Bursa Hakimiyet

Medyanın meme psikozu

Böylesi zor günlerin yaşandığı ülkemde, gündem olmak bile üzücü…
İstanbul medyasının halini gördük birlikte. 2 saatlik bir toplantının ilk 15 dakikasını izleyip çıkan bir muhabirin ve İstanbul’da toplantıdan habersiz editör ve yazarların yorumlarını izledik.
Gerçek haberciler “işin aslını” araştırıp, toplantıya katılanlar ile görüşünce işin rengi, gerçek ortaya çıktı. Ve 24 saat sonra medyanın nasıl dönüp, bu kez “tebrikler doktor” dediklerini gördük.
Konuyu araştıran gazete, olayın böyle olmadığını anlayınca Bursa’ya kadar gelerek duruma açıklık getirdiler. Paneldeki sunumu gördüler. Ve bunun üze-rine yine baş sayfadan, bir hafta önce “zırva” dedikleri kişi için, bu kez “ hayata doğru yerden bakan biri” tespiti ile tam sayfa “düzeltme röportajı” yayınladılar.
Bursa’dan tek başına başarabileceğim bir mücadele değildi bu…
Haklı olmanın ve ne dediğini bilmenin gücü ve inadı yetmez, medya ile güreşmeye…
İnandığın kadar, sana inanan insanlar da olacak.
İlk günden itibaren gelen binlerce mesaj, yüzlerce destek telefonu, çiçekler “cansuyu” oldu.
Ardından konuyu bilenlerin, bizzat toplantının tanıkları çıktıkça ortaya bu kez
“medya etiği” tartışması çıktı. Meme kanseri unutulup, mesele kadın yazarlar arası savaşa döndü.
İlk gün dediğim gibi “sözlerimin arkasındayım ama tüm konuşmanın tamamının arkasındayım. İçinden cımbızlanmış bölümlerinin değil” …
“Her şerde bir hayır vardır” derler…
Dostları gördük, hanidir görüşemediğim nice insan ve hastamız ile yıllar sonra
tekrar bir araya geldik. Çok insan ve kurum aradı. Hepsine teşekkür ederim.
Herkese ve medya sözcülerine de hep aynı şeyi söyledim;
“ Bu ülkede meme kanseri nedeniyle kadınlar ölmesin, memesini de kaybetmesin. Artık teknoloji ve olanaklar bu kayıpları çok azalttı. Uygun hastalarda yeni teknolojiler ile bu acılar yaşanmıyor. Ama kadınlara bu seçenekler anlatılmalı… Bu olanaklardan sadece ünlü ve zengin insanlar yararlanmamalı. Ülkenin tüm kadınları bunu hak ediyor. Artık her yerde plastik cerrahi olanağı var. Yeter ki meme kanserli kadını ilk kez gören genel cerrah bu konuda duyarlı ve bilgili olsun yeter”
Anlayan anladı…
Bu meseleden reyting ve hesaplaşma çıkarma derdinde olanlara da ne anlatsan yararsız. Cerrahi ile uğraşırken ve birçok konuya öncülük yapma derdindeyken, herkesi memnun etmek, bazılarının ayaklarına basmamak mümkün değil… Ama hayat böyle…  
Bu tartışma her zaman sürecek. Her konuda olduğu gibi… İnsanlık böyle yol alabilir. Ama bir hastamızın attığı mesaj gibi;
“kürsüye çıkan, önden giden çamura da çelmeye de hazır olacak”…

Bir gün bu ülkede ve dünyada inanıyorum ki, meme kanseri ve tiroid kanserinden ölen kimse kalmayacak. Bu nedenle organ kaybı yaşayan da kalmayacak. Gelişen onkoloji ve onkoplastik cerrahi bu hayali gerçek kılacak.
Bundan 50 yıl önce karnı açmadan safra kesesi, mide, bağırsak ameliyatı yapılacak, kasıktan girip kalp damarları açılacak, ameliyatlar yarı yarıya azalacak, organ nakli, yüz nakli olacak deselerdi herkes “zırva” derdi.
Bugün hepsi günlük tıbbi rutin işlem oldular.
Bütün yenilikleri ve gelişmeleri “zırva” diye niteleyenlerle, yenilikçiler arasındaki bu mücadele hep olacak. Ama her zaman olduğu gibi dünya bu insan ve fikirler ile gelişecek, değişecek…
Hayatın doğal akışına karşı durmak asla mümkün değil….
Bu süreçte destek veren herkese bir kez daha teşekkürler…
(…)
Tam bu hafta “medya etiği” tartışması içindeyken tüm dünyada haber olan bir olay gerçekleşti.
İddiası “yanlış” çıkınca BBC Genel Müdürü George Entwistle istifa etti
‘de bir politikacıya yönelik yapılan yanlış bir iddia ünlü yayın kuruluşunun genel müdürünün istifasına yol açtı. Kanalın genel merkezinin önünde bir açıklama yapan  Genel Müdürü Entwistle, “Genel müdür aynı zamanda editördür ve yayınlanan her içerikten sorumludur. 2 Kasım gecesi yayınlanan Newsnight programındaki kabul edilemez basın ahlakı standartları sebebiyle istifa etmenin onurlu bir hareket olacağına karar verdim “dedi.
Politikacı, isminin internete düşmesi üzerine itiraz etmiş ve     hakkındaki iddiaların doğru olmadığı ortaya çıkmıştı. BBC bunun üzerine yaptığı yayından dolayı özür dilemek zorunda kalmıştı.
Dünyada böyle medya kuruluşları da var.
İşini hakkı ile yapan binlerce gazeteci ve medya çalışanının da hakkını teslim edelim.