Bursa Hakimiyet

Bu Metin’de pek edepsiz!

Her şey o çiftçi ile başladı.
Derdini anlatmaya kalktı. Cevabını aldı;
“Ananı da al git.”
Öğretmen “sıkıntım var” diye seslendi. Kürsüden haykırdı;
“Hain provokatör. Git oyunu da verme bir daha.”
Doktorlar, eczacılar, mühendisler yürüdü. “Bu gidişat tehlikeli” dediler. Çemkirdi;
“İstemeyen çeker gider.”
Paşalar MGK toplantısında hükümet uygulamalarını eleştirirken gürledi;
“Kes ulan, otur oturduğun yerde.”
Avukatlar hukuksuzlukları protesto etti. Hükümet yanıt verdi;
“Bunlar tipik şovmen, darbeciler, postal yalayıcıları.”
İktidara yakın büyük ihaleleri alan iş adamı “ milletin A’sına koyacağız” dedi. İktidar açıkladı;
“Güvendiğimiz, saygın bir işadamıdır.”
Rüşvet, altın kaçakçılığı, yolsuzluk iddiaları ile gündeme gelen İranlı işadamı “ “memurun, orospunun parasını peşin vereceksin.” dedi. Sahip çıktılar;
“Hayırsever, iyi bir iş adamıdır.”
Vali milli bayram günü halka “gavat” dedi. Önce yalanladı. TV görüntüleri yayınlayınca kabul etti. Mahkeme karar verdi.
“Gavat küfür değildir.”
Gençler protesto etti. Çarpık imara karşı çıktı. İtiraz ettiler. Cumhurbaşkanı “sizi anladık” dedi. Hükümet önce AVM dedi, sonra inkâr etti. Baktı protestolar bitmiyor. Gençlere seslendi;
“Çapulcular, barbarlar, zavallı kemirgenler.”
Çapulcu denen delikanlılar kızdı. Protestolar arttı. Gençler öldü. İktidar açıkladı;
“O ölenler teröristti. Ateistti. “Analarına bir “başın sağ olsun” denmediği gibi sayısız açıklama ile “hak ettiler” demeye getirdiler.
80 ilde, 2 milyon kişi protestolara katıldı. İnsanlar “gençlerin sesini duyun” diye haykırdı. Ankara dönüşü yanıt verdi
“CHP zihniyeti pisliktir.”
Üniversiteler gidişatı protesto etti. Anında cevaplarını aldılar;
“Bunların hocalığına da, öğrenciliğine de….”
Kabataş’taki taciz olayının görüntüler ile yalan olduğu kanıtlanınca, yine öfkelendi;
“Raporları nerenize sokacaksınız.”
Savaşa hayır mitingleri yapıldı. O seslendi;
“Sevsinler sizi.”
Almanın cumhurbaşkanı, Amerikanın büyükelçisi, Avrupa Birliği temsilcileri eleştirdi. Cevaplarını aldılar;
“Haddinizi bilin. Sen işine bak.”
Savcı, hâkim askere karşı dava açtı. Mahkûm ettiler. Hükümet açıkladı;
“İşte hukuk bu. Biz de savcıyız. Artık adalet var. Bundan böyle hukuk önünde herkes eşit.”
Aynı savcı, hâkim 17 A-ralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başlattı. Öfkelendi;
“Darbe bu… Hain haşhaşi, çete, kan emici sülük, paralel örgüt……” ( hepsini yazsak makalede yer kalmaz)
Yolsuzlukları yayınlayan Twitter, Youtube gibi sitelere seslendi;
“Kökünüzü kazıyacağız.”
Twitter açıp, hukuk tehlikede diyen yüksek mahkeme başkanına;
“Cüppeni çıkar da gel. Paralel hâkim. Haddini bil.”
“Her daim edep” diyen hükümet, grup toplantısında muhalefet liderine erotik bir fıkraya gönderme yaparak seslendi;
“Bahtsız bedevi.”
Diğer muhalefet parti lideri de payını aldı. Özel hayatına girerek, evlenmemiş ve çocuksuz olmasını miting meydanında binlerce kişiye yuhalattı. “Özel hayata girmek alçaklıktır” dedi. Canını yakan kasetler muhalefeti hedef alıyorsa halka seslendi;
“Ahlaksız bunlar… Ne özeli? Genel bunlar genel…”
14 yaşında hayatını kaybeden çocuğun annesini yuhalatıp, haykırdı;
“Elinde sapan, cebinde bilye… Terörist bunlar.”
Biraz vicdan, hoşgörü, el insaf nidaları yükseldi. “Etme eyleme siz başsınız” dediler. Yanıtladı;
“Geçti o günler. Elma şe-keri mi dağıtacağız”
Barış, sevgi, edep, birliktelik deyip miting meydanında Alevileri yuhalattı. En son Alman Cumhurbaşkanı’nın sözlerini de yorumladı;
“Ateist Aleviler var ya, işte onlar söyletiyorlar bunları.”
Öfke, azar ve haşlama adına ne varsa tüm ülke ağzının payını aldı.
Mitinglerde vatandaş, polisler, emniyet müdürleri, vali, bakan, milletvekilleri, partililer, partisizler, erkek, kadın, öğretmen, avukat, savcı, hâkim, doktor, eczacı, işçi, çiftçiye her fırsatta hükümet üyelerince hadleri bildirildi.
Bakan, Kur’an ile Bakara ayeti ile “makara” yaptı. 800 TL asgari ücretli ülkede bir başka bakan 700 bin liralık saat taktı. Milyon dolarları alıp, işadamı önüne yatmayı göze alan var. Ağzını açana “soyun gel” deniyor. Millette soyuna soyuna, soyula soyula bir tek don kalmış.
Bir Allah’ın kulu çıkıp “edep yahu “ demedi, diyemedi…
Geçenlerde Baro Başkanı Danıştay töreninde “uzun konuştu” diye konuşmayı “edepsiz” nidası ile kesip, azarlayıp, salonu terk ettiler.
Eeee… Hak etti tabii… Adamların başka yerde prog-ramı var, geciktirdin. Bir de üstüne üstelik eleştiriyorsun. Anlat iktidarın güzelliklerini akşama kadar konuş. Bırak azarı, bir de alnından öperlerdi.
Uzun lafın kısası. Ey eleştirenler, muhalefet ve dahi itiraz edenler;
“Biraz edep yahu!..”