Bursa Hakimiyet

Çuvaldaki çocuk, torba yasa…

Van’ın Gürpınar İlçesi’ne bağlı Yalınca Köyü’nün Celi Mezrası’nda oturan Taş ailesinin, rahatsızlanan 3 yaşındaki çocukları yolların kapalı olması nedeniyle hastaneye götürülemediği için öldü.
Bunu üzerine aile durumu, Van’da yaşayan yakınlarına bildirdi. Gece yarısı yola çıkan yakınları, araçlarla sabaha karşı köye, geri kalan ve kapalı olan yolu ise 4 saat yürüyerek mezraya ulaştı. Minik Muharrem’in cenazesini ise bir çuvala koyup sırtlarında taşıyan aile, yine yürüyerek 16 kilometre uzaklıktaki Yalınca Köyü’ne geldi. Daha sonra bir araca konulan cenaze, otopsisi yapıldıktan sonra Van’daki Şabaniye Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Haber bu…
 (…)
Yürek burulmakla kalmadı. Akıl ile vicdan ile tartamadık bu çuvalı.
Bir evlat nasıl torba içinde taşınır anlayamadık?
Torbadaki evlat olunca kabullene-medik?
İsyan ettik…
Oysa bu ülkede son 10 yıldır çıkan “torba yasaların” eseridir bu çuvaldaki evlat. Hak, hukuk tanımaz iktidarın torba yasaları ile sağlık, eğitim, adalet, asayiş ne varsa aşure olup yasalaştı.
Anlayamadan, tartışılamadan, çıktığından bile haberimiz olmadan yasalaşan bu torba kanunları özensiz, plansız, programsız iktidarın alelacele eserleridir.
Konunun uzmanları karşı çıktı, isyan etti. Linç ettiniz.
Bu meslek odalarına, halkın haklarını savunanlara sabah akşam gazete ve televizyonlarda, mitinglerde hakaret edildi.  Alkışladınız.
O torbanın içinde minik Muharrem değil, aslı astarını bilip bilmeden onayladığımız antidemokratik yasalar var.
Şimdi içinizi buran, yüreğinizi yakan torba işte bu torbadır.
Dünyanın en büyük acısı, evlat acısıdır.
Kızılca kıyamettir anlayacağın…
Evlatlarımız bu çuvala girmeden düşünelim.
Her torbayı, kutuyu alkışlamadan önce bir kez daha düşünün…

CHP, ÖNSEÇİM, İSTİFA

Hep bir ağızdan “çalışarak ve inanarak” diye bağırdığınızı duyuyorum.Yanlış yanıt değil…
Önce severek, saygı duyarak,  nefret etmeden ve ötekileştirmeden siyaset öneririm.CHP seçmeni de, yöneticisi de sorgulayan, yargılayan bir yapıya sahiptir.
Bence büyük zenginlik… Ama bunu sadece kendine ve çevresine acımasızca işleten bir yapı var.CHP’yi CHP’lilerin acımasızca eleştirmesine gerek yok, zaten medyası, yazarı, çizeri, entelektüeli velhasıl iktidar partisini eleştirmeye yüreği yetmeyen herkesin kolayca eleştirdiği bir parti.Temel ilke olarak, işini gücünü bırakıp bir ideal, bir fikir ve hedef için özveride bulunan, zaman harcayan herkes değerlidir. Bu tüm partilerin üyeleri için geçerli.Bırakın kendi partililerinizi, karşı partilileri de düşman değil, rakip olarak görme fikri hâkim olmalıdır.Sevgi şart değil ama saygı mutlak şart.Önseçimler oldu. Kutlamalar, kızgınlıklar, küsmeler, suçlamalar…Ama hiç olmaz ise CHP’nin önseçim yapma gayreti takdir edilmelidir. Bu her partide olabilecek bir durum… Bu seçim salt bir parti seçimi ve yerel seçim değil, aynı zamanda demokrasi ile otoriter bir yönetim tercihi arasındaki bir seçimdir.
Bu nedenle kızabiliriz, eleştirebiliriz ama bazı partililerin ifade ettiği gibi partiden istifa etmek, karşı partiye geçmek veya oy vermek anlaşılmaz bir durum. Çok psikopolitik bir tercih ve ego itirafıdır. İstediğiniz olmadı diye Cumhuriyet’ten ve Halk’ tan istifa edebilir misiniz?