Bursa Hakimiyet

Yalnızlığın başkenti: ARAF

Araf, cennet cehennem öncesi herkesin toplandığı yerdir.
Sağ-sol, iyi-kötü, güzel-çirkin, zengin-fakir her varlığın son durağıdır Araf…
Kalabalık gibi görünmesine karşın aslında “yalnızlığın başkentidir” aslında… Araf dini inanışa göre kıyamet ile tarihlenir ama bazı insanlar için “Araf, yaşamın kendisidir ”…
Araf’taki insanların zordur işi… Ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranamaz durumların sancısını yaşarlar.
“İdeolojiler düşünceye giydirilmiş deli gömlekleridir “ inancı ile ideoloji psikozlarında cinnet geçirmeyen bu insanlar, kendi aklının, ruhunun vadilerinde özgürce uçmayı tercih ederler.
Kişisel tutumlara, ideolojilere, değişen durumlara göre saf tutmazlar. Aklında sentezlediğini, yüreğinin süzgecinden geçirip nezaketle, inatla, inançla dillendirir Araf’taki insan… Bilir ki son duraktır bu Araf…
Kabı boş adamın, kabını başkası doldurur… Kabı doldurulan adamın yüreği de, aklı da bağlıdır. Cahil ve küstahtırlar… Bağımsız, özgür adam gibi cesur olamaz. Araf’taki insanlara saldıracak kadar cesurdurlar… Kendine ait olmayan düşüncelerin, bilinçsiz askerleri gibi saldırırlar etrafa…
Araf’taki insan genellikle yalnızdır. Bu nedenle savunmasız görüntüsü, daha çok iştahlandırır cahil ve küstahı…
Araf zor yerdir… Yalnız inancınız ile baş başa, başkasına benzemeden, ötekini berikini ötelemeden, insanı insan olduğu için değerli bulup, “önce zarar verme” ilkesi ile evrensel doğruların hizmetkârı olacaksınız.
Araf’taki insanı karışık bulurlar… Karışık olmayanlar… Oysa güzel şeydir karışmak… Anlamak, herkes ile buluşmak… Oysa bilmezler karışmayanlar, tek rengin tek coğrafyanın ne kadar sıkıcı ve daraltıcı olduğunu…
Araf’taki adamlara çok ihtiyaç duyulan günlerdeyiz…
Kafası karışık, karşı tarafı da anlamak derdinde olan adamlara ihtiyaç var. Ötekini “ötelemeden” ,
 Farklı olanı “ küçümsemeden” saygılı, nezaketli adamlara ihtiyaç var. Belki de “akil” dediğimiz bu adamlardır, toplumun sigortası…
Diklenmeden, dik durmanın onurlu çıkışlarından kaygı duyulan bu adamlar toplumun rengidir. Yoksa aynı dogmatik ve tekdüze hayatın hüküm sürdüğü bu hayat çekilmez olurdu.
Araf’taki adamlara çok ihtiyaç duyulan günlerdeyiz… Yoksa kopup, ayrışacağız… Yoksa öfke ile birbirimizi kıracağız… Yoksa emperyalistlerin istediği gibi dağılıp, bölüneceğiz… Binlerce yıldır huzur ve keyifle yaşanan bu coğrafya cehenneme dönecek…
Fakirlik, cehalet, kin, nefret bu toprakların kaderi, birbiri ile boğuşan, dalaşan, ayrışan insanlar bu toprakların gerçeği olacak.
Aklınızı başınıza devşirin… Araf’taki adam olmak zordur, ama ayıp değildir… Cesaret ister… Onursuz bir “makam uğruna”, onurlu bir “yalnızlığı” seçmeye hazır ol… Kafası karışık, ikna edilebilir, karışık adamlara sahip çık… Çünkü karışmak, anlaşmak, anlamak, dinlemek kolay değildir.
Bu topraklarda birlikte yaşamanın güzelliği ve keyfini, ideolojilerin sapkın kırıcılığına terk etme… Kafan karışsın, “sabit odun gibi” durmaktan iyidir… İçinde ve karşındaki her durumu sorgula… Kendinde de, karşında da sevecek, sayacak bir şeyler bulacaksın…
Bir parça “anlarsanız” birbirinizi sevecek “bir şeyler de” bulursunuz belki, ama en azından “bilmeden” nefret etmeyeceksiniz belki…
İçinde “bir parça sevgi” varsa, biraz “insansan” , karşındaki ile buluşacak bir sokak bulursun…
Gönül zenginliğine göre caddelere, kentlere, ovalara, yaylalara, ülkelere, kıtalara yayılırsın…
Buluşmak ve kavuşmak her zaman, ayrılmaktan, ayrışmaktan kolaydır…
Yeter ki; hoşgörüsüzlüğün, nefretin ve önyargının “çıkmaz sokaklarında” sıkışıp kalmayın…