Bursa Hakimiyet

Düş İşleri Bakanlığı ve Ortadoğu’nun dostluk (!) zinciri

3-5 yıl öncesine bakarsak çevre ülkelerle aramız fena sayılmazdı.
Yıllardır süren “ne Arap’ın yüzü, ne de Şam’ın şekeri” politikaları bırakılmış, “One Minute” çıkışı sonrası sempati toplayan Türkiye, İsrail’i kökten kaybetmiş ama en azından bazı Ortadoğu ülkeleri ile sıcak ilişkiler başlıyor gibiydi.
Gerçi inancın böylesine yükseldiği bir coğrafyada yüzyıldır “dostluk” ve “güven” duygularının bu kadar aşınmış ve yaralanmış olması şaşırtıcıdır.
Geçmiş yıllara dönersek, özetle;
İran, Irak, Suriye dost görünüyordu (en azından düşman değildi). Hatta Suriye ile neredeyse sınırları kaldırmıştık.
İran ile o kadar yakınlaşmıştık ki, millet söylenmeye başlamıştı “Türkiye İran mı olacak?”
Irak’ta Amerikan işgalinde öylesine yarendik ki, bir milyon Iraklı ölmesine karşın ABD askerleri için duacı olmuştuk.
Kuzey Irak’ta Kürdistan kurulması  “kırmızı çizgi” mizdi, en çok destek veren ülke olduk.
Sıcak ve taze parayı gören işadamlarımız ve müteahhitlerimiz Kuzey Irak’a aktılar. Basında her gün küfür kıyamet gidilen Barzani şimdi en yakın dostumuz (!) oldu.
Esad’ı coşku ile ağırlarken “diktatördü”, şimdi “Esed” oldu, ama o yine diktatör.
Libya lideri Kaddafi “diktatörken” de en iyi dostlarımızdandı. Birlikte nice dostluk mesajları verilmişti. Devrilirken batılı güçlerin müdahalesi yanlış olur dedik, bizzat destek olup linç edilmesine göz yumduk.
İran’a batı ambargosuna destek verdik, ama her fırsatta “iki yüzlü batı” diyerek batıyı eleştirdik.
Lübnan’da “one minute” sonrası esen hayranlık yerini, ciddi öfkeye bıraktı. En son dışişleri bakanlığı “Lübnan’a gitmeyin” diye uyardı.
An itibarıyla Ortadoğu’da durum nedir?
Türkiye ve Körfez ülkeleri Esad’a karşı, ancak Türkiye General Sisi’ye karşı Müslüman Kardeşler’in yanında, ama Körfez ülkeleri General Sisi’nin arkasında.
İran Esad’ın yanında, Körfezi ülkeleri Esad’ın karşısında.
Esad Müslüman Kardeşler’e karşı,
Müslüman Kardeşler General Sisi’ye karşı,
Körfez ülkeleri Sisi taraftarı, Müslüman Kardeşler’e karşı.
İran Hamas taraftarı ama Hamas Müslüman Kardeşler’in yanında gibi ama Sisi’ye de selam durdu.
Hamas İsrail’e karşı, İsrail Müslüman Kardeşler’e karşı ama Suriye’de her ikisi Esad’a karşı.
Ürdün hiçbirine karşı değil gibi ancak aynı zamanda hepsine karşı, sadece Amerika ile tam ittifak içinde…
Suudlar Amerika ile yıllardır el ele, diz dize gönül gönüle, Mısır’da yolları ayrıldı.
Suudlar Müslüman Kardeşler’e karşı, İran’a karşı, Esad’a karşı velhasıl hepsine karşı.
Obama Müslüman Kardeşler’i destekliyor (mu?) ancak Hamas Amerika’ya karşı.
Körfezi ülkeleri Amerika’nın yanında, Amerika üstü kapalı Sisi’nin yanında…
Merkezi Irak Esad yanlısı, Kuzey Irak Esad karşıtı,
Kuzey Suriye Esad ile El Nusra Esad’çı kuzeydeki Kürtlere karşı,
Afganistan’da Amerika ile savaşan El Kaide, uzantısı El Nusra ile Esad’ı yıkmak için Amerika ile Suriye’de müttefik…
(…)
Sonuç olarak;
“Sıfır sorun”un sonu; elde var “sıfır” oldu.
Dış İşleri Bakanlığı “Düş İşleri Bakanlığı”na dönünce “sıfır sorun” politikası, çevre ülkelerle ilişkilerimizde “sıfır” durumuna geldi.
Ortadoğu artık bir mezhep savaşını cepheleri ile dolu ve maalesef Türkiye bu savaşın bir tarafı…
Dışardan bakıldığında Türkiye artık İhvan’ın kankası ve en güçlü müttefiki, bu da ister istemez tüm batının karşımıza geçmesine, İslam dünyasının da yarısının nefret ve kızgınlığına yol açıyor.
Son yüzyılda Ortadoğu’da Müslümanların öldürdüğü Müslüman sayısı, son bin yılda haçlı orduları ve Musevilerin öldürdüğü Müslüman sayısından kat kat     fazladır. Böylesi acı öykülerin, savaşın, kin, nefret ve öfkenin hayatın doğal bir parçası olduğu Ortadoğu’da, birbirini sevmeyen ve güvenmeyenlerin coğrafyası içine balıklama atlayan bizleri, bu coğrafyanın diktatör, lider, şeyh, şıh ve kralların zulmü altında demokrasi hayali kuran insanların Allah yardımcısı olsun.