Bursa Hakimiyet

Kadın olmak zor, “Kadın Yazar” olmak…

Kadınlara yaranmak veya feminist ayaklar ile değil, hissederek ve yaşayarak görüyorum ki; kadın olmak tüm dünyada zor iş...
Bu coğrafyada kadın olmak “zordan da zor” …
Üstelik bir de “kadın yazar” olmak “sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde” durumu…
Kadınların kitaplar dolduracak kadar çok derdi var. Bırak hepsini bir kenara” ülkenin erkeklerine bak” bu bile tek başına kadın olarak yaşamanın ne çileli bir yol olduğunu ispatlar.
Her şeye rağmen kadınlara güvenirim ve kadınlardan korkarım ben…
Korkarım… Çünkü onlar istemeden, değil rejim değişikliği, erkekler çorabını bile değiştiremez.
Kadının içinde olmadığı her mesele eksiktir…
Yani kadınlar isterse ileri de gider, geri de gider memleket… Erkeklere sadece yönetmenlik yapar ama bilmezler tüm “senaryoları” kadınlar yazar aslında…
Güvenirim kadınlara… Kadının olduğu yerde bir seviye, kalite, sağduyu ve vicdan vardır.
Kadınlar, erkekler gibi kolay savrulmazlar hayatta…
Östrojen “Gerçekçilik Hormonu” … Gerçekle ilgilenirler. Doğum yapmış olmanın ve bir erkeğin asla yaşayamayacağı, anlayamayacağı “çocuk yapmanın” avantajı ile yaşamın da ölümün de anlamını en iyi onlar bilir.
Hele bir de eğitirsen kadını, okursa yani… İşte toplumun kalitesini “bu kadın” yükseltir.
Kadının cahilinden de korkarım ama “ana” olup da, çocuk yetiştirip “hayatı bilmeyeni de yok gibidir” kadının…
Bak en zor anında, en dar zamanda yanında sımsıkı bir kadın vardır.
Yapayalnız kaldığında dön arkana bak… Mutlaka sana inanan, seninle yürüyen bir kadın bulursun.
Nice erkeğin “dön gel “ ettiği zamanlar, inatla direnen kadınlar görürsün…
Erkeklerin eğilip, büküldüğü zamanlarda omurgası üzerine dikilmiş, inatla, sımsıkı inandığını tutup bırakmayan kadınlar vardır.
İşte bu nedenle ne zaman bir “görev” için bana söz düşmüş ise bir “kadını” öneririm o göreve…
Takım arkadaşlarını seçerken en az yarısının veya daha fazlasının kadın olmasına dikkat ederim.
Ne zaman bir kadın yönetici olsa, iyi bir göreve atansa, seçilse, müdür olsa, üniversite bitirse, kazansa sevinirim.
Bilirim ki;”kadının kalitesi artarsa toplumun da kalitesi artar”.
Velhasıl hayatın içinde kadınların sayısı arttıkça,
kadınların kalitesi arttıkça sevinirim ben…
Kadınların yönettiği, kadınların görev edindiği her meselede yardım istemeseler de “gönüllüyümdür”.
Bilirim bir kadın el atarsa, inanırsa bir işe, mutlak sonuca ulaşır.
Diyeceksin ki, her kadın başarılı mıdır? Değildir tabiî ki, ama bak, bir kadın yolda kalmışsa, bir kadın başaramamışsa eğer, yine bir başka kadın çıkmıştır yoluna…
Kadınlar kadınlara sahip çıkarsa, kadın kadını severse erkelerin işi zor bu dünyada…
Halen erkekler “egemen” ise dünyada, kadın kadınının önünü kestiği içindir.
 Erkeğin ne zekâsı ne de azmi durdurmaya yetmez bir kadını…
Bir kadını bir başka kadın durdurabilir ancak…
Ha bir de “kendi” hırsı, duyguları ve cahilliği tabiî ki… O da bir kadın sonuçta…
İşte bu nedenle sanatçı, yazar, çizer, okur, yazar bir kadın olunca söz konusu olan, çaresiz taraf olurum ben… Kadınların vicdanına güvenirim.
