Bursa Hakimiyet

Tuzluk

Tuzluk gündemde bugünlerde… Herkesin elinde tutabildiği basit bir araç ve içindeki tuz ise ucuz ve hayati bir gıda…
Her gün kullanıyoruz ama hakkında ne biliyoruz?
En basit tarifi ile tuzluk, içine tuz konulan aparattır.
Tuz ise, kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu bir maddedir. Yani Sodyum Klorür (NaCl) bildiğin sofra tuzu.
Çevrilerek açılabilen kapaklı tuzluklar 1858 yılında ilk kez John Mason tarafından yapılmıştır. Plastik, cam, melamin ve paslanmaz çelik gibi pek çok materyalden yapılabilirler.
Gelelim tuzluğun hayatımıza, edebiyata, dilimize, felsefeye olan etkilerine…
Tuzluk değersizdir, kimse fark etmeksizin kullanır. Tuzluk da bunun farkında değildir.
Sofradan sofraya, masadan masaya, elden ele gezer.
Tek delikli olduğu gibi çok delikli olanları da vardır. Tek delikli olanlar karabiberlik ile karışır.
İllaki sallayarak, sarsarak kullanılır. Zaman zaman tıkanır gibi olursa arkasına vurmak şarttır. Olmadı sertçe masaya vurulur.
Nereye bırakırsan orada durur, kimi zaman eli kirli biri kullanırsa etrafı yağlanır. Sonra kullananın da elini yağlar, kirletir.
Bazen nem kapar tuzluk, akmaz. Pirinç konur içine ıslanıp, şişip delikleri tıkanmasın diye…
Bazı insanlar için sağlığı tehdit eder. Tansiyonu çıkarabilir. İçindeki tuz sonuçta kalbe zararlıdır. İdareli, dikkatli kullanılmalıdır. Bu nedenle batı toplumlarında tuzluk masalardan sağlığa zararlı olduğu için kaldırılmıştır.
Kaynamış mısır, yeşil erik, haşlanmış patates asla tuzsuz düşünülemez ama tuz en çok hıyara yakışır.
Tuzluk aynı zamanda çocuk oyunlarındandır. Pek bilinmez.

MASADA TUZLUK OLMAK

Tuzluk gündemde bugünlerde… Herkesin elinde tutabildiği basit bir araç ve içindeki tuz ise ucuz ve hayati bir gıda…
Her gün kullanıyoruz ama hakkında ne biliyoruz?
En basit tarifi ile tuzluk, içine tuz konulan aparattır.
Tuz ise, kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu bir maddedir. Yani Sodyum Klorür (NaCl) bildiğin sofra tuzu.
Çevrilerek açılabilen kapaklı tuzluklar 1858 yılında ilk kez John Mason tarafından yapılmıştır. Plastik, cam, melamin ve paslanmaz çelik gibi pek çok materyalden yapılabilirler.
Gelelim tuzluğun hayatımıza, edebiyata, dilimize, felsefeye olan etkilerine…
Tuzluk değersizdir, kimse fark etmeksizin kullanır. Tuzluk da bunun farkında değildir.
Sofradan sofraya, masadan masaya, elden ele gezer.
Tek delikli olduğu gibi çok delikli olanları da vardır. Tek delikli olanlar karabiberlik ile karışır.
İllaki sallayarak, sarsarak kullanılır. Zaman zaman tıkanır gibi olursa arkasına vurmak şarttır. Olmadı sertçe masaya vurulur.
Nereye bırakırsan orada durur, kimi zaman eli kirli biri kullanırsa etrafı yağlanır. Sonra kullananın da elini yağlar, kirletir.
Bazen nem kapar tuzluk, akmaz. Pirinç konur içine ıslanıp, şişip delikleri tıkanmasın diye…
Bazı insanlar için sağlığı tehdit eder. Tansiyonu çıkarabilir. İçindeki tuz sonuçta kalbe zararlıdır. İdareli, dikkatli kullanılmalıdır. Bu nedenle batı toplumlarında tuzluk masalardan sağlığa zararlı olduğu için kaldırılmıştır.
Kaynamış mısır, yeşil erik, haşlanmış patates asla tuzsuz düşünülemez ama tuz en çok hıyara yakışır.
Tuzluk aynı zamanda çocuk oyunlarındandır. Pek bilinmez.

TUZRUHU

Tuzluk da, tuz da ucuzdur, basittir, elden ele gezer ama “tuzun ruhu” yok mudur?
Vardır.
Asit yapı olursa etkili, yakıcı ve tehlikelidir, yerinde kullanılırsa çok da yararlıdır.
Felsefik yanı bir yana tuzruhu her kadının en iyi bildiği sıvıdır. Çok da işe yarar.
Herkes içinde tuzruhu taşır aslında… Hem de midesinde…
Tuzruhu gastrik asit, yani mide asididir.
Gıdaların sindirilmesini, en sert yapıların parçalanmasını, vücuda ağız yolu ile giren mikropların öldürülmesini sağlar.
Çok güçlüdür. Bünye zayıf ise içinde bulunduğu mideyi bile deler. Ülsere neden olur.
En iyi ev kadınları bilir.
Tuvalet temizliği için en iyisi tuzruhu’dur.
Tuzluğa mahkûm olmadan, ruhu olan tuzlar için geçerlidir.