Bursa Hakimiyet

Yaşamak...Irmak... Çivi...Çekiç...

Dedikodu şehvetli bir hastalıktır.
Sosyal bir “fuhuştur” aslında…
Dinlemek, aktarmak kadar fuhuşa ortak olmaktır.

Açıktan, yüreklice hesaplaşma gücü ve cesareti olmayan kifayetsiz omurgasız insanların tercihidir, dedikodu ve iftira.

Her dedikoduyu ciddiye almak, gündem konusu yapmak dedikoducuların amacına hizmet eder.
Dedikodu aktaran cezalandırılmaz, uyarılamaz ise bu “dedikodu şehveti” sürer.

Dedikodunun “onursal şiddeti ve yıkımı” toplumu temelinden sarsar.
İnsanların karakterleri, işleri, düşündükleri hakkında konuşmak, eleştirmek başka, karşısındaki ile yüzleşme ve söylediğinin arkasında duramama yüreksizliği ile dedikodu yapmak başka şeydir…

Neden her yöneten olayları şekillendirmek, tekrar tasarımlamak varken, dedikodunun, ispiyonun, dezenformasyonun cazibesine kapılır?

Temelsiz, asılsız, kanıtsız iddia, söylenti ahlaksızlığına karşı onurlu, kişilikli insanlar nasıl mücadele edecek?

Sonuç olarak ; “Hayatta sahip olduğunuz tek şey çekiç ise, herkesi çivi olarak görürsünüz”

penceresi güneş gören,
aklı mantık süzgecinde
imbiklenen, ruhunda fırtınaları renklendiren
adamlar tehlikededir.

bu coğrafyada dostum,
öne çıkmak tehlikelidir.
olmazlarda yeşillenmek,
gördüğünü dillendirmek
kolay iş değildir.

bunca kanı donmuşun arasında
coşkulu meydanlara çıkmak,
ayrık otu gibi durmak,
kolay değildir dostum,
kapıları zorlamak.

bunca sürüngenin arasında
çok tehlikelidir uçmak.
düşündüğünü söylemek,
söylediğini yazmak, hele
söylediğinin arkasında durmak…

hüzünlü bulutlara,
mayınlı tarlalara aldırmayacaksın.
sancılıdır her doğum
inandığın yoldan ayrılmayacaksın.

çamur, iftira ve alayla
karşılaşacaksın her durakta,
başın ve omurgan dik duracaksın.
yaşam denen bu ırmakta
yaprak değil,
ırmak olacaksın.