Bursa Hakimiyet

Bıktım bu ayrışmadan, bölünmüşlükten...

Bir insanı doğduğu yere, inandığı Tanrı’ya, onu doğuran büyüten anasına, babasına ve cinsiyetine, mezhebine göre yargılayamazsın, kınayamazsın, sınayamazsın, dışlayamazsın...
İnsan söyledikleri, yaptıkları ve kendinden başkalarına göre duruşu ve omurgası ile değerlendirilir, yargılanır, sınanır.
Bir insanın etnik kimliğini, mezhebini, inancını ve atasını babasını vurgulayarak tanımlamak, seslenmek, yazmak, alçaltmak veya yüceltmek ayıptır, günahtır, insan haklarına aykırıdır.
Samimiyetle bıktık bu ayrıştırıcı yıllardan kardeşim.
Muktedire azıcık dokun, ağzını aç anında bir ismin, sıfatın oluyor.
Birlikte yaşamanın tam keyfini çıkaracakken Türk, Kürt,Çerkes, Laz, Alevi, Sünni, Şafi, Şia, Süryani, Zaza, ateist, solcu, ergenekoncu, balyozcu, çapulcu, haşhaşi, paralel, hain, sülük, terörist, ...... yazmakla bitiremeyeceğim kadar çok aşağılayıcı, ayrıştırıcı bu sözleri son 10 yıldır en yetkili ağızlardan duyuyoruz.
Ve hala inatla bir aradayız, birbirimizi seviyoruz.
Ve inatla, inançla birbirimizi seveceğiz, saygı duyacağız, hoş göreceğiz...
Bu zehirli, ayrıştırıcı ve bölücü dilin ilacı; inatla sevmektir birbirimizi...
İnançla, samimiyetle birbirimiz kucaklamaktır...
İnsanın insan, adalet, hayat karşısında Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Alevi’si, Sünni’si, inançlısı, inançsızı olur mu kardeşim?
İnsanın kültürü olur. İnsan olarak herkes bir değerdir, kıymetlidir.
Sağ el, sol elin kıymetini, sol el sağ elin anlamını bilecek.
“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” yüreğimize kazınacak.
El sıkışmayı öğreneceğiz.
İki elimiz olmadan birbirimizi alkışlayamayacağımızı anlayacağız.

Her kültürün de kendine göre zenginliği güzelliği vardır.
Türk kültürünü de seveceğiz, Çerkez kültürünü de sayacağız, Kürt kültüründe zenginliğini göreceğiz. Arap’ın da hakkını teslim edeceğiz. Muhafazakâr dindar yurttaşımızın secdesi için siper olacağız, dindar da ateist kardeşinin düşüncelerine saygı duyacak.
Bize ne kardeşim başkalarının inancından, giydiğinden, yediğinden?
Kimse karışmayacak kimsenin hayatına, yemesine, içmesine, ne giyeceğine, ne söyleyeceğine…
Küfürsüz, hakaretsiz, saygılı her fikri dinleyeceğiz. İtiraz edeceğiz, ikna olacağız. Ama inatla saygıyla dinleyeceğiz birbirimizi.
Bu farklılıkların ne kadar kıymetli ve güzel olduğunun farkına varıncaya kadar tanımaya, anlamaya çalışacağız birbirimizi…
Biz bir arada ne güzel ne zengin olduğumuzun farkına varacağız.
Bizi birbirimizden üstün kılanın evrensel ahlakımız, insani davranışlarımız olduğunu anlayana kadar birbirimize emek harcayacağız, birbirimiz için dertleneceğiz.
Asla asla unutmayacağız;
“Bir elin nesi var, iki elin sesi var”