Bursa Hakimiyet

Yüzyıllardır aynı öykü

Savaş tamtamları çalınıyor.
Uyan komşu…
Yine aynı öykü… Batılılar gelecek “demokrasi” getirecek…
Komşu Irak’a geldiği gibi… Gerçi arada bir milyon masum öldü ama demokrasi bu kolay gelmiyor(!)
Komşuyu komşuya kırdır, nifak çıkar. Külüne muhtaç komşuların ile boğaz boğaza gel.
Önce karıştır, sonra yardım için gel…
Ne bitmez, tükenmez, ne güzel bir oyunmuş bu…
(…)
Yüzyıllardır rahat bırakmadınız bu coğrafyayı…
2.Dünya Savaşı sersemliği ve yorgunluğunu atar atmaz,
gözlerinizi diktiğiniz, çomakladığınız bu coğrafyada 100 yıldır kan, gözyaşı, nefret ve yıkımdan gayri ne var?
100 yıldır savaşmaktan, didişmekten, bölünmekten, ayrışmaktan sevmeye, bilmeye, anlamaya zaman bırakmadınız.
Sağcı, solcu, ilerici, gerici, laik, antilaik, Türk, Kürt, Arap, Suni, Şii, Alevi, Yezidi, kralcı, cumhuriyetçi denemediğiniz, yapmadığınız numara kalmadı.
Demokrasi diye diye, folklorumuzu, geleneklerimizi, zenginliklerimizi bitirdiniz…
Çifte standartlarınız ile hoşgörümüzü, farklılıklarımızı tükettiniz…
Medeniyetin doğduğu topraklara medeniyet getirmek adına renklerimizi, coşkularımızı, kültürlerimizi tükettiniz…
Huzurumuzu, farklılıklarımızdan kaynaklanan zenginliklerimizi, bir arada yaşamanın keyfini kaçırdınız…
Türkülerimizi, tatlarımızı, lezzetlerimizi, anılarımızı, paylaştıklarımızı en önemlisi çocuklarımızı, geleceğimizi çaldınız…
Doymadınız… Filistin’de yüzbinler öldü, ağlamadık, yanmadık ana yüreği kalmadı doymadınız…
Irak ile İran’ı birbirine düşürüp seyrettiniz, olmadı komşuyu komşuya kırdırdınız, doymadınız…
Sudan’da, Darfur’da, Afganistan’da, Bosna’da, Kosova’da, Karabağ’da, Gürcistan’da  “demokrasi diye diye insanlık öldü”…
Barış diye diye, Türkiye’de, Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta milyonlarca can yaktınız…
Canımızın acısından, ocağımızın yangınından yaşama sevincimizi kaybettik…
Ağlamaktan, ağıt yakmaktan türkülerimizi unuttuk…
Bu coğrafyada 4000 yılda yeşeren, gelişen hoşgörü ve birlikte yaşama bilincini, nefrete, kine ve kanlı bir vahşete çevirdiniz.
Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Kaygusuz Abdal’ı, Hacı Bektaş Veli’yi unutturdunuz…
Bu topraklarda bu toprak için yan yana toprağa düşmüş insanları, karşı karşıya getirip birbirine kurşun sıkar hale getirdiniz…
Kol kola halay çektiğimiz, yan yana horon teptiğimiz insanlarla kavganın destanını yazdınız…
4000 yıldır birlikte şenlik içinde kutladığımız Nevruz’u “kan ve nefret bayramına” döndürdünüz…
Bu coğrafyada paylaşan, coşan birlikte yaşamanın keyfini süren bu insanları,  birbirinden kuşku duyan paranoyaklara devşirdiniz…
Sevdaların, renklerin, lezzetlerin, türkülerin, inançların, kültürlerin harman olduğu bu toprakları kana buladınız…
Ne renk ne de keyif bıraktınız.
Bu topraklara birlikte üretme, büyüme ve yaşama aşkımızı bitirdiniz
Ve biz sizin tüm numaralarınızı yedik, yemeye devam ediyoruz…