Bursa Hakimiyet

Vicdan ve izan

Vicdan, insanın eğitimi, görgüsü, duyguları ve aklı ile harmanlayıp yüreği ile birleştirdiği en bağımsız makamıdır.
Tanrı bile insan iradesine ve vicdanına müdahale etmez.
Bu nedenle insanlar tercih ve seçimlerinde özgürdür. Yoksa herkes aynı dine, inanca, görüşe, zevke ve karaktere sahip olurdu.
Vicdan insanı doğru ve nitelikli kılar. Ama yüreksiz, korkak, cahil, önyargılı veya sabit fikirliyseniz vicdanınızın rotası sapar.
Vicdanlı insanlar, vicdansızların saldırısına ve tacizlerine maruz kalır.
Vicdan, evrenseldir. İnsanidir.  Dini, siyasi, etnik, ekonomik, tarihi süreçlerden etkilenmez. Coğrafyadan coğrafyaya, kişilere göre, iktidara bağlı değişmez. Kısacası vicdan yere, kişiye, zamana bağlı değildir.
Vicdanın çifte standardı iflah olmaz bir hastalıktır.
Acı olan vicdanınız hasta ise yalnızca kendiniz değil tüm çevreniz ve toplum etkilenir.
Bu ölçek ve tanımdan bakıldığında;
Vicdanlı insanlar terör nereden gelirse gelsin kabul etmez.
Vicdanlı insanlar, yanlışa “yanlış”, güzel olana “güzel” , doğru olana “doğru” derler.
1970’Lİ YILLARDA SOLUN VİCDANİ SORUNU FİLİSTİN,  2010’LU YILLARDA NASIL SAĞIN MİLLİ SORUNU OLDU?
Şimdi beraber değerlendirelim;
1970’li yıllarda Filistin davası ile ilgilenen Türk solcularına lanet okuyan, onları “komünist” diye döven, öldüren, Filistin mücadelesi için İsrail ile savaşan gençlere terörist muamelesi yapanlar kimdi?
İsrail zalimliğine dikkat çekmek için yola çıkan eylemci İtalyan geline tecavüz edip, öldüren kimdi?
Aynı gün kendi topraklarında, kendi ülkesinin askeri tesislerinde terör eylemi sonrası şehit olan ana kuzularına “trafik kazası kaybı” gibi muamele yapılması vicdani çifte standart değil midir?
Irak’ta ABD işgali ile bir milyon Müslüman ölürken, bir arife günü Felluce yanıp yıkılırken suskunların, Gazze duyarlılığı vicdani çifte standart değil midir?
Sabra ve Şatila kampları basılıp binlerce Filistinli öldürüldüğünde yollara dökülen gençlere “anarşist bunlar” diye yaftalayanlar kimdi?
Irak, İran, Afganistan, Burma, Güney Afrika, Şili, Vietnam ve dahi dünyanın neresinde zulüm varsa yüreği parçalanan, sorumlu ve duyarlı insanları “hippi” diye dışlayanlar kimdi?
“Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, her şey bağımsız Türkiye için” diyen 1970 yılların vatansever gençleri Filistin için kan ağlarken, kendini sorumlu hissederken, onları “anarşist” ilan edip, ölüm cezasını reva gören hangi zihniyetin temsilcileri?
İnsan hakları için hayatlarını feda eden nice insana  “yaftalayarak, kategorize ederek” sadece ve sadece sizin gibi, bizim gibi düşünmediği için hakaret eden, küfredenler kimdi?
MAĞDUR KİM OLURSA OLSUN  “VİCDANA” MUHTAÇTIR
Yaşanan sorunlar, zulme uğrayanlar hangi dine, millete, inanca ve siyasi görüşe sahip olursa olsun aynı vicdani kaygıları yaşıyor musun?
Yaşananlar, sorunlar, zalimlikler, zalimler zamana, zemine ve ülkeye göre değişir mi?
Zalim, her zaman ve her coğrafyada zalimdir.
Zalimlerin mağdurları, zalim kim olursa olsun “birkaç vicdana” muhtaçtır.
Zalimlere karşı  “son vicdan” olsan bile vazgeçme…
Çünkü mazlumların, haksızlığa uğrayanların doğru dürüst insanların “bir parçacık duaları kadar vicdanlarına da” ihtiyaçları vardır…
Vicdanlı insan; Gazze’nin dramı, Afrika’nın açlığı, Franko’nun faşistliği, Burma’nın acıları, Hindistan’ın yoksulluğu, Felluce’nin derdiyle, Irak’ın bölünmüşlüğüyle, Kızılderililerin haklarıyla, Anadolu’nun iş-  sizliği, eşitsizliğiyle, kadın haklarıyla, işçi haklarıyla, PKK terörü ile de ve dahi tüm insan haklarıyla aynı ölçüde, aynı ağırlıkta ilgilenir…
İman vicdan ister, vicdan imanla yükselir ama vicdan da iman da “izan”sız olmaz…