Bursa Hakimiyet

Gerçekten sanala, sanaldan sanrıya…

Güney Kore’de bilgisayar bağımlılığına bağlı şimdiye kadar 22 ölüm bildirildi.
Bir tanesi ilginç…
İnternet bağımlısı genç çift, internet bağımlılığı ile bebeklerini ihmal edince, bebek açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi.
Bu kadar da olur mu demeyin?
Bir restoran veya toplu yerlerde çevrenize bakın, doğru dürüst konuşamayan bebelerin elinde iPad, cep telefonu ile oyun oynarken göreceksiniz.
Gelişmiş bazı ülkelerde boşanmaların üçte biri internet kaynaklı.
Gençlerin beşte biri bilgisayar ve sanal ortam bağımlısı…
Artık onlar “realiteden” kopmuş bir gençlik…
Herkesin elinde cep telefonu, tablet bilgisayar, internet, dijital oyunlar…
Okuma yazma öğrenmeden bilgisayar kullanan bir nesil var.
Yedisinden yetmiş yedisine bilgisayar ve internet ile haşır neşiriz.
Bayram, kandil, doğum günü ve sair her türlü kutlama internet veya cep telefonundan…
Kandillerde dua geliyor cepten…
Baban ölmüş. “ başın sağ olsun” internetten…
“Geçmiş olsun” dilekleri Facebook’tan…
“Hayırlı olsun” Twitter’dan…
Küfür, hakaret, dürtmek klavye ile mümkün…
Tek tuşla arkadaşını öpebilirsin, çiçek ve pasta gönderebilirsin.
Protesto edeceksen “şikayet et”e,
Hoşuna gidenler için “beğen”e basacaksın.
Çok kızgınsan iki satır “yorum” yazacaksın.
Dellenmişsen, grup oluşturup “paylaş”acaksın.
Bir kızı beğendin, adamdan hoşlandın mı?
Bilmediğin, merak ettiğin her şey için;
Tek adres “Google”
Artık “google” ne derse, o olur…
Bütün gün sanal ortamda adam öldüren çocuklar,
Gece sabahlara kadar oyun oynayarak bayılan gençler,
Sanal çiftliklerde koyun besleyip, tavuk yemleyen,
İnternetteki tarlalarından buğday toplayıp, harman yapan,
Sanal kentler kurup, sanal sokaklarda gezen, sanal arkadaşları olan
İnternetten sevişen, dövüşen, söğüşlenen ve gelişen (!)  bir nesil bu…
Asıl tehlike, adı üstünde ortam “sanal” … Yani gerçek değil…
Bir de internetten porno, kumar, oyun, alışverişe yakalanırsan durum felaket…
Buna internetteki kirli ve yanlış bilgileri de ekle,
Al sana “kıyamet”…
İnternet ortamındaki bilgilerin ve haberlerin denetimsizliği, herkesin herkes ile ilgili ölçüsüz, sınırsız, izansız, vicdansızca yazdığı “yanlış” ve “yalan” bilgilerle dolu…
Bunları ayırt edecek, sınayabilecek zeka ve vicdana sahip olmayan insanlar için “nefret, intikam ve dedikodu cenneti”…
Sıradan insanlar için “tuzaklarla dolu bir ortam ”…
İnternet vicdanlı ve zeki insanlar için hem “kanalizasyon” hem de “imajinasyon”…
Sabah iPad ile uyanıp, gün boyu cep telefonu ile uğraşan, akşam televizyon seyredip, gece sabahlara kadar internet ile yaşayan bu insanlar için artık “sokaklar”, “arkadaşlar”, “dostluklar”, “çarşı, pazar”, “deyip dokunmak” gerçek değil…
Kitaplardan, klasiklerden, haberlerden, gazeteden, gündemden kopup kendi sanal dünyalarında yaşayan bu insanlar için tek kutsal kaynak kaldı;
Google…
Arkadaşlar Facebooktan…
Haberler, dedikodular Twitter’dan…
Koyunlar zaten sanal çiftlikte,
Para ile oyuncu alabilirsin, arkadaş edinebilirsin,
Ağaç dikebilirsin, pasta gönderebilirsin…
Abidin bir düşün…
Sanal ortamda yaşarken, sen hayata dokunabilir misin?

 

 

İNTERNET TEHLİKELERİ – GOOGLE TUZAKLARI

Bu hafta konu sanal ortam olunca, hepimizin yaşadığı ve yaşayacağı bir sorunu özel olarak yazmak istedim.
Konu; İnternet kaynaklı haberler…
İnternet kaynaklı haber, yazı ve yorumları “dedikodu” kabul etmelisiniz. Gerçekliğini kesinleştirmeden “hükme” ve “sonuca” varmayın. , İsveç’te yaşayan bir arkadaşım… Geçen haftaki İspanyol tenorlar ile ilgili haberin bir internet fantezisi olduğunu yazmış bana… İlgili linkleri de göndermiş. Hastalık doğru, adamlar doğru, vakıf doğru, iki sanatçı arasındaki dostluk doğru ama birbirlerinin hayatını kurtarma kısmı fantezi… Arkadaşıma da yazdığım gibi, oysa böylesi güzel bir yardımlaşmaya, karşı cephelerin birbirini anlamaya, sevmeye o kadar ihtiyaç duyulan günlerdeyiz ki; ben de bu ayrışmalara, nefretlere, sevgisizliklere “merhem” olur inancı ile internet okuduğum öyküyü size aktarmıştım. Sonucu fanteziymiş ama fantezi de olsa güzel öyküydü, ihti-yacımız vardı, güzel duyguların gelişmesine yararlı olmuştur inancı ile, siz siz olun “internette gördüğünüz her sakallıyı dedeniz zannetmeyin..”