Bursa Hakimiyet

Kıyamet nedir?

Kıyamet kopsa, insanlık, medeniyetler, anıların, sevdiklerin yerle bir olsa, siz Şirince’de kendinizi kurtarsanız ne olacak?
Asıl kıyamet, kendi popolarını kurtarmak için Şirince’ye akın eden bencil insanlar ile aynı dünyada yaşamaktır.
Peki kıyamet nedir?
Kıyamet, yoksul olmaktır…
Kıyamet, işsiz kalmaktır. İşi olup geçinememektir.
Kıyamet, hasta olup derman bulamamaktır.
Kıyamet, çocuklarına ekmek parası bulamamak, onları okutamamaktır.
Kıyamet, bu kışta soğukta kalmaktır.
Kıyamet, hem yoksul olmak hem de ihtiyar olmaktır.
Kıyamet, sevgisiz, yalnız kalmaktır.
Kıyamet, kavga etmek ve kavgayı kaybetmektir.
Kıyamet sevdiğine varamamaktır.
Kıyamet, sevdiğini kaybetmektir.
Kıyamet, iftiraya ve haksızlığa uğramaktır.
Kıyamet, şiddete maruz kalmaktır.
Kıyamet, derdini anlatamamak, anlatılanı anlamamaktır.
Kıyamet, borçlu olmak, borcunu ödeyememektir.
Kıyamet, alacaklı olup, alacağını alamamaktır.
Kıyamet, haksız yere mahpus yatmaktır.
Kıyamet, derdine çare bulamamaktır.
Kıyamet, sevdiğin kızın sana “hayır” demesidir. “Evet” diyen kızın “hayır” diyen babasıdır.
Kıyamet, evladının hayırsızlığı, dostlarının vefasızlığıdır.
Kıyamet, eşin “mendeburu”, kadının “çirkefi”, kocanın “ öküzü”dür.
Kıyamet, “sıfır almak”, sınıfta kalmak, mezun olamamaktır.
Kıyamet, haklı olup adaletsizliğe uğramaktır.
Ayrılık, gurbet kıyamettir.
Kıyamet, ağrılarının dinmemesidir.
Şiddetin yüceltilip, sevginin aşağılandığı bir ülkede,
Zulüm altında yaşamaktır, kıyamet…
Adaletsiz bir dünyada nefes almaktır.
Hoşgörüsüz bir memlekette yaşamaktır kimi zaman…
Ama her zaman sadece ama sadece,
“Gerçekler”… gerçek kıyamettir…
Ölüm tek gerçektir…
Evlat acısı ise kızılca kıyamettir…

Siz Mahfel’i değil, anılarınızı satıyorsunuz

Bir daha hiç alamayacağınız ve asla tekrar yaşayamayacağız anılarınızı ihale ediyorsunuz.
Mahfel basit bir çay bahçesi midir ki?
Bursalılar bu denli tepkisiz...
Mahfel  birkaç nesil Bursalı’nın  hatıralarının mabedidir.
Bu kadar çok insanın ortak hatırasını küçücük bahçesine, dört duvarının içine sığdırabildi Mahfel...
Ama siz...
Mahfel’de zaman geçiren, onu kullanan, ondan beslenen binlerce Bursalı...
Siz o hatıralarınız ile kentin kalbinde atan, minicik bir yüreğe sahip çıkmadınız.
Binlerce Bursalı’nın yüreği Mahfel’de kim bilir hangi heyecanlar için çarptı?
Mahfel şefkatli bir ana gibi kucağını açtı yıllarca size...
Ama siz 2 milyon Bursalı birleşip, küçücük Mahfel bahçesine sahip çıkmadınız.
Mahfel’de çarpan yürekler bugünlerde susarsa, Mahfel’in yüreği duracak bileseniz.
Ama kaybeden tarihi Mahfel binası olmayacak...
Aslında kaybolan sizin anılarınız, satılan sizin hatıralarınız olacak...