Bursa Hakimiyet

Biz bölündük çocuklar…

Siz sanal âlemde gezerken, gençliğin ve çocukluğun keyfini yaşarken belki fark etmediniz.
Ama biz ruhen, siyaseten, fiziken, ahlaken, dinen, cümleten bölündük çocuklar.
“Bütünleşerek büyüyeceğiz” diyerek ötekileştik.
“Tek vatan, tek bayrak, tek millet” diye diye bölük pörçük olduk.
“Muhafazakâr demokrat” ,”liberal demokrat” ola ola parçalandık.
Daha dindar olduk zannedip, daha kindar olduk.
Öfkeyi, şiddeti yüceltip, nefreti kutsadık, sorgusuz teslimiyeti kabullendik çocuklar.
Dünyanın refah ve demokrasi ile harman olduğu bugünlerde,
Biz hoyratlıkla, görgüsüzlükle, küstahlıkla, cahillikle, vefasızlıkla, vicdansızlıkla ötekileştik, kötüleştik, kutuplaştık çocuklar.
Magandalığın legalize olduğu, öfkenin ve hakaretin alkışlandığı günleri yaşıyoruz.
Alnımız bu kadar secdeye varıp, hırsızlığı hiç bu kadar kabullenmemiştik.
Ölümün bu kadar sıradanlaştığı, ölülerin ayrıştığı, ölünün bile taraf olduğu, ölüsüne göre duanın, rahmetin ayrıştığı yıllardayız çocuklar.
İstanbul’da bayrak açmanın suç, Diyarbakır’da her türlü gösterinin hoşgörü ile karşılandığı yıllar bunlar. Bölündük aslında sessizce. Batıda farkında değiliz belki ama güneydoğuda artık açıktan seçikten bir ayrışmanın, bölünmenin yaşandığı günlerdeyiz çocuklar.
Milletine, dinine, mezhebine, diline, gazetesine, söylemine göre masadan düşen kristal vazo gibi paramparçayız. Oysa birlikte ne güzel, ne kadar değerliydik ve ne kadar anlamlıydık.
Hırsıza “hırsız” diyemiyoruz, ölüye “rahmet edemiyoruz”, en azından ikiye bölündük.
Artık yalnızca yoksullukta, yoklukta, geri kalmışlıkta, işsizlikte ortağız.
En çok korktuğum çocuklar…
Siz büyürken, bu yaşadıklarınızı normal sanacak ve gelecekte bu yaşananları kanıksayacaksınız diye endişeliyim.
Korkarım, gelecek nesil öfkeyi normal, nefreti olağan, şiddeti sıradan, biat etmeyi hayatın öznesi kabul edecek.
İşte o zaman seyreyle toplumu…
Bugün yücelttiğiniz, alkışladığınız, karşı çıkmadığınız bu öfke, nefret, şiddet, tekme, tokat, küfür ve hakaret sizleri, çocuklarınızı, torunlarınızı bulacak.
İşte o zaman bu vicdansız, yüreksiz, ahlaksız, adaletsiz ve hukuksuz günlerini hatırla…
Unutma…
Vicdansızlık; sessizlikten, ahlaksızlıktan ve adaletsizlikten beslenir.

Misal bu ya…

Madem empati nedir bilmiyorsunuz?
Madem kendini başkalarının, ötekilerin ve yüzde ellinin yerine koyamıyorsun?
Madem bu kadar kutuplaştı, ötekileşti ve edepsizleşti her taraf…
Hayal et… Misal, menkıbe bu ya…
Rüyadasın kâbus görüyorsun…
Her şey yer değiştirmiş.
Bağıran, öfkelenen, nefret saçan bir  parti başkanı,
Her saat televizyonda, meydanda…
Ondan habersiz söz söylemek mümkün değil…
Onu eleştirmek günah ile eşdeğer olmuş.
O söylerse güzel, iyi, doğru, mantıklı, sahici ve samimi…
Ona karşı söylenirse “hain”, “ateist”, “çapulcu”, “haşhaşi”, “ edepsiz”, “seviyesiz” … Hepsini yazmaya makale yetmez.
30 yıldır “güzel ve iyi ” bulduğunu, bir gecede “kötü ve çirkin” ilan edince bile neden diye sorgulamadığın bir başkan…
Hep “edep, terbiye” her daim “sevgi, muhabbet”  deyip,
Kadın, kız, çocuk, hâkim, savcı, gazeteci, devlet bakanı, parti başkanı, misafir devlet adamı, doktor, avukat, çiftçi, öğrenci, öğretim üyesi ayrımsız toplumun her kesimi ile kavga edip, carlayan, harlayan, azarlayan, öfke kusan ve paylayan bir başkan…
Şimdi elini vicdanına koy…
Bunları yapan muhalefet partisi başkanı olsa ne yapardın?