Bursa Hakimiyet

Cumhurun seçimi ve durumu

Meclis üç kişiye teslim olmuş, irade ipotek altında… 300 vekil boş dilekçeye imza atacak kadar çaresiz.
Tokat yiyen, küfür edilen bakan “ya rabbi şükür” kodunda…
Devletin tüm kurumları “tek adam” yolunda…
Hırsıza hırsız denemiyor, hırsız hâkim rolünde…
Dün dost olan, bugün düşman safında…
Adalet sus pus, avukatlar hain yaftasında.
Mahkemeler bağlanmış, kararlar “keyfilik” düzeyinde…
Üniversiteler başka ülkenin akademik kurumları gibi.
Akademisyenler, hocalar sessiz, öğrencisinden korkak…
Hastaneler kendi halinde, sorunlar ötelenmiş.
Memleketin tüm tersanelerine girilmiş. Olan biten satılmış.
Duble yol, AVM’ler kutsanmış, mücahitler müteahhit olmuş.
Yalan gerçeği, yanlış doğruyu kovmuş.
Asker, ürkek, “aman vesayet zannedilir “ kaygısında…
Ülkenin tüm kurumları “başımıza bir şey gelmesin” endişesinde.
Polis, öğretmen, memur, işçi bölünmüş, paralelci avında.
Elitlerin rahatı yerinde, varoşlar sadakaya teslim olmuş.
Elinde olan korumanın, elinde olmayan bulmanın gayretinde…
Öğrencinin kafası karışık, gelecek endişesi ile isyanda
Hasta derman, doktor can, eczacı ayakta durma derdinde…
Dershaneler okula dönme, okullar açık kalma çabasında…
Çiftçi, esnaf dokunsak ağlayacak, sandığa gidince şuur bulanıklığında…
Memleket fikren üçe, coğrafi olarak ikiye bölünmüş
Memleket ahalisi “sakız orucu bozar mı ?” tartışmasında…
Sınırlarımıza terör örgütleri dayanmış, iktidar terör örgütleri ile pazarlıkta…
Ülkenin yarısı “durmak yok yola devam” haykırmakta…
Ortadoğu kan gölü olmuş, kafalar kesiliyor, mezhep savaşı kapımızdan girmek üzere
Ahali daha karar verecek “montaj mı, dublaj mı?” …
Cumhuriyet, memleket, hükümet, hikmetli ne varsa örselenmiş
Vatandaş “O Ses Türkiye” havasında…
Hak, hukuk, adalet, insan hakkı, demokrasi diye ağzını açana
Tehdit, hakaret, biber gazı, Toma, cop ve dayak…
İnsanlar kemiyet olmuş, susacaksın, sandık konuşacak.
İnsaniyet, cemiyet, hidayet, hakkaniyet sandık altında kaldı.
İhanet, cehalet medeniyeti teslim aldı.

Tablo ülkenin en azından yüzde ellisi için böyle…
Diğer yüzde elliye göre durum “güllük gülistanlık”… ( dilerim bu yüzde elli haklı çıkar)
Ama yanılıyorlarsa, daha da kötüye giderse halimiz, umutsuzluğa kapılmayın.
Memleketin kuruluş ve kurtuluş yıllarını hatırlayın…
Bazıları bugünlerde beğenmese de Mustafa Kemal Atatürk’ün seslenişi rehberiniz ve ümidiniz olsun.
“ Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir. Gelecekte bile, seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunluluğuna düşersen, göreve atılmak için, bulunduğun durumun olanak ve şartlarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve şartlar, çok elverişsiz bir özellikte ortaya çıkabilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetini yok etmek isteyecek düşmanlar, bütün dünyada eşi görülmemiş bir galibiyetin temsilcisi olabilirler. Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi eylemli olarak ele geçirilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere, ülkenin içinde iktidara sahip olanlar duyarsızlık, sapkınlık ve hatta ihanet içinde bulunabilirler. Üstelik bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını işgalcilerin siyasi istekleriyle birleştirebilirler. Ulus fakirlik ve çaresizlik içinde yorgun ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin evladı! İşte, bu durum ve şartlar içinde bile görevin Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır. “