Bursa Hakimiyet

Esra Albayrak sanatta başarı bayrağını dalgalandırdı!..

Bunların yanında birtakım güzel olayların kahramanı olan gençlerimizin başarılarını duyunca da doğrusu seviniyor, ferahlıyor, mutlu oluyor ve inanın dinleni-yorum.
İşte bunlardan biri daha:
Nilüfer ilçemizin Beşevler bölgesi, Konak Mahallesi sakinlerinden Albayrak Ailesi’nin genç ve güzel kızı Esra Albayrak sanat ve sanatçı kenti Bursa’nın yeni bir başarı bayrağını başkent Ankara’da büyük bir onurla dalgalandırdı.
Yusuf Albayrak’ın üç can kızından biri olan Esra’nın Elif ve  Pınar isimli kardeşleri var... Tüm aile de sanatçı bir yapıya sahip.
Albayrak Ailesi onlarla her zaman gurur duyuyor.

Esra Albayrak Eskişehir Anadolu Üniversitesi mezunu. İlgi duyduğu sanat dalı, özgün baskı.. Ama bu dal için hiç eğitim almamış ve kendi yöntemleriyle harikalar yaratıyor..
Bir süre önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açtığı ve bu sene 71.’si düzenlenen Devlet Resim ve Heykel Yarışması’na orijinal bir çalışma ile katıldı Bursalı genç kızımız..
761 sanatçının katıldığı yarışmaya gönderilen eserlerin ancak 163’ü sergilenmeye değer görülürken Esra Albayrak’ın yaptığı eser Özgün Resim Dalı’nda titiz bir çalışma yapan uzman jürinin ortak görüşü ile birinciliği aldı..
Albayrak’a bu büyük başarısının ödülünü Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, geçenlerde Ankara Devlet Heykel Resim Müzesi’nde düzenlenen ve geniş bir katılımcının bulunduğu görkemli törende alkış yağmuru altında verdi.
Bursalı genç ve yetenekli sanatçımız Esra, başarı belgesinin yanında 6 bin TL.’lık bir para ödülünün de sahibi oldu.

Ve bu anlamlı törende konuklar arasında ilgi toplayan bir güzel anı daha oldu. Sanatçımızın 2 yaşındaki tatlı yeğeni minik Zeynep sahneye çıkıp tüm sempatik tavırlarıyla Esra’yı Bakan’dan sonra öpücüklerle kutlayan ilk kişi oldu..
Esra Albayrak için bu büyük ödül kendisine adeta bir doping oldu. Çalışmalarına bundan böyle daha da yoğunlaşacak.
Bugüne dek birçok yayında da çalışmaları yayınlanan Esra’yı kutlar, başarılarının devamını dilerim..
Evet, bayraklarımız her zaman özgürce dalgalansın, onurla, gururla... Dileğim budur.  
Daha nice güzelliklere.

*****************************************************************

Pazar gırgırı

MEYHANECİ:- “Meyhaneci geç vakit meyhaneyi kapayıp yorgun argın evine gitti. Bitkin bir halde yatağına gireceği sırada telefon çaldı.
Telefonda bir sarhoş :
“Meyhaneci, dedi. Kaçta açacaksın meyhaneyi?.”
“Yahu daha yeni kapadım. Sabah olsun açarım.”
Büyük bir sinirle çat kapattı telefonu sarhoşun yüzüne..
Meyhaneci tam uykuya dalacak telefon zırrn bir daha çalıyor. Yine aynı sarhoş:
“Ne zaman açacaksın bu meyhaneyi arkadaş?”
Meyhaneci “açsam da seni bir daha içeri almam..” derken sarhoş telefonun diğer ucundan peltek peltek bağırmaya başlıyor:
“Ben içeri girmek değil, dışarı çıkmak istiyorum yahu!. Burada kilitli kaldım..”
(Teşekkürler Ecz.Oryal KAHRAMAN)

*******************************************************************

Güzel sözler

“Basit insanlarla uğraşma. Unutma, kartal sinek avlamaz..”
(Teşekkürler Nilgün ALAŞ)
“Sizi gülümsetebilen insanların peşine takılın.
Çünkü sadece bir gülümseme bile, karanlık bir günü aydınlatabilir!.”
- Moliere
(Teşekkürler Sema GEYVE)
İstediği kötülüğü yapmaya gücü yeterken hiçbir şey yapmamak da iyiliktir.”
-A.GİDE
(Teşekkürler Erol GÜRÇAY)

******************************************************************

Lafı gediğine oturtanlar

İhtiyara yaşlandığı için kendisini yormayıp istirahate çekilmesini söylemişler.
İhtiyarın tepkisi şöyle:
“Eğer bir yarışa katıldıysanız hedefe yaklaşınca yavaşlar mısınız?..”

Eflatun öğrencisini kumar oynarken yakalayınca azarlamış.. Öğrencisi, ‘ben çok az parayla zevk için oynuyorum’ deyince Eflatun adeta gürlemiş:
“Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum...”

Bir toplantıdaki genç Mehmet Akif’i küçük düşürmek için ‘affedersiniz, siz veteriner misiniz?’ diye sormuş.
Akif: “Evet bir yerin mi ağrıyor?’ diye cevaplamış.

Lafı uzatanlara ne yapmak gerek diye Farabi’yle sormuşlar.
Cevap: “Uzun konuşanı kısa dinlemeli..”
(Teşekkürler Dilek KÖSEOĞLU)

************************************************************

Şu bizim can Temel

ŞİMDİ GELDİM: Temel, bir binanın altıncı katından düşer. Hemen etrafına bir kalabalık toplanır. Yoldan geçen biri kalabalığı yararak, yaralı Temel’in üzerine eğilip sorar:
“Ne oldu?.” Temel, zorlukla:
“Vallahi bilmeyrum. Ben de şimdi celdum.”
HHH
PİJAMA: Temel Dursun’a misafirliğe gitmiş. Ani bastıran şiddetli yağmur Temel’i zor durumda bırakmış. Dursun, Temel’e: “Bu gece pizde yatarsun” deyince kabul etmiş.
Temel Dursun’un olmadığı bir an kaybolmuş. Bir süre sonra, kapı çalmış. Dursun bakar ki gelen Temel.. Hem de sırılsıklam.
“Ula Temel, nereye cittun.?”
“Eve pijamami almaya cittum da.”
(Teşekkürler Ertan NEŞE)