Bursa Hakimiyet

Genç ve güzel kızların yırtık pantolon modası

Zevkler ve renkler münakaşa edilmez denir.
Doğrudur. 
Herkes kendi zevkine göre giyinir, kuşanır..
İşte bir zarafet nostaljisinden günümüz modasına uzanıyoruz.. Okurum H.B’nin güzel anlatımıyla tüm aile bireylerinizle ve sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bir pazar tatili diliyorum efendim: 

“Bir yaz bitti.. Az kaldı, yenisi geliyor.. 
Ömrümüzde yaşayacağımız acaba daha kaç yaz, kaç kış kaldı; Allah bilir. Yaz dönemi başlayıp tatile çıkarken insanlar ‘gittiğimiz yerlerde kurtlarımızı dökeceğiz. Çocuklarıma da hiç karışmayacağım. Okul stresini üzerlerinden atsın’ zihniyeti taşırlar.
Aile büyüklerimiz İstanbul’un eski güzelliklerini ve özellikle Beyoğlu’nda erkeklerin takım elbise ve kravat, fötr şapka ile tur attıklarını, hanımların da en güzel elbiseler giydiklerini ballandıra ballandıra anlatırlar.
Aslında bu sadece İstanbul’a özgü değil, Bursamız’da da bu şekildeymiş. 
1950’li yıllarda erkekler şık, takım elbiseleri içinde, hanımlar da pırıl pırıl, tertemiz elbiseleriyle Altıparmak’tan Postane’ye oradan da Heykel’e ve Maviköşe’ye kadar huzur turları atarlardı. 
Konfeksiyon ürünleri olmadığı için herkes takım elbisesini Bursa’nın o yıllardaki en meşur terzilerine özenle diktirir, sonra gömlek terzisine de gömlek siparişleri verir alınan kumaşların yaklaşık üç-dört misli de terzilere ödenirdi. 
O yıllarda akşam üzerleri huzur turlarına çıkan kadın ve erkekler şimdi podyumlara çıkan mankenlerden daha da şıktı.
Erkekler kış ayları gelince sol elini dirsekten kırar, pardösüsünü itina ile koluna asıp yerleştirir, havalar daha soğuyunca sadece sol eline eldivenini giyer, öteki tekini giymez ve eldivenli elinle diğer eldivenini tutardı. 
Nedeni de bir dostuna, arkadaşına rastlayınca tokalaşacak ya; ayıp olur diye tek el eldivensiz dolaşırlardı. 
Sadece o yıllarda erkekler mi; hayır efendim, kadınlarımız da çok şık ve zarif giysiler içinde Altıparmak-Heykel-Maviköşe turu atarlardı. Arkadaşlarıyla karşılaşınca ayaküstü tatlı bir sohbete başlar ve elbisesinin ona çok yakıştığını belirtir sonra da ‘kumaşı nereden aldın, hangi terziye diktirdin?’ diye sorarlardı.. 
Şimdi günümüz gençlerine bakıyorum da fidan gibi gencecik, güzel kızlarımızın özellikle pantolonlarında on-oniki tane yırtık var!.
Kesiklerin kenarlarından da iplikler sarkıyor..
Bu nasıl moda? Doğrusu anlaşılacak gibi değil.. 
1950’li yıllarda genç kızlarımız güntmüzdeki gibi giydikleri yırtık pantolonlar içinde görülseler ‘tecavüze mi uğradı acaba’ diye endişe edilir ve üzülünürdü tabii. 
O zamanki Bursa nüfusu 300 bin küsur, şimdi 3 milyon.. Heykel turundaki zarafet 1940’lı yıllardan başlamıştı. Ve bu yarış 1950-60’larda tepe noktasına ulaşmıştı. Sonra azaldı da azaldı. 1980’li yıllarda da sonlandı sayılır. 
Şimdilerde ise pantolonlarda ne kadar çok yırtık olursa o kadar iyi (!) ve o kadar da moda (!) yılları herhalde..” - H.B.

Derlenen çok güzel sözler

 “Her kız, eşinin kraliçesi olmayabilir. Fakat her kız, babasının prensesidir.”

 “Baba ne kadar sağlamsa kızı o kadar dik durur. Baba ne kadar gülerse kızı o kadar hayat saçar..”

 “Sizi defalarca üzen birine sakın sormayın neden üzüyorsun diye?.. Kendinize sorun neden buna izin veriyorum diye?..”

 “Aşk, bir kadınla bir erkek arasına sıkışıp kalmayacak kadar büyük ve değerli bir şey. Böyle düşünürsek aşka ayıp etmiş oluruz. Aşk, insanın kendisi ve daha geniş daha yüce yaşama nedenidir..”

 “Hayatınızdan çıkanlara sakın üzülmeyin. Çürük olan meyve dalından düşer!.”
(Teşekkürler Turgay UYKUSUZ)

Türk erkekleri çok çekicidir

İnternet ortamında dolaşan espri yüklü bir yazı.. Okurum Sn. İlhan Ateş göndermiş:
Paylaşıyor ve teşekkür ediyorum..

“Türk erkekleri işe başlarken besmele çeker. Delikanlıdır tespih çeker. Sportmendir barfiks çeker.
Tek eliyle şınav çeker. Kendi dişini kendi çeker. 
Kaçan gole yuh çeker. Ağzında sigarayla halay çeker. Dikiz aynasından hareket çeker. Çaktırmadan kopya çeker.
Kaynanasından çok çeker. Genelde babaya çeker. Evladına nutuk çeker.
Kebabın üstüne bir de künefe çeker. Komedi filminin kralını çeker. 
Bilardoda isteka ile çuhayı yırtmadan pike çeker. Kafası bozulunca hemen resti çeker. 
Yükte ağır, pahada hafif çeker.. Para bulunca altına hemen bir araba çeker. Arabasıyla kızlara pati çeker.. 
Gurbette hasret çeker. Sevdiğini sorguya çeker. Aldatılınca tetiği çeker.. İtalyan erkeklerine beş çeker. 
Balıketli görünce iç çeker..
Vee
Ne çekerse karısından çeker!.”

Pazar neşesi

YILDIZLAR:- Öğretmen sormuş:
“Çocuklar bana belli başlı yıldızları kim eksiksiz sayacak?
Kızlardan biri sormuş:
“Öğretmenim, sinema yıldızlarını mı, dizi yıldızlarını mı?”