Bursa Hakimiyet

KÜRTaj

 Başbakanımız geçen hafta bir cümlesi ile gündemin cümlesini altüst etti.
Ne dedi Başbakan?
"Kürtaj bir cinayettir. Her kürtaj bir Uludere'dir"
Neresinden tutsan, elinde kalacak, sündürülebilecek bir yorum…
Nitekim Facebook, Twitter yıkıldı.
Vatandaşlar, ünlü, ünsüz herkes döküldü.
Hiç katkısız bazı yorumlar edebiyat ve mizah literatürüne girecek kadar ilginçti. İşte bazıları;
- "Her kürtaj bir Uludere'dir" diyorsun da kimse tek seferde 35 çocuk aldırmıyor!"
- "150 gündür Uludere cinayettir demedin, kürtaj cinayettir dedin sonra her kürtaj Uludere'dir dedin."Uludere cinayettir" demek bu kadar mı zor?"
- "Bir şey daha öğrendik Başbakan'dan: Uludere katliamı meğer kürtajmış. Yani devlet istenmeyen çocuklarını bombalayarak yok etmiş."
- "Kürtaj cinayet ise, dışarı boşalma ile korunma, soykırımdır…"
Benim ise kafam karışık…
Bir hekim olarak tıbbi bir girişimi siyasal ve sosyal bir meseleye bağlamayı hem ilginç hem de zorlayıcı buldum.
Özetle , sosyal ve siyasal meseleleri , rahime bağlamak kolay iş değil.
Ne diyeyim?
Sıradan bir vatandaş olarak şaşırıyorum, ürperiyorum, korkuyorum.
Tüm yaşananlar için Allah’a sığınır ve O'na dua ederim; "Allah rahman ve rahimdir"


Başbakan nisaiye uzmanı olunca…
Memur sokakta,
Öğretmen ayakta,
Sağlıkçılar diken üstünde,
Millet geçinme derdinde,
Polis, asker alarmda,
Bombalar patlıyor.
Her gün şehit haberleri…
Vatandaşın gözü, kulağı Ankara'da Başbakan'da…
Yapacağı açıklamalar umutla ve merakla bekleniyor.
Başbakan televizyon ekranlarında açıklıyor;
"Evlenin..
En az 3 çocuk yapın…
Sezaryen olma…
Kürtaj yaptırma…"
Herkes Başbakanı iktisatçı zannediyordu,
ama nisaiye uzmanıymış…


Ancak hiçe varırız bu yoldan varsak varsak
Üretim ki mekanı ya rahimdir ya barsak!
Necip Fazıl Kısakürek


SU AKAR, BURSALI BAKMAZ…
Hanlarınızı onardık. Yetmedi yeni hanlar, oteller yaptık.
Kongre merkezi yaptık.
Her gün yeni otel, restoran, kafe açılıyor.
Tarihi dokuyu tekrar canlandırdık.
Tramvayımız da var.
Başkan ve Vali turizm yanlısı…
Sağlık ve turizm IN, sanayi OUT vaziyetleri…
Sadece iki şey eksik;
Biri TURİST, ikincisi de bu turistleri bu han ve hamamlara ulaştıracak YOL …
Turist olmaz ise bu hanlarda birbirimizi ağırlayarak, biz bize termallerde yıkanarak bu kente "akça" gelmez. Tanrının sunduğu bu termal kaynaklar ile sadece "akça, pakça" oluruz. Ama batılıların "su akar Türk bakar" dediği gibi, bu sular akarken bakarsak , turist bekleyen otelciler, restoranlar, termaller, esnaf "akça" beklerken, "aç" kalacaktır.
Belediye kadroları ile kenti yönetebilirsiniz,
Ama gavuru bu kente getirmek için gavurun metotlarına ihtiyaç var.
Birkaç ay sonra belli olacak Sağlık Turizm Serbest Bölgeleri için BUSAT , geçtiğimiz hafta çok önemli bir toplantı ile ilgili tüm bürokratları bir araya getirdi. (gerçekleşmesindeki çabalarından dolayı Sağlık Müdürlüğü'nden Çiğdem Atalmış, İl Kültür Müdürlüğü'nden Serhat Yozcu, Sibel Bağcı Uzun, Hatice Şahin, Metin Yurdakul ve tabiî ki Mustafa Esgin'e bu kent adına teşekkür ederim) Kent dinamikleri adına herkes elinden geleni yaptı. Top artık Ankara'da… İş Ankara'da olunca bu kentin milletvekillerine çok iş düşüyor. Bizim milletvekillerinden beklentimiz, Ekonomi ve Sağlık Bakanlığı'nın kapılarını aşındırmalarıdır.)


GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
1980’li yılların sonu… Dönemin medya yıldızları adeta "şampiyonluk kupası" hatıra fotoğrafında bir araya gelmiş.
Rahmetli Yılmaz Amca, Kutup Dalgakıranlar, İlkay Balaban, Yeşim Doğan, Ramazan Gelmez, Yasemin Taydaş, Füsun Karagül, Aysın Komitgan, Figen Dalgakıranlar, Ülker Karlı, Erol Bilenser, Belkıs Önal, Erdal Çolak, Engin Özpınar, Cengiz Yakut, Yavuz Özgünay, Yusuf Kotaman, Enver Akasoy, Zafer Opsar… Yüzlerde mutlu bir gülümseme, çoğu hala gazeteci ne mutlu… Ama her şampiyonluk anı fotoğrafı sonrası gibi, şimdi her biri başka takımda top koşturuyor. Kimi İstanbul takımlarına, kimi Avrupa ve Amerika liglerine transfer oldu. Ve çok şükür çoğu hala Bursa liginde top koşturuyor :)