Bursa Hakimiyet

İstiklal Marşımızın 94. yılı ve Beyza...

İstiklal harbi başlamış, ordularımız, Anadolu’yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarında.. 
Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 
1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor. Kazanan şiir için 500 TL. ödül var. O zaman için çok büyük para. 
Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara’da yaşayan şairimiz ve milletvekili Mehmet Akif Ersoy’dan da bir şiir istiyor. 
Mehmet Akif Bey “Ben  milletvekiliyim, müsabakaya katılmam. Bir şiir yazıp size veririm” diyor. 
Evinde yazmaya başlıyor ve “Kahraman ordumuza” ithaf ettiği şiir bittiğinde, Maarif Vekaleti’ne teslim ediyor. 
Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey’in şiirini Meclis kürsüsünden Hamdullah Suphi Bey büyük bir coşkuyla okuyor. 
Şiir, büyük coşku ve alkışlar arasında, oybirliğiyle İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor. Tarih 12 Mart 1921. 
İstiklal Marşı şiiri kabulünden sonra, Meclis yetkilileri  Mehmet Akif Bey’e ödülü 500 TL.’yi vermeye gidiyor. Ama büyük şair  “Ben müsabakaya girmedim. Milli bir görev yaptım. Bu para benim hakkım değil” diyor. 
Yetkililer ısrar ediyor. “Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın” diyorlar. 
Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı hastanede yatan gazilerimize bağışlıyor.


Bu anlamlı günümüz için Osmangazi ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü geçenlerde bir tören  düzenledi. Çeşitli okulların öğrencileri ezberledikleri İstiklal Marşı şiirimizin on kıtasını okudu.
Ama bu öğrencilerden birinden söz etmeden geçemeyeceğim..
Turgut Yılmazipek Yatılı Bölge Ortaokulu 8/B sınıfından Beyza Dönmez bu öğrencimiz. 
Beyza, sahneye şanlı Türk bayrağımızın rengindeki kırmızı ve üzerinde ay ve yıldızın uygulandığı bir giysiyle çıktı. Cep telefonlarındaki fotoğraf makineleri şıkır şıkır çalıştı bu anlamlı giysiyi ölümsüzleştirmek için. Beyza, şiirin tümünü tane tane, her kelimenin vurgusunu da gerektiği gibi yaparak büyük bir başarı ile okudu. On kıtalık uzun şiir eksiksiz okunurken gözyaşlarına tutamayan öğretmenler de vardı, konuklar da..
Beyza Dönmez, okulunu temsil etmek için Müdürü Abdülhamit İspir ve kendisini yetiştiren, orijinal giysisini hazırlayan bazı öğretmenleriyle birlikte gelmişti salona.
Şiiri gümbür gümbür okuyup tamamlayan başarılı öğrenci gözyaşlarını tutamadı. Sahneden indiğinde yoğun bir tebrik yağmuruyla karşılaştı.
Beyza, Okul Müdürü Abdülhamit İspir ve kendisini yetiştiren ve bu çok özel giysiyi büyük bir özenle hazırlanan sevgili öğretmenleri Fatma Sözer, Hande Artuner, Özge Çelik, Seher Kutlu Çakır ve Özge Emir’e tek tek sarılıp ellerini öperek teşekkür etti. Onu kutlayan öğretmenlerinin de sicim gibi yaşlar iniyordu gözlerinden. 

Evet, her gün okur sorunlarını ilgililere aktarıyorum buradan.
Bugün de köşemi ulusal birliğimiz, Cumhuriyetimiz ve bu ülke için canlarını veren, şehit ve gazi olan kahramanlarımızı simgeleyen İstikal Marşımızı böylesine güzel ve anlamlı bir şekilde yansıtan Beyza’ya ayırdım.
Ulusal birliğimize ençok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde yürekten kutluyorum seni sevgili Beyza. 
Yeni yetişen siz gençlerimiz sayesinde ‘korkmuyoruz, sönmeyecek bu şafaklarda yüzen al sancağımız!.’ 

Nuray Çohan’ın Ankara hazırlığı

Milletvekili aday adayları, listelerde ilk sıralarda yer alabilmek için gece-gündüz var güçleriyle çalışırken gazetemizi de ziyaret ediyorlar.
Dün de zarif bir aday adayı konuğumuz vardı. Siyahlar içinde, asil bir kadın, yani CHP Bursa Milletvekili aday adayı mimar Nuray Çohan’dı konuğumuz...
Aslen Tekirdağlı.. Trakya kökenli hanımlara özgü bir güzelliği var. Evli, iki çocuk annesi.
Yıllar önce Bursa’da mutlu bir yuva kurmuşlar. CHP Bursa örgütünde eşiyle birlikte uzun süre etkin çalışmalar yapmışlar. Geçen seçimlerde de milletvekilliğine adaylığını koymuş, 18. sırada yer almış. Ama alt sıralarda kaldım diye küsmemiş partisine.
Üniversite öğrenimi için hiç dersaheneye falan da gitmemiş. Çalışkan bir hanım. Mesleğinin getirdiği estetik olgulara karşı aşırı duyarlı.
Sohbetimizde TOKİ’lerdeki estetik yoksunluktan, plansız bir kent gelişmesi yaşanmasından, altyapı sorunlarının çözümlenemediğinden, yüksek kaldırımlara falan özellikle vurgu yaptı. 
Aday adaylığı çalışmaları nedeniyle gece gündüz yüksek bir tempoda gayret sarf ediyor. Çocuklarının derslerine bu dönem yeterince eğilemediğinden yakınıyor biraz da. Çocuklara sahip çıkabilmesi için anneanneyi davet etmiş Bursa’ya.. Gözü arkada değil şimdilerde..
25 yıllık mutlu bir evliliği var. Bursa’ya gelin gelirken Bursa’nın güzelliklerini anlatanlar ona ‘Her taraf yemyeşil. Caddelerde, sokaklarda çeşmelerden şırıl şırıl, tertemiz sular akıyor’ demişler.
Demişler ama bu konuda olumsuz manzaralar görmüş, çok şaşırmış.
‘Ben Tekirdağ doğumlu ve Kars geliniyim. Ülkemin bir ucundan diğerine sevgi,     saygım var. Emekten yana, halkla elele, onların sesi ve ülkemin birliği, varlığı ve özgürlüğü için göreve hazırım’ diyen Nuray Hanım’a başarılar. Yolu açık olsun.