Bursa Hakimiyet

Bilgi kirlenince, gündem ishal olur...

Bilginin bu denli kirlendiği ve değersizleştiği bir tarihsel dilim geçmişte yoktur.
Korkarım daha da kirlenecek ve değersizleşecek.
"Bilgi kuvvettir" felsefesi ile büyüyen "Kutadgu Bilig"in kutsal bir eser olarak yüceltildiği bir neslin çocuğu olarak, medyadan, internetten, kişilerden, iktidardan, muhalefetten kaynaklanan "bilgi kirliliğine" şaşmakla kalmıyor, korkuyorum…
Gazeteyi açıyorum "kalp ölümlerinin kaynağı kolesterol" haberi,
İnternet gazetesinde "kolesterol zararlı değil" söyleşisi,
Yandaş medyada "ülke büyüdü, ekonomi muhteşem, dünyaya diz çöktürdük" güzellemeleri,
Muhalif medyada "yandık, bittik, yoksulluk diz boyu, battık, batıyoruz" manşetleri,
Tereyağı bir gün "sağlık topu",
Ertesi gün "kanser nedeni"…
Haber "işine" göre, yorum "dişine" göre,
Doğru "bir tane", gerçek "bin tane",
Sevdiğine göre, keyfine göre "söyle, yakıştır",
Kalemşörü olduğun fikir, firma, patron, cemiyet ve cemaate göre "karala" , "yaz", "çiz"…
Senden doğrusu, ahlaklısı, erdemlisi yok
ama sunulan bilgiler arasında da "gerçek" yok, varsa da "çarptırılmış"
bilgi öylesine çok ve yoğun ki;
hangisi gerçek, doğru anlayamadan, asıl tehlike değersizleşmesidir.
En çarpıcı bilgi, en sarsıcı haber, en acı öykü, en sevinçli havadis
Kaç saat, kaç gün sizde kalıyor?
Bir hafta önce hıçkırarak ağladığın, ağız dolusu güldüğün
hangi haber sende bir tortu bıraktı?
Hangisi vicdanını kanattı? Hangisi aklında yer etti?
Daha birkaç ay önce 13 gencecik asker nerede şehit düştü?
İstanbul'un göbeğinde cayır cayır yanan işçiler ne oldu?
Van'da üşümez mi hala çocuklar?
Hatırla bakalım…

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…
Tanımayanlar ve dahi belediye basın bülteni bile "Başkan Altepe'den kılıç kalkan şov" olarak yorumlamıştır haberi…
"Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, 42 yıl önce mezun olduğu Demirtaşpaşa İlköğretim Okulu'nun '2. Mezunlar Pilav Günü'nde sergilediği 'Kılıç Kalkan' gösterisiyle ustalığını gösterdi." Böyle devam ediyor haber…
Haksızlık olmasın şov değil başkanınki, yani hoşluk olsun diye bir gösteri değildi. Gerçekten de "kılıç kalkancı" başkan… Bak fotoğrafa ,tek fark boyu uzamış başkanın… Aynı heyecan ve coşkuyu hissedersin.


Duanın gücü, cemaatin imanı…
Ben bu öyküyü çok severim, mutlak bilenleriniz vardır ama bilmeyenler için bu günlerde (sadece kendi gibi düşünenleri "imanlı" , karşı fikirde olan kim varsa "imansız " diye yaftalayanlar için) tekrar hatırlatmakta yarar var.
(…)
Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir gazino inşa etmeye başlamış.
Cami imamı ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin, kendi arazisi üzerine nasıl bir işyeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.
İmam ve caminin tüm cemaatinin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde, söz konusu girişim için her gün beddua etmekten ve sahibine lânet yağdıran dualar etmek olmuş.
İnşaat epeyce ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala, her nasılsa, fırtınalı bir gecede bir yıldırım düşmesi sonucu bina yerle bir olmuş… Sabahleyin binaya bakanlar hayretler içinde kalmışlar… Gazino yerle bir olmuş…
Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler. 'Oh olsun' demişler… 'Yarabbi şükür!' demişler…
Hâsılı, yapılan duaların kabul olduğuna çok mutlu olmuşlar.
Ancak gazino sahibi adam, cami imamının ve cemaatin duaları ve lanetleri nedeniyle bu 'hasardan sorumlu' oldukları iddiası ile imam ve cemaatine karşı tazminat davası açmış.
Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına itiraz etmişler. Sayfalarca savunma yapıp, hatta bir de avukat tutup, bu olayın 'kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını' da kabul etmemişler.
Mahkeme günü geldiğinde hâkim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
- Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.
- Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.
Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir gazino sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati!"