Bursa Hakimiyet

Psiko”SOMA”tik

Soma faciası kutuplaşan insanların sınırda gezen “psikolojik” tablosunu da ortaya çıkardı.
Soma’da yaşanan facia sadece bir iş kazası faciası değil artık…
Ölüleri ve acıları için bile ortaklaşamayan, yan yana gelemeyen bir psikoz bu.
PsikoSOMAtik durum 1: İNSANLAR YASINI YAŞAYAMIYOR
Ortada yüzlerce ölü, acı var.
İşçilerin ölümlerine değil, yürümelerine karşı önlem alınır bu ülkede, acını yaşamana, bağırmana, haykırmana izin yok.
Sonunda bir madenci yakını bakana çıkıştı;
“Orada bağırma, burada bağırma. Nerede bağıracağız!”
“Canım yanıyor” diyen yedi dayağı, tokadı, tekmeyi…
PsikoSOMAtik durum 2: SİYASET YAPILMASIN
Neymiş? Bu acı üzerinden siyaset yapılmazmış.
Bu ülkede kömür kadar siyasete alet edilmiş, siyasallaşmış bir maden yoktur.
Bu kültürel ve sanatsal bir sorun mu?
Dünyanın neresine gidersen git, “iş kazası” siyasi bir sorundur.
Sen her şeyi siyaset malzemesi yap. Vatandaş vergisini verdiği devlete “ne iş bu?” diye sorunca, “aman başbakanımıza bir zeval gelmesin” psikolojisi ile savunmaya geç.
PsikoSOMAtik durum 3: KADER, FITRAT, YALAN VE LİTERATÜR
Bir aileden 11 akrabasını kaybeden var.
15 gün önce CHP Meclis’te “Soma madenlerinde sorun var” diye araştırma önergesi vermiş, AKP reddetmişti..
Ve ardından gözümüzün içine baka baka canlı yayında “CHP önergesinde Soma madenleri ile ilgili bir tek söz yok” dedi. Bir dakika sonra gerçek görüntüler yayınlandı. Başbakan yanılıyordu.
Başbakan Soma’da: “Literatürde iş kazası var, bunlar olağan şeyler” demeye getirdi.
Somalılara 100-150 yıl önce olan maden kazalarında ölen kişi sayılarını vererek gönüllere su serpmeye çalıştı.
TV’ de konuşan madenci “Allah’ın takdiri diyorlar Allah Almanya’daki işçilere torpil mi geçiyor? Onlar neden ölmüyor, takdir yalnız bize mi?” dedi.
PsikoSOMAtik durum 4: ÖLÜ EVİNDE DAYAK, AZAR, GÖZALTI
Soma ölü evidir.
Ölü evinde canı yanan haykırır, ağlar, bağırır, soru sorar, lanet eder, öfkelidir, üzgün ve kırgındır.
Ölü evini ziyaret eden sakin, hoşgörülü ve makul olur.
Ama öyle olmadı. Madenci ve yakınları, protesto edenler, eleştirenler dövüldü, gözaltına alındı.
Dünyada bir ilk yaşandı. Başbakan bayağı kollarını sıvayıp protestocunun üstüne yürüdü. Yetmedi market kapısında birini darp etti.
Baş böyle yapınca müşaviri tekmeledi. Korumalar da meydan dayağı çekti.
Artık psikopolitikdayak ile hizaya gelen Somalılara, bir de “devletin vurduğu yerde gül biter” öğüdü verildi.
Ve 2. gün Gül olay yerinde bitti. Acılı aileler ona da çıkışınca devlet görevlileri uyardı;
“Ne yapıyorsun? O cumhurbaşkanı…” Kadın öfke ile yanıtladı;
“Ne yapayım? Bizi dinlemeye gelmedi mi? Eşim kardeşim öldü, ne diyeyim? Teşekkür mü edeyim?”
PsikoSOMAtik durum 5: SOSYAL MEDYADA SOMA
Milletin canı yanmış, kendince duygularını paylaşıyor.
Biraz sorgulayan, eleştiren bir paylaşım yapılınca, AK Troller cümbür cemaat yanıt derdinde…
Soma’daki faciayı Gezi olaylarına bağlayan, cemaatin sabotajı olduğunu yazan, tüm bu kazaların kumpas olduğunu yazan oldu.
Bir vatandaşın sabrı tükenmiş bu saçmalara yazıt yazmış;
“ Bu işçiler hükümeti devirmek için numaradan mı öldü?”
Açıklaması zor bir psikopolitik bir durum… Akılla vicdan ile açıklanacak bir durum değil bu.
PsikoSOMAtik durum 6: ÖLÜMLER İÇİN DEVLETİN ALDIĞI KARARLAR
Ölü sayısı yüzleri aşınca iktidar basın toplantısı ile canlı yayında açıkladı;
“ Bugün tüm camilerde sala okunacak, Kuran kurslarında hatim indirilecek, cuma günü hutbe okutulacak”
Sağ olsunlar psikolog ve din adamları da gönderdiler. Mevlit, lokum ve gül suyu da olacak.
PsikoSOMAtik durum 7: TUHAF AÇIKLAMALAR
“Güzel öldüler” gibi tuhaf bir dolu açıklama oldu ama en ilginci bir vali yardımcısından geldi.
İzmir Vali Yardımcısı maden faciası hakkında şaşkınlık yaratan açıklamalarda bulundu.
“Soma’da hayatta kalan aklını kullanandır. Düşünebilen, aklını kullanan hayatını kurtarmıştır” dedi.
Kurtulamayıp, ölenler için ne kastedildiğini siz anlayın gari…
PsikoSOMAtik durum 8: ÇİZMELERİN KİRİ
O işçi arkadaşın, ambulansa bindirilirken “çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin” sözleri tüm ülke gibi beni de ağlattı.
Anadolu insanın âlicenaplığı, garibin asaleti olarak gördüm ben… Ama sosyal medyada bazıları da korkutulan, sindirilen ve cami güvercinine döndürülen halkın bir yansıması olarak yorumlamışlar.
İkisi de yanlış değil doğrusu. Ama kesin olan bu öfke, nefret, acı ve kutuplaşmış günlerde bu kadar basit, sıcak, naif hareketlere, sözlere ne kadar aç ve ihtiyacımız olduğunu gösterdi.

Topluca cinnet ve psikoz geçirdiğimiz bu günlerde Soma sürecinde vakur ve ciddi tutumları nedeniyle yandaşlık kurbanı olmayan Türk halkını, madenci ve yakınlarını, muhalefeti, enerji bakanını kutlarım.

Sonsöz;
Demek ki neymiş; seçim dönemlerinde “bedava” dağıtılması hep tartışma konusu olan kömür, aslında bedava değilmiş.