Bursa Hakimiyet

İnan Aslan Deniz…

En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim,
O, onun en güzel yüz
metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı
hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
(Can Yücel)
                       

                          ***

Ülke meclisteki yolsuzluk, rüşvet ve kokuşmuşluk görüşmelerine odaklanmışken aklım Deniz Gezmiş ve arkadaşlarında… Çünkü onların idamlarının yıldönümü ile çakıştı görüntüler…
Acı bir rastlantı ama hayatları ve idealleri destan olan idam edilmiş gençler bir yanda, onca yolsuzluk ve kokuşmuşluğa karşı arsız ve anlamsız yanıtlar veren, yargıdan kaçmak, yolsuzluğun üstünü örtmek için canhıraş gayret adamlar bir yanda…
Resmi tarih Deniz ve arkadaşlarını anarşist hain gibi gösteriyor. Ülkenin geldiği bu günlerde gençlerin çoğu artık Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ne yaptığını, ne uğurda öldüklerini bilmiyorlar. Oysa biraz merak edip ilgilenseler ve araştırsalar, ülkenin bugün içinde bulunduğu bu insan ve siyaset manzarası içinde Deniz ve arkadaşlarının “analarının ak sütü “ gibi temiz ve idealist olduklarını ve haksız bir idam cezası ile katlediklerini göreceklerdir.
               

                        ***

Deniz Gezmiş 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Cimil köyündendir. Babası Ilıca Erzurum nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum’un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş’tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir.
1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Aynı yıl Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 1967’de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968’de “Devrimci Hukukçular Örgütü”‘nü kurdu.
İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, bu olaylardan sonra öğrenci hareketinin efsanevi lideri haline geldi.
Milli Demokratik
Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu.
1968’de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Devran Seymen, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan’la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)’ni kurdu. 1968’de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB’ ün başlattığı “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü” düzenledi.
Deniz Gezmiş, haziranın sonunda Filistin’e gitti. 1969’da, “üniversiteyi işgal” ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi’nden ihraç edildi
20 Aralık 1969’da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin’le birlikte 1970’e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte THKO’yu kurdu.
12 Mart darbesinin ilk günlerinden sonra Yusuf Aslan ile birlikte Sivas’a gitmekteyken yakalandı.
Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Mahkemesi’nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971’de başlayan THKO-1 Davası’nda TCK’nin 146.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırıldı.
İdam cezaları o zamanlar Senato tarafından
onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü “siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır”
diyerek Bülent Ecevit ile birlikte ret oyu kullandı. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullandı.
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği
yerine getirilmedi.
İdamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin sembolü oldu.

             ***

42 yıl önce idealleri ve siyasal düşünceleri için asılan bu çocuklara “hain” dediler, aynen bugün bu hak-
sızlık ve hukuksuzluklara karşı duranlara “hain” dendiği gibi…
Bugün yaşasalardı “idam edilmezlerdi” denilir hep, oysa şimdi yaşadıklarımıza, gezi olaylarında öldürülen gençleri düşününce; mahkemeye bile çıkarılmaları bugün için lüks sayılır.
Onlar sadece inançları ve düşünceleri için dosdoğru yaşadılar, ölüme dimdik gittiler, eğilip bükülmeden…