Bursa Hakimiyet

Ezop eşeği…

Bugünlerde “eşek” gündemde…
Bir bakanın kardeşi sosyal medyada vatandaşlara  “ ya eşek gibi yaşayacaksınız, ya da bu ülkeden gideceksiniz. Sizin önünüzden arpayı da almayı biliriz “ demiş.
Ardından sosyal medya ve basında hızlı bir “eşek” edebiyatı oldu.
Konu “eşek” olunca da, favorim Ezop Masallarıdır.
Bugünleri görür gibi, antik dönemin ünlü masal yazarı Ezop 2600 yıl önce yazmış.
Keyifle okuyun.
***
Bir inek, bir beygir, bir eşek, gurbete gidip insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler...
Her biri başka yöne gider.
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra
buluşma yerine önce inek ve beygir gelir...
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış,
dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış,
adeta çökmüştür.
Beygir merakla sorar:
“Nedir bu halin inek kardeş?”
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
“Sorma beygir kardeş...
Bu insanlar çok merhametsiz...
Beni durmadan birbirlerine sattılar. Sütümü sağdılar.
Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular,
aç bıraktılar.
Canımı zor kurtardım be kardeş.”
Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır:
“Ah, sorma...”
“Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım.
Üzerime bindiler, ses çıkaramadım.
Biri indi, öbürü bindi!
Binmedikleri zamanlar zincire vurdular.
Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar.
Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş.”
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür.
Hayli neşelidir.
Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir.
Mutludur.
Üstelik şişmanlamıştır.
Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir.
Üzerinde lacivert takımlar vardır.
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde,
“Nedir bu halin?
Neler oldu?
Neden böyle zevkten dört köşesin?” diye sorarlar.
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
“Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım.
Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu.
Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım.
Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim.
Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu.
Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım.
Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim...”
“Eee, sonra ne oldu?”
“Ne olacak beni lider seçtiler!”
“Deme yahu…
Yani sen lider mi oldun?”
“ Evet...
Bir şey yapmama gerek kalmadı. Keyfime baktım.”
Ben bağırdıkça onlar “Seninle gurur duyuyoruz” diye alkışladılar.
“Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!”
“Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?”
“Valla, yarısı anladı ama
diğer yarısına anlatamadı!”

Neriman Bale kursu

30 yıldır bu kent,  bu ülkenin çok da sahiplenmediği Bale Sanatı’nı sürdürmek, sahiplenmek kolay iş değil…
Bu muhafazakâr kentte 30 yıldır inançla, inatla, sabırla çocuklara bir sanatı sevdirmeye, estetiğini öğretmeye çalışmak, hiç kolay değil…
İstanbul’da çok daha iyi imkânlara ulaşabilecekken 30 yıldır kararlılıkla yılmadan Bursa’da ayakta kalmak, her yiğidin işi hiç değil…
30 yıldır sevgi, saygı ile etik değerlerden, prensiplerinden milim sapmadan bu sanatı icra etmek, öğretmek ve bale sanatının temel ilkesi “omurgayı dik tutmak” velhasıl zor iş… Başarmak için hem yürek hem de bilek lazım…
Neriman Bekiroğlu, Neriman Bale Kursu ile 30 yıldır bu zoru başardı, başarıyor.
Adam alakan ne? Reklam mı? dersen…
Ne baleye gidecek kızım var ne de bale ile ilgili ciddi bir bilgim…
Ama 30 yıldır ben bu kentte uzaktan yakından izliyorum bu hanımefendiyi…
Bu emeğe, inanca, sevgiye, sanata saygıya adanmış bir ömürle ve geride kalan 30 yıllık çaba için kent adına sadece bir teşekkür yazısı…