Bursa Hakimiyet

Atam’ın yanına Orhan Veli de gerekir

Geçen pazar günü bu sayfada sunduğum 'Atatepe'ye Atatürk Heykeli' konulu önerim büyük bir ilgi gördü.

Birçok okurumdan bu öneriyi büyük bir içtenlikle destekleyen mesajlar aldım. Kutlayanlar da oldu. Sağ olsunlar var olsunlar. Hepsine teşekkür ederim.

Ama geçen çarşamba günü grip meselesinden evde ateşler içinde kıvranırken gazetemiz danışmasına elden bırakılan bir mektup beni daha da mutlu etti.

Mektup emekli edebiyat öğretmeni Nuran Hanım'dan. İnci gibi harflerle yazılmış. Hocamız da aynı konuya değiniyor ama onun da bir önerisi var, yayınlanmasını istiyor..
Emriniz olur Nuran Hocam.
Buyrun bu hafta sayfamızın manşeti sizin efendim; ellerinizden saygıyla öpüyorum:

***

"Geçen yaz mevsiminden bu yana Gemlik'teki Manastır Mahallesi'nde bulunan kızımın ve damadımın körfeze bakan evlerinde misafir olarak kalıyorum.
Onların yanında çok mutluyum. Çünkü iki güzel torunum da var.
Yaşadığım uzun meslek yıllarımın getirdiği yorgunluğu üzerimden nasıl mutlulukla attığımı anlamıyorum bile.
Damadım komşu ilçe Orhangazi'deki bir fabrikada önemli bir mevkide çalışıyor. Akşam üzerleri eve dönerken getirdiği gazeteler arasında sizin Bursa Hakimiyet Gazetesi de var. Gazetenizi pek sevdim. Tebrikler.
Pazar günü (8 Ocak 2011) çıkan bir yazıda 'Atatepe'ye Atatürk Heykeli Yakışır' başlıklı yazınızı gözlerimden yaşlar süzülerek okudum.
Çok heyecanlandım.
Ben de Atatürk sevdalısı emekli bir edebiyat öğretmeni olarak müsaadenizle bir istekte bulunacağım. Bu mektubumu yayınlayın lütfen. Beni son derece mütehassis edersiniz.
Öneride bulunmak istediğim konuya gelince;
Türk edebiyatının ölümsüz isimlerinden şair Orhan Veli'nin Gemlik'in çarpıcı güzelliklerini perçinleyen çok anlam yüklü iki mısra vardır:
"Gemlik'e doğru denizi göreceksin,
Sakın şaşırma" der.
Bu iki mısra Gemlik Belediyesi'nce büyük bir panonun altında yazılı idi.
Pano da şimdi Büyükşehir Belediyesi'nin Atatepe adını verdiği noktaya yaptıracağı tesislerin hemen karşısında kalırdı.
Siz pazar günü yazınızda Atatepe'ye bir Atatürk Heykeli konmasını istediniz. Çok güzel bir öneridir bu. Tebrik ederim.
Ben de bir edebiyatçı olarak Atatürk Heykeli'nin konulacağı bölgeye yakın bir yere rahmetli Orhan Veli Kanık'ın büyükçe bir büstünün yazılarak altına da unutulmaz bu iki mısrasının konmasını istiyor ve bunu naçizane dileklerimle öneriyorum.
Bilindiği gibi büyük insan, büyük kurtarıcımız sevgili Atatürkümüz'ün sanatçıları  ne kadar önemseyip benimsediğini gösteren güzel bir sözü vardır. 'Her şey olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız' der bu sözünde..
Yaptırılacak olan Atatepe Tesisleri bahçesine konulacak büyük ve heybetli bir Atatürk Heykeli ile Orhan Veli'nin büstü Gemlik'in değerini daha da arttıracaktır.
Bu kesinlikle unutulmamalıdır.
Önerimin dikkate alınarak değerlendirilmesi en büyük arzumdur..
Sayın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan dileğim budur.
Bu proje için gerekli karar alınırsa kendisini de ziyaret edeceğim ve kutlayacağım. Saygılarımı sunuyorum.."

- Emekli edebiyat öğretmeni Nuran Hanım




BUSMEK'te güzel şeyler oluyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları'nda (BUSMEK) güzel şeyler oluyor.
Kurslarda resim eğitimi alan Gülhan Yüncü'nün eserlerinden oluşan yedinci kişisel sergisi 13 Ocak'tan itibaren sanatseverlerin izlenimine açıldı. Sergi Kent Meydanı AVM Sanat Galerisi'nde 22 Ocak'a kadar devam edecek..
BUSMEK'te aldığı eğitimin sanat tutkusunu teşvik ettiğini anlatan Gülhan Yüncü'nün farklı teknikler uyguladığı karma eserlerden oluşan sergisi sanatseverlerin dilinde.
Henüz izlemedim. Ama gönderilen sergi fotoğraflarında Yüncü'nün bu işin üstadı olduğu belli.
Tebrikler.


