilik için şimdiden düşünün. Bu kent tıkanır.