Bursa Hakimiyet

Çelişkinin dayanılmaz cazibesi…

“İşkenceye” karşı olacaksan… Evde kadın, çocuk dövmeyeceksin.
“Şiddete” karşı olup, her öfke ile kalkışmanı dayak ve tokatla sonlandırmayacaksın.
“Kul hakkı” diyorsan… İşçinin sigortasını kaçırmak için takla atmayacaksın.
“Emek” diyorsan, asgari ücrete karşı olacaksın.
Emeğin karşılığını ödüllendirmekten rahatsız olmayacaksın.
“Eğitime” inanıyorsan, eğitilmişe saygı duyacaksın. Bilime inanacaksın.
“Başörtüsü “ için verdiğin mücadeleyi, “faiz” için de vereceksin.
“Adalet, hukuk” diyorsan, suçluluğu kanıtlanmayan insanlar için hüküm vermeyeceksin.
“Barış” yanlısı isen, şiddeti yüceltmeyeceksin. Terör nereden gelirse gelsin lanetleyeceksin.
Adalet sahibi isen, “adama” değil “adamın söylediğine” bakacaksın.
Kendin için dilediğin özgürlüğü başkası için de dileyeceksin.
Demokrasi diye diye, tek seçici parti genel başkanlarına “eyvallah” demeyeceksin.
Millete, demokrasiye inanıyorsan , “ ön seçime” razı olacaksın.
“Kimse vazgeçilmez değildir” inancı ile, partiler yasasına “en çok 2 veya 3 dönem seçilir” maddesini koyacaksın
Demokrasi, temsil hakkı diyorsan, seçim yasasını, barajını değiştireceksin.
“Hoşgörü” diliyorsan, eleştireni mahkemelerde, yazarı, çizeri hapishanelerde süründürmeyeceksin. “Cami” için yaptığın kavgayı, “Cemevi” için de yapacaksın.    
“Hep kendine Müslüman olmayacaksın.”
Sana karşı olanların üstüne kolluk kuvvetlerini göndermeyeceksin.
Korkutmak, mahalle baskısı yetmeyince,  savcıları, hakimleri, adaleti, hukuku kullanmayacaksın.
Yüreğin yetiyorsa, omurgan dik ise, eğilip bükülmeden “gerçeğin ipine” tutunacaksın.
Başkaları için “dertlenmeden” senin için “kaygı duyulmasını” beklemeyeceksin.
Hayatında bir kez, bir gün başkaları için özveride bulunmamışken, dertlenmemişken, başkalarından da bir şey beklemeyeceksin.
Olayları ve insanları, içinde bulundukları tarihte, coğrafyada, koşullarda yargılayacaksın.
Bugünden düne salt kendi gözlüğünden kimseyi yargılamayacaksın.
İnsanların kültürünü, inancını, müziğini, edebi- yatını, geleneklerini, göreneklerini hayatın renkleri olarak görüyorsan, kendi gözlüğünden bu zenginlikleri sorgulamayacaksın, aşağılamayacaksın.
Örgütlü toplumu savunup, örgütlenenleri lanetleyip, dövmeyeceksin.
Sendika, çalışan hakları deyip, gazeteden sendikayı kovmayacaksın.
İnsan haklarına, inançlara, düşüncelere saygılı isen;
İnsanların örtüsü, eteği, elbisesi ile uğraşmayacaksın,
Türban için gösterdiğin heyecanı, “eğitim ücretsiz olsun” diyen çocuklar için de göstereceksin.
Dini referans gösterince “makbul”, diğerlerini “ değersiz” addetmeyeceksin.
Yoldaşın, partidaşın ise “ne olursa olsun” yanında olmayacaksın, gerçeği ve doğruyu ayıracaksın.
Yandaş değil, gönüldaş olacaksın.
Adalete inanıyorsan, adil olacaksın. Doğru, dürüst olanı yücelteceksin.
Uzun lafın kısası;
KENDİN İÇİN İSTEMEDİĞİNİ BAŞKASI İÇİN İSTEMEYECEKSİN
KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ, BAŞKASINA YAPMAYACAKSIN…