Can Baba

Pazar yazımızda Türk şiirinin unutulmaz ismi Orhan Veli Kanık'tan söz edince yine Türk şiirinin Can Baba’sı Can Yücel'i de şu güzel dizeleri eşliğinde rahmetle analım:

**

"Bir yolun varsa gidilecek;                
sona bırakma.
Bir sözün varsa dilden yüreğe;           
hiç susma.
Görmen gerekiyorsa birini;                 
git yanına.
Okşaman gereken bir yürek varsa;
esirgeme elini.
Hayat çok zalim.
An gelir;
Elini, Gözünü,
Yolunu,
Yüreğini alır senden.
O zaman istesen de;
Dokunamaz,
Göremez,
Gidemez,
Söyleyemez olursun!"
Can YÜCEL



Grip mi bu, yoksa paçavra modası mı?

"Acımasız bir ağır sıklet boksöründen adeta sert bir yumruk yemiş ve ringe yapışıp kalmış gibi yatağa serildim kaldım.
Değil ayağa kalkacak, elimi kıpırdatacak halim yoktu. Sızım sızım sızladı her yanım. Bi ateş bi ateş, sormayın gitsin?!.
Baş ağrıları da işin bonusu..
Hafta içinde yakalandım gribe. Bugüne kadar hiç böylesine sarsan, paçavraya çeviren bir grip yaşamamıştım.
Yani son günlerin modasına uymakta (!) gecikmedim ben de..
İki gün gazeteye gelemedim.
O iki günde de merak eden okurlar, arkadaşlar olmuş. Elektrik posta kutumda aynı kuşkular?... Mutlu oldum.

***

Ve o iki günlük mecburi yatak istirahati sırasında da güzel şeyler olmuş. Sürprizlerle karşılaştım gazeteye döndüğümde, hoşuma gitti elbet.
Malum 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü idi. Bazı okurlar, kurumlar tutmuşlar güzel bir nezaket örneği olarak gazeteleri ziyaret etmişler. Masalarda birer kırmızı gül goncası, birer karanfil bırakmışlar, kutlamışlar..
İşte o günün ziyaretçileri arasında bir de 'sevimli minikler ordusu' varmış.
Emine Örnek Eğitim Kurumları'nda  öğrenim gören minik öğrencilerden bir grup gazetemizde köşe yazıları yayınlanan arkadaşların yazılarını kesip büyük bir kartona yapıştırmışlar. Kartonların çevresi renkli kağıtlarla çerçevelenmiş. Yazının yayınlandığı sayfanın çevresini de çiçekler, böcekler, kelebekler, sevimli tavşanlar, evler ve daha neler neler. El emeği göz nuru.
Sevimli minikler ordusu her arkadaşın masasına hazırladıkları o panoları koyarken, kutlama yapmışlar..
Benim masama da bırakmışlar.. Gerçekten hoş bir sürpriz oldu. Ama maalesef o anda bulunamadım. Yoksa tek tek hepsini yanaklarından öperdim.
Eğitim Kurumları'nın kurucusu Emine Hocamı daha mesleğinin ilk yıllarında tanıdım. Özel İnal Ertekin Okulu'nun vazgeçilmez ismiydi. Yalazı gibi bir öğretmendi. Çok zarif ve güzeldi. Mankenler haltetsin yanında
Çok seveni vardı.. Çünkü çok mütevazı bir yapıya sahipti. Çok da çalışkandı ki bugün bu noktada. Üstelik üstün başarılarıyla..
Bu vesileyle Emine Örnek Hocam'a ve değerli eşine de saygı ve sevgimi sunuyorum.

**

Bir de mektup meselesi var o gün. Elden bir mektup bırakılmış gazetemiz danışmasına..
Emekli edebiyat öğretmeni Nuran Hanım imzalı mektup beni çok etkiledi. Bugünkü manşet yazımızda bu ilginç mektubu siz de okuyacaksınız.
Eminim siz de etkilenirsiniz.
İyi bir hafta diliyorum değerli okurlarım.
Sağlık, mutluluk ve sevgi sizden hiç uzaklaşmasın..
- Erdal ÖZDÜR