İşte bu nedenle, Cennet Cankılıç ve Özlem Yağmur Buğday’ın yeni yayın hayatına geçen HAVADİS 16 İnternet Gazetesi ve Dergisi’ne inanıyorum. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de izleyeceğim onları… Siz de izleyin…
Göreceksiniz diğer kadın yazarlar gibi toplumun, kentin vicdanı olacaklar.
Yıllardır izlediğim yüzlerce erkek yazarın içinde, (görüşlerine katılırsın ya da katılmazsınız, beğenir ya da beğenmezsiniz) iki elin parmakları kadar olan kadın yazar var. Aysın Komitgan, Gül Kolaylı, Ayşe Aygör, Hülya Güven, Lale Akasoy, Yasemin Özdemir Güler, Betül Güner, İkbal Polat, Zühal Kişin Köseoğlu, Güzin Abraş, Neslihan Çelik Alkoçlar, Birgül Aydın, Burcu Üzümcüler, Dilek Üzümcüler, Cansel Oruç, Reyhan Batut, Elif Didem Danacıoğlu, Serap Konuk, Merve Yıldırm, Şükran Mercan Misçi, Pınar Yıldırım, Sibel Bağcı Uzun, Türkan Genç, Işıl Arslan, Halide Türkoğlu Yukay ve halen aktif gazetecilik yapan tüm kadınlar… İzleyin onları…( adını yazmayı unuttuklarım affetsin beni)
Her yazılarını beğenmeseniz, bazı yazılarında duyguların, dedikoduların, yanlış bilgilerin tuzaklarına herkes kadar düşseler bile, genel olarak satırlarında “vicdan” olduğunu göreceksiniz.
Erkek yazarlara göre işleri on kat daha zor olan bu ülkede, her şeye rağmen “dik durma” dertleri olduğunu hissedeceksiniz.
Horlanıp, küçümsenmelere rağmen, bu “erkek dünyasında” geldikleri yerlere, durabildikleri köşelerine nasıl ciddiyetle, inançla sahip çıktıklarını göreceksiniz.
Onları kovduğunuzu, korkuttuğunuzu, ürküttüğünüzü zannettiğinizde yanıldığınızı anlayacaksınız.
Kadın onlar… Senin ve benim gibi milyonlarcasını doğuran, büyüten kadınlar…
“Testesteron sarhoşu” kıvrımı yetersiz beyni ile bir kadına karşı zafer kazanabileceğini sanan zavallı erkekler için, kadını alt etmenin iki yolu var; ya cahil bırakacaksın ya da şiddet uygulayacaksın… İşte bugün zayıf erkeğin başvurduğu bu yolu da öğreten ve yetiştiren maalesef yine kadınlar…
Toplumun tüm iyi ve kötü gelenekleri, görgü kuralları, medeniyet kadın eli ile yürür. Kültürü oluşturan ve yaşatan da kadındır. Bu nedenle bu geleneklere “ananevi”, konuştuğumuz dile “anadil”, yaşadığımız topraklara “ anavatan” diyoruz.
Erkeklere de mutluluk için öğüdüm;
(Yazın bunu bir kağıda, asın görünür bir yere)
“İtaat et, rahat et… Haklı olma mutlu ol”
Sözün özü; “ne kadar kadın, o kadar kültür, görgü, zarafet ve medeniyet “

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…

Yıl 1937 Bursa Heykelönü… Henüz Cumhuriyet 14. yaşında… Bursa’nın nüfusu ise 130 bin kişi…
Fotoğrafa biraz dikkatle bakın… Daha 14 yıl önce kurulmuş bir genç cumhuriyetin “eşit” ve yeni “yurttaşlarında” gönüllü, samimi sevinci göreceksiniz. Heykel önünü doldurmuş bu kalabalık, gönüllü olarak yeni cumhuriyeti kutlamaya gelmiş. Hani şu son yıllarda sulandırmaya çalıştığımız, kavga dövüş vatandaşların tekme tokat kutlamaya çalıştığı Cumhuriyet Bayramı…
Hatırlatırım yıl 1937… Siz o gün bu meydanı dolduran insanlardan daha mı iyi bileceksiniz Cumhuriyet’in kıymetini… Sonuçta daha 14 yıl önce “padişahım çok yaşa” diye bağıran bu insanları orada zorla toplanmış gibi görünüyor? Belli ki, sevmişler Cumhuriyet’i...
Öyleyse bu yılki bu eziyet niye? Bu engellemeler boşuna… Cumhuriyet fazilettir kardeşim… Faziletli adam hemen anlar Cumhuriyet’in kıymetini….