Bursa Hakimiyet

Seçim paradoksu…

“AKP oyları azalırsa AKP için kurumsal bir kurtuluş olacaktır”
                     

                                    ****

Muhafazakâr siyasetin temel sorunu kurumsallaşma eksikliğidir.
Lider eksenli, dönemsel biat ve ortak çıkar/ülkü/iktidar paydasında buluşan muhafazakâr oylar, genellikle “siyasetsiz seçmenin” desteği ile iktidara sahip oldular.
Buraya kadar sorun yok.
Bu ülkede muhafazakâr oyların kurumsallaşmasına ihtiyaç var.
Sonuçta ülkenin çoğunluğu muhafazakâr yapıda olduğu gerçeği var.
MHP gibi ideolojik paydası büyük muhafazakâr partiler uzun ömürlü olabilir.
Ancak MSP, ANAP, RP gibi lider odaklı muhafazakâr partiler iktidar veya iktidar ortağı olduğu sürece konumlarını korudular. Ancak kurumsal yapı oluşmadığı için lider odaklı sorunlar nedeniyle kısa ömürlü oldular.
Cumhuriyet tarihinin en geniş kadrolu muhafazakâr partisi AKP için, aldığı destek, kadrolarındaki gençler, partiye destek veren eğitimli kadrolar sağın bu kronik hastalığını tedavi etmek için büyük bir fırsattı. Belki de ilk kez sağ muhafazakâr bir parti kurumsal yapısı ile CHP gibi 80-90 yıllık geleceğe gidebilirdi.
Ama son yaşananlar gösteriyor ki, AKP bu şansı giderek yitiriyor.
Neden mi?
Geniş kadrolar ve taban ile istişare temelli kurulan AKP her geçen gün klasik lider odaklı partiye dönüştü.
Çıraklık, kalfalık derken ustalık dönemi tam bir “tek adam” ve koşulsuz, tartışmasız “lider haklıdır, lider ne derse doğrudur” anlayışı partiye hâkim oldu.

 

LİDER PARTİLERİ LİDERİ KADAR YAŞAR...

Aslında bu süreçte partiye en ciddi zararı ne gariptir ki partiyi büyüten lideri veriyor.

Bu “babacı” kültür, “tartışmasız biat” anlayışı parti içi demokrasilerin ve istişarenin sonudur.
Dar oligarşik kadrolar ve danışmaların çevrelediği lider giderek parti tabanından uzaklaşır.
Suçlamalar, yolsuzluk iddiaları, ortaya saçılan belge ve bilgiler giderek kuşkuları artırır.
Kuşku artıkça dar kadrodaki endişe artar. Endişe arttıkça güven azalır.
Güven azaldıkça saldırganlık artar.
Bu aşamada üyelerin ve tabanın “bağlılığı” sorgulanır, en küçük eleştiri ve soru bile “ihanet” suçlaması ile adlandırılır. Bu özgüveni olmayan, parti ilkelerine değil lidere inanan üyeler ve taban için korku yaratır.
Korku arttıkça yanlışlar ve yalanlar artar. ( Babanı hatırla, babandan korkarsan yalan başlar)
Samimiyet, meziyet, hassasiyet, ulviyet azalır.
Artık her ölçü “sayı” olur. Her şey “rakam” ile tartılır.
Lider gidince parti de biter.
Oysa yıllardır muhafazakâr seçmen bu sonu hak etmiyor. Bu ülkede sol, milliyetçi, sosyalist vd. tüm seçmenler gibi artık muhafazakâr oyların da köklü kurumsal yapılanmaya hakkı var. Ama liderler buna izin vermiyor.
Bakınız Özal, Erbakan, Edebali vd. hatta Ecevit’in DSP’si hepsi kendileri ile kaim partilerdi. Lider gitti oyun bitti.