Bursa Hakimiyet

‘Çılgın Türk’ Osman Köseoğlu’nu yitirdik

Eğitime yaptığı katkılarıyla Uludağ Üniversitelileri’nin “Osman Amcası” haline gelen eski veteriner hekimlerden Osman Köseoğlu’nu kaybettik.
Cumhuriyet’in kuruluşunun ilk yıllarında, yoksunluklar içinde dünyaya gelen ancak, Atatürk, ulus ve vatan sevgisiyle bu ülkeye hizmet aşkıyla tutuşan Köseoğlu, eşi rahmetli Güler Köseoğlu ile birlikte Uludağ Üniversitesi yerleşkesine 112 kişilik modern bir yurt binasının yanı sıra, öğrencilere verdiği karşılıksız burslar, yaptırdığı konferans salonları, Tıp Fakültesi Hastanesi’ne donanım destekleri gibi birçok konuda katkı sunarak Uludağ üniversitesi’ne gönülden bağlanmış ve Üniversite de ona ‘fahri doktora’ unvanı vererek minnet ve şükranlarını sunmuştu. (Fotoğrafta, ortada)
 
Osman Köseoğlu, geçen çarşamba üniversiteye yaptırdığı Güler-Osman Köseoğlu Kız Öğrenci Yurdu binasının önünde düzenlenen bir törenle son yolculuğuna uğurlandı ve memleketi Burdur’un Tefenni/Başpınar köyünde toprağa verildi.
Üniversite yıllarında güreş sporuyla da yakından ilgilenmiş ve milli formayı giyerek şampiyonluklar kazanmıştı..
Köseoğlu, dostları arasında ‘Çılgın Türk’ lakabıyla da anılırdı. Baba mirası İstiklal Madalyası, kalpağı ve bastonuyla hemen her milli bayram törenlerinde dikkati çeker ve tatlı sohbetleriyle çevresinde geniş bir sevgi çemberi oluştururdu. Katıldığı dost davetlerinde de coştu mu Allah Allah; değme efelere taş çıkartan bir harmandalı sergilerdi.
Köseoğlu ayrıca doğduğu Tefenni/Başpınar Köyü’ne Anıtkabir’in mimari yapısına benzer büyük ve modern bir tesis yaptırmıştı.
Tesislerde geniş bir kütüphane, konferans ve dinlenme salonları ile açılacak çeşitli dallarda eğitim-öğretim kursları için derslikler ve Başpınar Köyü meydanına da büyük bir Atatürk anıtı yaptırtıp, meydan çevresinde ağaçlandırma çalışmaları ve düzenlemesini de kazandırmıştı.
Evet, Bursamız eğitim ve öğretime büyük katkılar sağlayan bir büyük değerini yitirdi. 
Tüm Köseoğlu ailesine, sevenlerine ve dostlarına başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum.
Allah rahmet eylesin, ışıklar içinde olsun.

***

YENİ KİTAPLAR

OĞLUŞUMA HİKAYELER: 

‘Oğluşuma Hikayeler’ ve ‘Küçük Kızıma Hikayeler’ isimli iki yeni kitap piyasada.
Anne ve babalara çocuklarıyla birlikte okuyabilecekleri ve evlatlarına kitap okuma alışkanlığı ile kitap sevgisini aşılamaları için bu kitaplar Pena Yayınları tarafından hazırlandı.
İlginç resimlerle bezenmiş kitaplar onbeşer hikayeden oluşuyor.
***
KÖPEKLER İÇİN GECE MÜZİĞİ:

Can Yayınları’nca hazırlanıp piyasa verilen ve yazar Faruk Duman’ın yazdığı yeni ve ilginç bir kitap var: 
‘Köpekler İçin Gece Müziği’ adlı kitap için ünlü romancı-yazar Selim İleri, ‘eseri ürpererek okudum. Kullanılan her bir sözcük büyük bir özenle seçilmiş ve akıcı bir okunabilme olanağı var. Dil ve anlatım çok duru. Gerilim ise oldukça yüksek.’ diyor.

***

BİR ÖNEMLİ KAYIP DAHA

Bursa’da 32 yıldır eğitime katkılar yapan Rafet Kahraman Liseleri ve Macide Kahraman Koleji kurucusu, eğitim sevdalısı, hayırsever Rafet Kahraman’ı da yitirdik.
Yaptırdığı yurtlarda binlerce gencin barınmasını sağlayan, çeşitli kurum ve vakıflar aracılığıyla verdiği burslarla her yıl yüzlerce öğrenciye eğitim imkanı sağlayan Kahraman Bursa’daki pek çok hastaneye de yeni bölümler ve odalar kazandırmıştı. Ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin..

***

GÜZEL SÖZLER

“Öfke aptalları akıllı yapar.. Ama yoksul bırakır..” Lord BACON 
...
 “Öfke, geçici bir çılgınlıktır. Ona hükmet. Yoksa o sana hükmeder.” HORATİUS
...
“Bütün kirliliğine ve olumsuzluklarına rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik mekanıdır..” XSENTİUS
...
 “En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir..”CİCERO
...
“Ekmeğinizi bölüşün ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın.” Halil CİBRAN
(Teşekkürler Erol GÜRÇAY)

***

PAZAR NEŞESİ


Ercüment Ekrem, Çamlıca’da bahçeli bir evde oturuyordu. Yahya Kemal bir gün ziyaretine gitti. 
Evin kapısında ‘Kopek var, dikkat’ yazısını görünce korktu ve ‘İçeri tedbirli girmeli’ dedi ve kapı zilini çaldı. 
Gelen giden olmayınca iri bir taş alıp ürkek adımlarla bahçeye girdi. Ama ilerde aynı uyarı levhasını tekrar gördü. Adım atacak cesareti kalmadı. 
Ve ‘Ercüment, Ercüment’ diye bağırmaya başladı. Yine ses veren olmadı. 
Yahya Kemal cesaretini toplayıp eve kadar yürümekten başka çare olmadığını anladı.  
Onbeş adım sonra evin kapısına vardı. O anda da Ercüment Ekrem bahçenin diğer koşesinden çıkıp geldi. Dostunu görünce sevindi. 
Yahya Kemal ‘ödüm patladı’ diye söylendi. 
“Ödün mü patladı? Sebep?.” 
“Daha ne olsun, her yanda levha asılı. Köpek bağlı mı bari?” 
“Aman Yahyacığım nasıl kıyar da bağlarım köpeğimi?” 
Ercüment Ekrem, tam da o sıra evin arkasından gelen yumruk kadar fino yavrusunu gösterdi: ‘Bak!..” 
Yahya Kemal köpeği görünce şaşırdı ve: ‘Ay! O levhalar bunun için miydi?” 
Ercüment Ekrem gülerek cevapladı ‘Zavallı yavrucağızı görmeyip üstüne basarlar diye astım o levhaları!.”
(Teşekkürler İlhan ATEŞ)