Bursa Hakimiyet

Hayatta neleri kaçırıyoruz acaba?

Bursa Dünya Müzikleri Derneği’nin faal üyelerinden okurum Sezan Kaya’dan güzel bir yazı aldım. Paylaşıyor ve Sn. Kaya’ya teşekkür ediyorum:
****
“Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 farklı Bach eseri çalar. Bu süreçte çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık 1097 kişi (kimi duraklasa da metroya yetişme telaşıyla) kemancının önünden geçip, gider. 
1097 kişinin içinden, çoğunluğu çocuk, sadece 7 kişi bu kemancıyı dinlemek için durur.
En fazla dikkat edip duran ise üç yaşlarında bir erkek çocuk. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk kemancının önünde durur ve dikkatle dinler. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. 
Çocuk arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. 
Buna benzere birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne ve babalarınca yürümeye  zorlanarak, uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 7 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan para vererek yürümeye devam eder. 



Kemancı çaldığı süreçte sadece 32. dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3 buçuk milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. 
Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmış.
Bu gerçek bir olay ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesince algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmış. 
Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz?. Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? 
Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir üç dakikamız dahi yoksa, hayatta başka neleri kaçırıyoruz acaba?
Hoş çakalın ama müziksiz kalmayın..” Sezan KAYA

Yeni çıkan bir kitap

‘GÜRPINAR KÜLLİYATI’:- Edebiyatımızın en önemli yazarlarından biri olan merhum Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserlerini kapsayan 15 kitaplık bir set Papersense Yayınları tarafından hazırlanıp okurlara sunuldu. 
Birbirinden güzel romanlarıyla Cumhuriyetimizin kuruluşunun ilk yıllarına ait İstanbul’u, insanları ve yaşayışlarını sinema filmi gibi satırlarına başarıyla döken yazara ait ‘Gürpınar Külliyatı’ kitaplıklarda bulunması gereken bir set.

Cumartesi neşesi     

HIRSIZ:- Adamın arabası çalınır. İki gün sonra araba geri gelir. Bir not vardır içinde:
“Özür dilerim arabanızı aldım ama karım doğum yapacaktı.. Kendimi affettirmek için yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için iki bilet aldım, hatamı telafi etmek için ben de orada olacağım, lütfen kabul edin.”
Adam çok duygulanır, eşiyle ti-
yatroya giderler. Adam yoktur ama güzel vakit geçirmişlerdir, memnun eve dönerler. 
Ama ev soyulmuştur ve duvarda bir not vardır:
“Abi tiyatro nasıldı?..” (Teşekkürler Suna KIRCA)