Bursa Hakimiyet

‘Babalar Günü’nde ‘Baba’nın ardından

Mutlu pazarlar değerli okurlarım. Bugün ‘Babalar Günü.’ 
Tüm babalara eşleri ve çocuklarıyla daha nice huzurlu, sağlıklı, mutlu yıllara ulaşmalarını dilerken tüm şehit babalarının da ellerinden öpüyor, onlara sabır diliyorum.
Doğrusu hiç aklıma gelmezdi bir ‘Babalar Günü’nde Türk siyasetinde yarattığı ‘Baba’ imajı ve sevgisiyle damgasını vurmuş 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel hakkında  yazacağım.
Allah rahmet eylesin.. Ulusumuza başsağlığı dilerim..
Başbakanlığı döneminde Bursa’ya her gelişinde görevim gereği O’nu hep çok yakından izledim.
Çok yakından diyorum. Çünkü gerçek bu.
O yıllar konuşma yaptığı kürsüye kadar çıkabilirdik. Meydanları dolduran halka şapkasını sallarken fotoğraflarını rahatça çekerdik. Yakın korumalarıyla hiç sorun yaşamadık basın mensupları olarak. 
Cumhuriyet Meydanı’nda, Pınarbaşı Meydanı’nda, İnegöl’deki propanganda konuşmalarında ve partisine yaptığı ziyaretlerinde çok yakınında bulundum diğer gazetecilerle.
Basın mensuplarına çok duyarlı davranırdı. Çalışmalarında yardımcı olur korumalarını da uyarırdı gazetecilere sert davranmamaları için. 
Orhaneli ve Keles’i de Cumhuriyet tarihimizde ilk ziyaret eden bir Başbakandı o.
Orhaneli ve Keles yolları berbattı o yıllar. Asfalt namına bir şey yoktu. Süratle seyreden konvoydaki araçların kaldırdığı toz bulutları içinde bembeyaz kalmıştık bu ziyarette.
Pınarbaşı’ndaki bir miting öncesi yanına zorlukla yaklaşan yaşlı ve yoksul bir hanım kendisinden ev istedi. Bunu ve Demirel’in de yanındaki partililere ‘bacımıza hemen bir ev alın’ talimatına tanık olurken fotoğraflarını da çekmiştim.. 
Sonraki günler bunu izledim. Ama aradan aylar geçti, o yaşlı hanıma ev alınmadı. Bir yazı da daha yazdım. Bursa’daki partililer hemen o kadıncağıza bir ev alıp hediye ettiler!. 
(Bu olay, Bursa Hakimiyet arşivlerinde anılarımın tapusu olarak duruyor)
Bu anımı yıllar sonra yine bu gazetenin sayfalarına aktarmıştım.
Aradan bir hafta kadar geçti. Ankara’dan bir telefon. Demirel’in Güniz Sokak’taki sekreteryası aradı. Demirel yazımı okumuş, çok memnun olmuş. Adresimi sordular. ‘Sayın Süleyman Bey, size bir şey gönderecek’ dediler.
O hafta kargodan bir paket aldım. Büyük bir merakla açtım. 
İçinden Süleyman Demirel’le özdeşleyen şık bir fötr şapka çıktı. Şapkanın içinde yaldızla basılmış bir Süleyman Demirel imzası ve ayrıca bir de mektup vardı.
Mektupta, Pınarbaşı’nda olayı anımsattığım için teşekkür ediyordu.
Demokrasi kahramanı 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel imzalı o fötr şapka ve mektubunu evimde önemli bir devlet adamının gösterdiği duyarlığının güzel bir anısı olarak özenle saklıyorum. 
Mekanı cennet olsun. 



Güzel sözler

*- “Geç kalmış bir tebessüm, idamdan sonra gelen affa benzer..”
*- “Paylaşılan sevinç iki kat olur. Paylaşılan acı ise hemen yarıya iner.” - Çiçero
*- “Mutluluk her şeyden önce vücut sağlığındadır.” - Curtis

Yeni çıkan kitaplar

‘SARIKAMIŞ DRAMI’:- Bilgi Yayınevi’nce titizlikle hazırlanıp piyasaya sürülen ‘Sarıkamış Dramı’ isimli eser yazar Alptekin Müderrisoğlu imzasını taşıyor.
Usta kalem, Enver Paşa ve Albay Hafız Hakkı’nın kişisel tutkularının çatışmasından ve çılgınlıklarından doğmuş olan ve iki hafta içinde 90 bini aşkın Türk askerinin kış sezonunda donarak öldükleri bir dramı akıcı bir dille anlatıyor.

Pazar neşesi

RAMAZAN VE SUSUZLUK:- Çok sıcak bir ramazan günü Nasreddin Hoca’nın gözleri susuzluktan patlar gibi büyümüş. Dayanamayıp çeşmeye gitmiş. Musluktan buz gibi akan suya tam ağzını dayamış kana kana içecek; kendisini gören bir komşusu ‘aman Hocam, n’apıyorsun?. Orucun gidecek. Günah değil mi?’ diye uyarmış..
Hoca hiç aldırış etmemiş, suyu kana kana içmiş ve komşusuna dönerek: 
‘Oruç giderse gider!. Ama ben bir gidersem bir daha gelmem..’ demiş.