Bursa Hakimiyet

Erkeklerin günah çıkarma günü…

Yarın Anneler Günü. Yaşayanlara ulaşıp el öpeceğiz, minnettarlığımızı göstereceğiz.
Bir de annelik uğruna yaşamını yitiren anneler var.
Şehit anneler…
Benim için şehit anneler, annelik süreçlerinde gebeliği veya lohusalığında yaşamını kaybeden kadınlardır.
Her yıl dünyada binlerce anne gebelik sırasında çeşitli hastalıklar nedeniyle veya doğum sırasında ölüyor. Bir can taşımak ve dünyaya getirmek için canından olan bu anneler bir başka can için yaşamından oluyorsa şehit değil midir?
Üstelik yeterli tıbbi olanaklar ve sağlık hizmeti olmadığı için hayatını kaybeden annelerin sayısı hiç az değil…
Bir canlının yapabileceği en mucizevî eylemdir gebelik ve doğum…
Bu nedenle anne olmak ve doğurmak her kültür ve toplumda yüceltilmiştir.
Kadına ayrımcılığın, ötekileştirmenin ve şiddetin yaygın olduğu dünyamızda kadın, annelik süreçlerinde bir parça olsun hak ettiği dokunulmazlığa kavuşur.
 Gebelik sürecinin sadece yumurtayı dölleme işleminde bulunan erkek, gebelik, doğum ve emzirme gibi çileli ve zor, hatta hayattı tehlikesi olan işlevlerin dışındadır. Bu nedenle bazen kadına haksızlık yapıldığını, hiç olmazsa emzirme işinin erkeğin görevi olması gerektiğini düşünürüm.
Anne olma duygu ve zorluklarının dışındaki erkek için anlaşılmaz ve hakkı asla ödenemeyecek bir gerçektir.
Erkek egemen dünyada yönetim de erkeklerin elinde olduğu için annelik ve doğum ile ilgili yasal haklar, olanaklar ve sağlık hizmeti sunumları maalesef geri kalmıştır. Hala birçok kentte doğumevi ve çocuk hastanesi yoktur.
Gebelik, doğum ve lohusalık ile ilgili hizmetler birçok kentte yetersiz ve çağdaş modern olanaklar sunulamamaktadır.
Anne ve bebek ölüm oranları cumhuriyet döneminde düşmüş olmasına karşın, hala batı ülkelerinin standartlarının altındadır.
Annelik yüceltilirken, kadınlık, kadın olma, kadın hakları ile ilgili alanlarda ciddi gerileme görülmektedir. Tekrar erkek egemen ve kaçgöç toplumuna doğru evrilmeye çalışılan bir kadın dünyası ile karşı karşıyayız.
Bireysel olarak kurtuluşlarını ilan edebilen kadınlar için toplumsal ve siyasal alanda daralma devam etmektedir. Maalesef din temelli politik görüşler kadını yalnızca evinin kadını ve anne fonksiyonları ile sınırlamaktadır.
Batı ve Uzakdoğu dünyasında kadın toplumsal alanda eşit ve yeterli yaşam alanı bulurken, Ortadoğu ve Afrika gibi coğrafyalarda bizzat devlet eliyle giderek daha çok toplumsal yaşamdan çekilmeye zorlanmaktadır.
Anneler Günü son yüzyılın tüketim ekonomisinin topluma armağanıdır.
Anneler Günü’nün salt annelere çiçek alınıp bir günlük sevgi ve saygı duyulan bir gün olmasından öte anlamları olmalıdır.
Yılın her günü “kadının yeri evidir, kadının erkeklerin olduğu yerde ne işi var” diye düşünenler için Anneler Günü, yıl boyu işlenen bu haksızlığın ve kadını ötekileştiren anlayışın günah çıkarma ve kendini affettirme günü olmamalıdır.

LÖSEV’e destek olun

LÖSEV’den sevgili Füsun Emecan Özcan mesaj atmış.
“Bursa’da 6 Haziran akşamı Tayyare Kültür Merkez’inde bir tiyatro gösterimiz olacak. Bursa Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nın üyelerinden kurulan tiyatro topluluğu Çehov’dan “Sevgili Doktor” isimli bir tiyatro oyunu sunacaklar. Tüm desteklerin LÖSEV e olacağı bu oyunun biletleri 2 tuğla yani 20 TL. Elde edilen kaynak hastane projemize aktarılacak.”
LÖSEV Bursa’da kendi alanında çaba harcayan tek kuruluş. Lösemi ve kan hastalıklarıyla mücadele eden çocuklarımız için LÖSEV’e destek olalım.