Bursa Hakimiyet

Antalya’da altın limon festivali (!)..


Tatilimi rengarek begonviller kenti Antalya’da geçirdim.
Pazar yazılarında birkaç ilginç Antalya notum var bu hafta. Konuya girmeden sizlere üstat Yahya Kemal Beyatlı’nın ünlü bir anekdotunu anımsatayım.  
Ünlü şaire milletvekili olarak Ankara’da bulunduğu günlerde ‘Ankara’nın en çok nesini se- versiniz’ diye sormuşlar?.
Kendisi ‘İstanbul’a dönüşünü’ diye cevap vermiş.
 Tatil sonunda Akdeniz’i baştan sona duvar gibi saran Toros dağlarını aşıp Burdur, Afyonkarahisar, Kütahya’yı yer yer bozkır ortasında uzayıp giden yollardan geçiyorsunuz.
Sonra karşınıza çıkıveren yemyeşil, cennet gibi Mezit Boğazı her defasında tüm yorgunluklarımı unutturuyor bana.
Uygun bir yerde mola verip dinlenirken o serin ortamda zümrüt yeşili doğa harikasını yüreğime doldurmak vazgeçilmezim..
Bu yüzden ben de Ankara, Antalya dönüşlerinde en çok Mezit Boğazı’na ulaşmayı seviyorum. Sonra Bursam tabii.
O güzel yolların yapıldığı günlerden anılarım da var.
Karayolları Bölge Müdürlüğü ekiplerinin dev makineleri büyük homurtularla Ahı Dağları’nı peynir dilimleri gibi patır patır kesip biçerken gazetecileri oraya götürüp bilgi verirken koskoca dağlar nasıl yol olacak diye şaşkınlıkla izlemiştik.
***
ALTIN LİMON
Antalya bugünlerde 49. Altın Portakal Film Festivali’ne hazırlanıyor. Caddeler, parklar ekim ayı başındaki festivalin afişleriyle donatılmış.
Ama en büyük festivali (!) Antalyalı limon üreticileri ve pazarcılar yapıyor bugünlerde iyi mi?.
Konyaaltı Pazarı’nda tanık oldum.
Önünde limon yığını olan bir pazarcı ‘Altın limon festivali, altın limon festivali’ diye bağırıp duruyordu
Antalyalı yakınım ‘bu sene limon çok para ediyor. Geçen yıl para etmediğinden limon depolanmadı. Eldekilerin kilosu şimdiden beş lira’ deyince anladım Antalyalı üreticiler için limonun neden Altın Portakal Film Festivali önüne geçtiğini.
***
KLİMALI DURAK
Boğucu sıcaklarda yolum Işıklar Caddesi’ne düştü. Bir otobüs durağı. Durak klimalı.Üzerindeki güneş panelleriyle klima elektriğini kendi üretiyor. İçeride ayrıca dört cep telefonu şarjı için priz. Tavanda güvenlik kamerası.
Anlatılanlara göre Antalya’da tüm otobüs durakları klimalı olacakmış.
Bursa’daki bazı BOİ duraklarındaki elektrik kaçaklarını konu alan şikayetleri bu köşede yazdığımı anımsamadan geçemedim.
İlgililerin kulaklarını da çınlattım tabii.
Klimalı durak özellikle yabancı turist gruplarının ilgi odağı. Çünkü durağın içi püfür püfür esen rüzgarla tatlı bir serinlik içinde.
***
EMEL HANIM KAVŞAKLARI
Bursa Büyükşehir ve Nilüfer belediyelerinde yakın geçmişte kent içi ulaşım sorunlarını çözmek için başarılı çalışmalar yapan Trafik Mühendisi Emel Yorulmaz’ın Antalya’ya katkıları yadsınamaz.(Yarınki köşemde de Sn.Yorulmaz’ın Bursa için önemli bir görüşü var)
Bursa’dan sonra Antalya UKOME Başkanlığı’na transfer olan Emel Hanım bu güzel kentte de ulaşıma neşter atıp başarısını yansıtmış.
Örneğin Emel Hanım’dan önce Antalya      girişinde sürücülere ecel terleri döktüren arapsaçı kavşakların yeniden düzenlenip akıcı ve güvenli hale getirilmesi yine Emel Hanım eseri.
Emel Hanım Antalya’daki yoğun çalışmalarından sonra tekrar Bursa’da. Doğrusunu isterseniz, bu başarılı uzmandan niye yine yararlanılmaz diye düşünmemek elde değil.
***
HER YERDE DEFİLE
Antalya’nın mavi bayraklı, billur bir akvaryum gibi tertemiz, masmavi sularıyla sarmaş dolaş olan sahil kesimlerinde kumsallar Rus turistlerle işgal edilmiş gibi.
Plajlarda sarışın, uzun boylu Rus kızlar adeta bikini defilesi yapıyor. Kent merkezi, caddeler, sokaklar, parklar ve alışveriş merkezlerine de sanki birer podyum kurulmuş da mini mini şort ve süper mini etek defileleri yapılıyor Rus kızlarınca.
Evet, Antalya işte böyle.. 

Pazar neşesi

Selahattin Pınar Türk sanat müziğimizin en büyük bestecilerinden biri. Rahmetli Pınar’la ilgili bir olayı kentimizin başarılı piyanist şantörlerinden Turgut Alp Görün köşemizden tüm okurlarımla paylaşıyor:
......
“Rahmetli bestekar Selahattin Pınar üç-beş kuruş kazanmak için bazı zengin çocuklarına musiki dersi de verirdi.
Bir öğrencisi bir gün “Hocam, sabah aç karnına çiğ yumurta içmenin sese faydası varmış. Ben bir haftadır içiyorum. Se- simdeki değişikliği fark ettiniz mi?” diye sorar.
Selahattin Pınar: “İç oğlum, zararı yok!.”
Bir süre sonra çocuk “Hocam, annem de çiğ yumurta sayesinde sesimin çok güzelleştiğini söyledi. Siz de farkındasınız, elbette..”
Selahattin Pınar çaresiz. Bet sesli oğlanı atsa olmayacak, ekmek parası...
“Oğlum. Yumurtanın zararı yok. İçebilirsin.”
Bir süre sonra çocuk yine aynı konuya girince, dayanamaz rahmetli:
“Ulan, eşşekoğlu eşek, yumurtada keramet olsaydı, tavuk poposu bülbül gibi öterdi!” diye adeta patlar.”

Güzel sözler

“Olumlu bir tavır, banka hesabı gibidir. Hesaba hiçbir şey yatırmazsanız, bir süre sonra çekecek hiçbir şey de bulamazsınız.” - Wolf J.Rinke
(Teşekkürler
İlhan ATEŞ)

***

“Öfke rüzgar gibidir. Bir süre sonra rüzgar   diner ama birçok dal kırılmıştır bir kere.” - Hz.MEVLANA
(Teşekkürler Oya Tezel BAYRAM)

***
“Üç harfli ve çarpılmak  denince aklına ‘aşk’ gelsin. ‘Cin’ değil..”
(Teşekkürler
Ekin SU)

***
“Fuzuli’ye sormuşlar: ‘Sevmek mi daha güzel sevilmek mi?’
Sevişmedikten sonra hepsi fuzuli demiş..
(Teşekkürler
Melike AYARCI)