Bursa Hakimiyet

Hayat gelip dayatıyor…

Kazandıkça rövanşlaşma duygun kabarır, her karşılaşmayı “düello” sanırsın
Her karşılaştığını “düşman”… Senden olmayan her şeye “karşı” olursun…”
Hayat gelip dayatıyor…
Çocuk kalbinizin, aklınızın geride kaldığı yıllar erişkinliğe vardıkça duygularınız nasırlaşır…
Gençlik tükendikçe köşeleriniz törpülenir. Keskin kenarlarınız ufalanır.
Hayatın kavgaları artıp, derinleştikçe şekillenir, taraf olur, saf tutarsınız.
Yıllar ve yaşananlar her daim örseler, ufalar, yıpratır, parçalar…
Ve hayat her zaman dayatır. Seçmek, terk etmek, vazgeçmek zorunda kalırsınız.
Partileşirsin, cemaatleşirsin, mezhepleşirsin, ittifaklaşırsın, ayrışırsın, ayrıştırırsın.
Hayat dayatır…
İnanmadığın yollara girer, inanmadığın insanlara bağlanırsın…
Bilmediğin, anlamadığın tarikatlara saparsın…
Neden dayatır hayat?
En daraltıcı olanı ekonomik gerekçelerdir.
Dar, zor oyunu bozar. Yokluk ve yoksulluk karşısında durmak kolay değildir.
Hayat en çok bu alanda dayatır. Hele çoluk, çocuk varsa, bir de gelecek kaygısı…
Neden dayatır hayat?
Var olma derdi, adam yerine konma, hayatta bir rol kapma endişesi de dayatır insana…
“Bir yere ait olma”, “ sahiplik duygusu”  takım dışında, oyun dışında kalma korkusu…
Bu korku ile cemaatleşirsin, partileşir, takım olur, mezheplere, milliyetlere sahip olursun…
Asıl kazanmak ve kaybetmek dayatır insana…
Ya kaybetmekten korkar, ya da kazanmaya müptela olursun.
Kazandıkça rövanşlaşma duygun kabarır, her karşılaşmayı “düello” sanırsın
Her karşılaştığını “düşman”… Senden olmayan her şeye “karşı” olursun…
Kazanmanın ve zaferin sarhoşluğu ile küstahlaşırsın, küstahlaştıkça çirkinleşir,
Kazandıkça palazlanır, palazlandıkça zalimleşirsin…
Ve hayat dayatır? Taraf olmanın keyfini veya eziyetini yaşarsın…  Şansın varsa zamanının, coğrafyanın hâkim, güçlü, iktidar tarafını seçersin…
Azınlıkta, muhalefette, kaybedenler kulübünde,  kenarda köşede isen hayat sana daha dardır.
Ezilenler, kaybedenler, kenarda ve cemaat dışında kalanlar için zaten hayat zorlaşır.
Kaybetmenin ezikliği ile sessiz, korkmuş, ürkmüş, aciz bir köşeye - bulursan - sığınırsın…
Ama hayat kazananlar ve iktidarlar için, daha çok dayatır aslında…
Erk sahibi, karar verici ve belirleyici iktidarın tarafı isen aklını ve kalbini korumak sana düşer…
“Fırat’ın kıyısında bir koyun kaybolsa sorumluluk benimdir” anlayışını egemen kılmak senin işin…
Güç sahibi olarak, her derde deva bulmak, sessizlerin sesi olmak kolay değil…
İktidarda iken karşı olanlara “hoşgörü” göstermek,
“senden olmayanın” hakkını teslim etmek
Velhasıl adil olmak… Hiç kolay değil…
Demokrat ve adil olmanı engelleyecek çokça basitlik, cahillik, ihanet ve görgüsüzlük olacak
Karşındakiler adil değilken, senin adil olman hiç kolay olmayacak İşte hayat asıl tam bu noktada dayatır;
Herkesi veya bazılarını sevecek kadar “gönül zengini” olmayabilirsin
Ama “adil olmayacak kadar da acizlik” içinde olmayacaksın…
Ve hayat dayatacak…
Ve sen karşılaştığın neden ne olursa olsun direneceksin…
Omurgan dayandığı, yüreğin yettiği, aklın erdiğince direneceksin…
Yanlış veya doğru… İnandığın yolda kim ne için ve ne kadar dayatırsa dayatsın direneceksin… Ölçülerin ve sonuçların evrensel olacak,
Sözünü ve özünü nereye koysalar, nerede tartsalar kantarda aynı çekecek… Tek koşul sahici, samimi ve adil olacaksın…